Eylül Gökçin
Uzun süredir bir hayalet dolaşıyor üzerinde yaşadığımız dünyanın her sokağında her caddesinde. Sosyalizmin hayaleti… Ayak sesleri gittikçe yakınlaşıyor, daha keskin duyuluyor. Birey olduğu yanılsamasının verdiği mutlulukla bağımsızlaştığını, özgürleştiğini düşünen zihinleri omuzlarından yakalıyor ve sarsıyor. Kendine, çevresine, doğaya yabancılaşan insan bu durumu adlı adınca anmak yerine ona parlak bir isim bulmakta gecikmiyor. Kalabalıklar içinde yalnızlık…
2024’ü geride bırakırken dünyada ve Türkiye’de dil üzerine çalışmalar yapan kurumlar yılın kelimelerini belirledi. Cambridge “Manifest”, Dictionariy.com “Demure”, Oxford “Brain rot”, Marriam-Webster “Polarization”, Collins “Brat”, Macquarie “Enshittification” kelimelerini seçti. Türkiye’de ise 1 milyon kişinin katıldığı Türk Dil Kurumu’nun oylamasında 2024 yılının kelimesi ve kavramı “kalabalık yalnızlık” seçildi. Halk oylamalarıyla seçilen bu kelimeler ya da kavramlar neoliberal politikaların toplumlarda yarattığı psikolojik ve sosyopolitik aşındırmayı anlatması bakımından oldukça dikkat çekici.
Kutuplaşıyor, çürüyor, değer yitimine uğrayıp yalnızlaşıyoruz…
Oxford Sözlüğü “brain rot” yani “beyin çürümesi” sözcüğünü önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen, bir kişinin zihinsel ve entelektüel durumunun varsayılan bozulması olarak tanımlıyor. Bu kelime veya kavramla sosyal medya ve internette bulunan düşük kaliteli düşük değerli içeriklere ve bu tür içerikleri tüketmenin birey veya toplum üzerinde yarattığı olumsuz etkilere atıfta bulunuluyor. Kısacası sosyal medyanın bireylerin/toplumların, zihinsel ve entelektüel durumlarında bozulmalara yol açtığını vurguluyor.
Merriam-Webster sözlüğü ise “polarization” yani “kutuplaşma” sözcüğünü “keskin bir şekilde zıt iki şeye bölünme; özellikle, bir grup veya toplumun görüşlerinin, inançlarının ya da çıkarlarının artık bir süreklilik içinde olmadığı, zıt uçlarda yoğunlaştığı bir durum” olarak tanımlıyor. Kelimenin büyük bir çoğunlukla seçilmesi bize göçmen krizi ve ABD seçimlerinin Amerikan toplumunda yarattığı etkinin boyutlarını göstermesi bakımından önemli bir noktada duruyor. Özcesi, kapitalizmin pompaladığı ırkçılık toplumlar nezdinde faşizan eğilimler olarak karşılık buluyor.
Avusturalya’daki Macquarie Sözlüğü’ne göre yılın sözcüğü “enshittification” Türkçe karşılık olarak “değer yitimi-boktanlaştırma” anlamına geliyor. Kelime genellikle teknoloji platformları ve sosyal medya şirketleri bağlamında kullanılan bir terim. Bir platformun ya da hizmetin, ilk etapta kullanıcıların dikkatini çekmek için cazip özellikler sunarken zamanla daha fazla kâr elde etmek için kullanıcı deneyimini ve değerini düşürmesini ifade ediyor. Sözlükten yapılan açıklamaya göre, “Bu kelime, çoğumuzun şu anda dünyada ve hayatımızın pek çok alanında yaşadığı durumu özetliyor.”
Gelelim üzerinde yaşadığımız topraklarda seçilen “kalabalık yalnızlık” kelimesine. Yaklaşık 1 milyon kişinin katılımıyla seçilen bu kelime için Türk Dil Kurumu Değerlendirme Kurulu’nun yaptığı açıklama ise şöyle: “Araştırmalar, sosyal medya ve dijital teknolojilerin kullanımının artmasıyla insanların kendilerini daha yalnız hissetmeye başladıklarını göstermektedir… Diğer yandan hayatın giderek artan hızı, artan insan hareketliliğiyle birlikte toplumsal bağların zayıflamasıyla bağ kurmakta zorlanan bireyler, kendilerini kalabalıklar içinde yalnız hissetmektedirler…”
Yazının başında da belirttiğimiz gibi toplumlar tarafından oylamalarla seçilen bu kelimeler bize çok şey anlatıyor. Adına ister “kalabalık yalnızlık” ister “beyin çürümesi” ister “kutuplaşma” ister “değer yitimi-boktanlaştırma” densin. Adlı adınca anacak olursak hepsi kapitalist barbarlığın insanlığı getirdiği noktayı özetliyor.
Tüm bunların adı dosdoğru kapitalist barbarlık
Eğer tüm dünyanın gözü önünde “Bu topraklar Filistin halkınındır” diyen bir halka son teknoloji silahlarla soykırım uygulayıp, topraklarını işgal ederseniz. Ülkede yaşayan göçmenler için “Bu bok çukuru ülkelerden neden bu insanları kabul ediyoruz?” diyerek ırkçılıkta Nazi Almanyası ile boy ölçüşürseniz. Yine tamamen kapitalizmin çıkarlarına hizmet etmesi için yarattığınız çetenin liderine takım elbise giydirip, işgal ettiğiniz başka toprakların tepelerinde “çay içip, sohbet ettik” diyerek boy boy fotoğraflar yayınlarsanız…
Hama, Humus sokaklarında katledilen, kafalarına basılarak işkence edilen, evlerine el koyulan, ekmek kuyruklarında katledilen Alevi halkını görmeyip medyadaki yandaş, liboş kalemşörlerinize “Şam’da tedirginlik sempatiye dönüştü” manşetleriyle Suriye güzellemeleri yaptırırsanız. Bölgede yapılan bir röportajdan dahi korkarak alelacele yayından kaldırma telaşına düşerseniz.
Başka halkların topraklarına liberal “özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi” naralarıyla girip yaşadığınız topraklarda sizden olmayan her sese her söze orantısız bir şekilde saldırırsanız.
Daha fazla kâr uğruna fabrikalarda, madenlerde, atölyelerde yüzlerce binlerce işçiyi insanlık dışı çalışma koşullarına mahkum ederek katlederseniz. Kiraların dahi 25 bin olduğu bir ülkede milyonlarca işçiye, emekçiye 22 bin 104 lira olan “asgari” bir ücreti reva görürseniz.
Oyun oynaması, okula gitmesi gereken henüz 14-15 yaşındaki çocukları dahi iş aramak zorunda bırakıp adına okul dediğiniz MESEM’lerde iş cinayetlerinde katlederseniz. Atamadığınız, KPSS’ye, mülakat cenderesine mahkum ettiğiniz öğretmenlere gazla copla saldırırsanız. Emeklileri “bir kilo et” için yüzlerce metrelik kuyruklara, bırakın geçinmeyi, kiralarını dahi ödeyemeyecek maaşlara mahkum ederseniz.
Cebinde ekmek parası dahi olmayan, her gece çocuğuna veremeyeceği harçlığı düşünerek gözlerine uyku girmeyen milyonlara “en az üç çocuk” derseniz. “Kutsal aile” nakaratlarıyla, yaydığınız nefret söylemleriyle LGBTİ+’ları, kadınları hedef gösterirseniz. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde sokaklarda kadına yönelik şiddete karşı yürüyen kadınları işkenceyle gözaltına aldırırsanız.
Depremde yakınlarını, neredeyse her şeyini kaybeden halkın evlerine, dükkanlarına, zeytinliklerine, tarlalarına, bahçelerine çökerseniz. Gördüğünüz her karış yeşil alana HES’lerle JES’lerle el koyup patronlara peşkeş çekerseniz. Hayvanlara yaşam alanı bırakmayıp, onları topladığınız barınaklarda en vahşi yöntemlerle katlederseniz…
Halkların tüm bu yaşadıklarına yaptığınız oylamalarla istediğiniz kadar “kalabalık yalnızlık, beyin çürümesi, kutuplaşma, değer yitimi-boktanlaştırma” deyin tüm bunların adı dosdoğru kapitalist barbarlıktır. Bir arkadaşımın da belirttiği gibi “Burjuvaziden başka şakşakçısı olmayan tam kadrolu bu gösteri dünyasının da sonu gelecek elbet. Hiçbir şey sonsuz değildir.”
Son sözü Arkadaş Zekai Özger’e bırakalım.
“Yusufçuk, yusufçuğum
Kanadından mı vurdular, vursunlar
Gün tanlayınca gövertisini
Halk ormanı ışıyacak
Bin yusufçuk uçacak Bin yusufçuk konuşacak”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!