Mevcut faşist iktidar bloku “barış” ve “iç cephenin sağlamlaşması” diye diye azami merkezileşmeyi-tahkimatı sağlamak için aklımıza gelebilecek her toplumsal kesime, kendisine aykırı düşen her tutuma kılıç sallamaya devam ediyor. Elinden gelse toplumun yüzde 50’sinden fazlasını zindana tıkacak!
HDK hakkında tuttuğu 10 yıllık dosyaları açıyor, iktidar olamadığı alanlarda iktidar olanları hapsederek önünü açacağını sanıyor, Antep’te işçilerin grevlerini yasaklayıp sömürü çarkına çomak sokmak gibi bir görevi hakkıyla yerine getiren BİRTEK-SEN Genel Başkanını tutukluyor, kayyım gibi bir olağanüstülüğü sistematik bir politikaya dönüştürüp direnen halka her türlü araçla saldırıyor… Saymakla bitmez!
Gezi bu konudaki en işlevsel araçlarından biri oldu, olmaya da devam ediyor!
Gezi’yi birkaç kişinin komplosu olarak akıllara kazımaya, itibarsızlaştırmaya çalışan iktidar, onu, tahkimatının en işlevsel altlıklarından biri haline getirdi. Siyasallaştırdığı yargı bir tak-şak ilişkisiyle anında harekete geçiyor. Menajer Ayşe Barım’ı da o yargı eliyle “Gezi’nin planlayıcısı’ ilan edip tutuklattırdı!
Barım’ın avukatı, Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak müvekkilinin tutukluluğuna itirazda bulundu. Talebi değerlendiren hakimlik, itirazı reddederek, Ayşe Barım’ın tutukluluğunun devamını kararlaştırdı.
Bunun üzerine Ayşe Barım’ın avukatı, müvekkilinin tutukluluğuna yeniden itiraz ederek İstanbul 8’inci Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. İtirazı değerlendiren mahkeme hakimi Fatih Kapan, “şüpheliye yüklenen suçun vasıf ve mahiyeti, lehine olan tanık beyanları, aleyhine olan telefon konuşma kayıtları ve tüm deliller kapsamında suçun değişme ihtimali bulunduğu ve bu durumda ise tutukluluk kararının ölçülü olmayacağı” gerekçesiyle tahliye kararı verdi.
O hakim hakkında da soruşturma!
İktidarın ölçütleriyle değil klasik burjuva hukuk ölçütleriyle hareket edip karar veren o hakimin kararı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazıyla anında durduruldu. Başsavcılığın talebini yerinde bulan Ağır Ceza Mahkemesi, Barım hakkında yeniden tutuklama kararı verdi.
Olay burada kalmadı. Bu sefer de Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, “vay sen misin tahliye kararı veren” diyerek hakim Kapan hakkında inceleme ve soruşturma başlattı. Daire, Kapan hakkında ihbar ve eki evrak kapsamındaki iddialar ile inceleme sırasında çıkabilecek diğer hususlarla ilgili olarak durumun, kurul müfettişi tarafından incelenmesi ve delil elde edildiğinde soruşturmaya geçilmesi hususunda kurul başkanına teklifte bulunulmasına hükmetti.
Kısacası iktidarın azami merkezileşme çılgınlığında yargının nasıl bir sopa haline getirildiği bir kez daha ilan edilirken bu gidişatın tırmanarak devam edeceğinin de altı çizilmiş oldu!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!