Kürt Halkının Kendi Kaderini Tayin Hakkına Saygı Duyulmalı



H. Selim Açan, açıklamada kendi adlarına doğru bulmadıkları ve anlamakta güçlük çektikleri bazı noktalar bulunduğunu dile getirdi. Ancak nihai kararın Kürt halkı ve onun öncülerine ait olduğunu belirterek, ezen ulusa mensup komünistlerin, sosyalistlerin, devrimcilerin ve demokratların bu tercihi kendi kaderini tayin hakkının bir parçası olarak kabul etmesi gerektiğini söyledi


Alınteri Gazetesi yazarlarından H. Selim Açan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” başlıklı çağrıya ilişkin Medya Haber TV’de yayınlanan Birleşik Gündem programında değerlendirmelerde bulundu.

Açan, Öcalan’ın açıklamasının tarihsel bir dönemeci simgelediğini belirterek, sürecin arka planında devlet ile Öcalan arasında belli görüşmelerin yapılmış olabileceğine dikkat çekti. Açan, metnin esas olarak devletin ve Türk milliyetçiliğinin hassasiyetlerini gözeten bir içeriğe sahip olduğunu vurgulayarak bu gerçeğe gözleri kapatmanın yanıltıcı olacağını ifade etti.

“Eleştiriler Saygı Çerçevesinde Yapılmalı”

Açan, açıklamada kendi adlarına doğru bulmadıkları ve anlamakta güçlük çektikleri bazı noktalar bulunduğunu dile getirdi. Ancak nihai kararın Kürt halkı ve onun öncülerine ait olduğunu belirterek ezen ulusa mensup komünistlerin, sosyalistlerin, devrimcilerin ve demokratların bu tercihi kendi kaderini tayin hakkının bir parçası olarak kabul etmesi gerektiğini söyledi.

“Onların tercihleri hangi yönde olursa olsun bizler bu tercihi saygıyla karşılamalıyız. Doğru bulmadığımız yönleri eleştirirken de bu saygı çerçevesinde hareket etmeliyiz” diyen Açan, sürecin seyrine dair kaygıları ve eleştirileri dile getirirken gerçekleri eğip bükmenin doğru ve ikna edici olmayacağını söyledi.

Açan’ın açıklamaları şöyle:

27 Şubat’ta yapılan açıklama kuşkusuz tarihsel bir dönemeci simgeliyor. Hepimiz şunu biliyoruz: Bu bir süreç işi. Bugüne gelinmesinin bir arka planı var. 

22 Ekim’e gelene kadar İmralı’da devletle Öcalan arasında belli ki bazı görüşmeler yapıldı, kimi ön sonuçlara varıldı. Yani bir şeyler olgunlaştı. Bunun üzerine yol açıldı. Bu arka planı, bugüne dek konuşulanların detaylarını şu an bilemiyoruz. 

Metnin içeriğine gelince, bu metni arka plandan kopuk olarak ele alıp kendisiyle sınırlı değerlendirmek yanıltıcı olur. Metin esas olarak devletin ve Türk milliyetçiliğinin korkularını yatıştırmayı hedefleyen, onların hassasiyetlerini ve beklentilerini gözeten bir içeriğe sahip. Bu gerçeğe gözlerimizi kapatamayız. Onu eğip bükmeye çalışmak doğru da olmaz ikna edici de olmaz. 

Bu yaklaşım hem yarın bir gün yaşanabilecek olumsuz gelişmeler karşısında boşluğa düşmemize neden olur hem de yaşanabilecek hayal kırıklığının çok daha büyük ve yıkıcı olmasına zemin hazırlar.

Metinde kendi adımıza doğru görmediğimiz, anlaşılması ve kabullenilmesi güç ilişkilendirmeler kurulduğu görülüyor. Fakat sürecin seyrine ve olası sonuçlarına dair duyduğumuz kaygı ve güvensizlikler ne olursa olsun şu gerçeği görmek ve buna saygı göstermek zorundayız: 

Bu konuda nihai kararı Kürt halkı ve onun öncüleri verecektir. Onların tercihleri hangi yönde olursa olsun ezen ulusa mensup komünistler, sosyalistler, devrimciler, demokratlar olarak biz bu tercihi kendi kaderini tayin hakkının kullanımı kapsamında görerek öncelikle saygıyla karşılamak zorundayız! Doğru bulmadığımız yönlerine dair uyarı ve eleştirilerimizi de bu saygı çerçevesinde dile getirmeliyiz.