Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 5 Nisan 2025 itibarıyla geçerli olmak üzere elektrik ve doğal gaz tarifelerine yüksek oranlı zamlar yapıldığını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre; mesken aboneleri için elektriğe yüzde 25 oranında zam yapılırken, kamu ve özel hizmetler sektörü için yüzde 15, sanayi için yüzde 10 ve tarımsal faaliyetler için yüzde 12,4 oranında artış öngörülüyor. Böylece 100 kWh elektrik tüketen bir mesken abonesinin ödeyeceği tutar 259,04 TL’ye yükseldi.
Elektrik zamlarının hemen ardından bir başka kötü haber daha geldi. BOTAŞ’ın yaptığı duyuruya göre, doğal gaz fiyatlarına da yüksek oranlı zamlar yolda. Sanayi tüketicileri için doğal gaz fiyatlarına ortalama yüzde 20, elektrik üretim santralleri için ise yüzde 24,2 oranında zam yapılacağı belirtildi. Bu yeni tarifeler de 5 Nisan itibarıyla yürürlüğe girecek.
Krizin Bedeli Yine Yoksula
Görünüşte “maliyet artışları” gerekçe gösterilse de bu zamların ardında yatan gerçek ekonomik krizin ve enerji politikalarındaki dışa bağımlılığın faturasının bir kez daha yoksul halkın sırtına yüklenmesidir. Yılın ilk çeyreği henüz tamamlanmadan, temel enerji girdilerine yapılan bu artışlar yalnızca faturaları değil gıda fiyatlarından kiralara kadar birçok kalemde zincirleme etkiler yaratacaktır.
Elektrik ve doğal gaz gibi temel ihtiyaçlar üzerinden yapılan bu artışlar, özellikle asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca hane için yaşamsal bir tehdit anlamına geliyor. Kış aylarının ardından, baharın gelişiyle biraz olsun nefes almayı bekleyen dar gelirli emekçiler bu zamlarla geçim sıkıntısının boğucu çarkına daha fazla itilmiş durumda.
Kime Kolaylık, Kime Yük?
Dikkat çeken bir diğer detay ise sanayi aboneleri için yapılan zammın yalnızca yüzde 10 seviyesinde tutulmuş olması. Enerji maliyetlerinin en çok hane halkını etkilediği bir tabloda, üretim sektörüne görece daha düşük artış oranları sunulması neoliberal ekonomik tercihlerle açıklanabilir. Devlet, üretim ilişkilerinde sermaye sınıfını korurken işçi sınıfı, emekçiler ve çiftçiler daha da yoksullaştırılıyor.
Sessiz Çoğunluğun Öfkesi Birikiyor
Elektrik ve doğal gaz zamları artık sıradanlaştırılmış bir gündem haline getiriliyor. Oysa her yeni zam, açlık sınırında yaşayan milyonlarca insan için biraz daha karanlık, biraz daha soğuk ve biraz daha yoksul bir hayat anlamına geliyor. Enflasyonun kontrol altına alınamadığı, ücretlerin eridiği ve sosyal yardımların kısıldığı bir ortamda bu zamların halkta nasıl bir öfke biriktirdiği görülmek istenmiyor.
Enerji zamları yalnızca teknik bir karar değil aynı zamanda sınıfsal bir tercihtir. Ve bu tercihin yönü nettir: Yük emekçiye, kolaylık sermayeye. Bu zam ve soygun düzeni değişmeden bize rahat yok!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!