Yunanistan: Soykırımı da ‘Soykırım Turizmi’ni de Durdurun!



Temmuz sonunda Yunanistan’ın birçok yerinde Gazze’de iki yılı aşkındır süren soykırım, işgal ve aç bırakma politikasına karşı yürüyüşler yapıldı


Siyonist İsrail’in katliam, yıkım, yerinden etme, sağlık hizmetlerinin gerçekleştiği binaları, altyapıyı imha etme ve Filistin halkını başka ülkelere göçmeye zorlama biçiminde süren soykırım saldırılarının kapsamı genişlerken, Yunanistan’daki tepki eylemleri de büyüyor

Temmuz sonunda Yunanistan’ın birçok yerinde Gazze’de iki yılı aşkındır süren soykırım, işgal ve aç bırakma politikasına karşı yürüyüşler yapıldı.

Öte yandan İsrailliler Atina’da ve adalarda konut satın alıyor. Bunlar arasında sadece lüks konutlar değil, bina ve oteller de var. Oturum izni almaya yarayan Altın Vize uygulamasına İsrail’den başvurular da artıyor.  Birinci sırada Çinliler var. Beklemedeki başvurular sonuçlandığında İsraillilerin, şu an ikinci sırada bulunan Türkiye vatandaşlarını geçmesi bekleniyor.

Midilli’de Rodos’ta ve belli başlı büyük adalarda gösteriler sürerken geçtiğimiz 21 Temmuz’da İsrail kruvaziyer gemisi Crown Iris’e ve “soykırım turizmine” karşı düzenlenen kitlesel protestolar da tüm dünyada çok tartışıldı ve Filistin’le dayanışmanın öneminin altını bir kez daha çizdi.

Evrensel’den Elif Görgü’nün haberine göre Yunanistan İsrail’in Filistin topraklarında kuruluşu destekleyen tek Avrupa ülkesiydi. O günlerden bu yana köprülerin altından çok su aktı. Yunanistan yönetimi artık İsrail’in stratejik ortaklarından biri

1947’den bugünlere…

Yunanistan, Filistin topraklarında İsrail’in kuruluşunu destekleyen 1947 tarihli Birleşmiş Milletler oylamasında ret oyu kullanan tek Avrupa ülkesiydi. Dönemin sağcı iktidarının niyeti işgale karşı çıkmak değil dönemsel çıkarlarını savunmaktı. Bugün de sağcıların elindeki Yunanistan yönetimi, artık İsrail’in stratejik ortaklarından. Hem başta Doğu Akdeniz’de olmak üzere ekonomik olarak iş birliği içinde, hem de İsrail’in bölgedeki önemli lojistik destekçilerinden. Yunanistan Başbakanı Kriyakos Miçotakis soykırımın ortasında İsrail’e giderek desteğini Netanyahu’yla samimi bir görüşme gerçekleştirerek göstermişti. Ancak bu iş birliğine karşı ülkede tepkinin giderek artması Yunan hükümeti ve sermaye çevrelerini sıkıntıya sokuyor. Son olarak geçtiğimiz hafta Yunan savunma şirketi ELBO’nun tüm mülkiyetinin İsrail firması SK Group’a satılması da büyük yankı uyandırdı.

“Soykırım turizmine hayır” protestoları

Tepkiler bu yaz özellikle “turizm” alanında gerçekleşti. İsrail’in en çok tatil yaptığı ülkeler arasında Yunanistan, Güney Kıbrıs, BAE ve ABD bulunuyor. Ancak İsrail Demokrasi Enstitüsü tarafından yayımlanan bir ankete katılanların yüzde 38’i, İsraillilerin yurt dışında gördükleri tepkilerin seyahat planlarını etkilediğini ve yüzde 18’i de yakın gelecekte yurt dışı seyahatlerinden bu nedenle vazgeçtiklerini belirtmiş. Konuyla ilgili Haaretz gazetesine konuşan İsrail’deki Ben-Gurion Üniversitesinden Kültürel Antropolog Profesör Nir Avieli ise “Duyduğumuz olayların yaklaşık üçte birinin Gazze’deki savaşa karşı protestolarla ilgili” diyor ve “Olayların diğer üçte biri İsrailliler tarafından kışkırtılıyor” diye ekliyor.

Yolcuları arasında Gazze’de soykırıma katıldıktan sonra ‘tatil’ yapmak isteyen İsrail askerlerini de taşıyan Crown Iris isimli lüks turist gemisine yönelik eylemler uluslararası yankı uyandırdı. Gemi, Yunanistan limanlarında adım adım takip edilerek “Soykırım turizmine hayır” sloganıyla protesto edildi. Bu arada Crown Iris’i 2018 yılında satın alan İsrailli turizm şirketi Mano Martime’in kurucularının da aslında Selanik göçmenleri olması dikkat çekiyor.

Prin gazetesi editörlerinden Yannis Elafros, Crown Iris eylemlerinin ülkedeki Filistin halkıyla dayanışma gündemine yeniden dinamizm kazandırdığını belirtiyor. Elafros, bu süreçte yaşanan eylem ve tartışmalarla ilgili sorularımızı yanıtladı:

Crown Iris protestoları

İsrail kruvaziyer gemisi Crown Iris’e ve “soykırım turizmine” karşı düzenlenen kitlesel protestolar, Filistin halkıyla dayanışma konusunu dinamik bir şekilde gündeme getirdi.

Her şey 22 Temmuz’da Syros’ta, yüzlerce bölge sakini ve ziyaretçinin Filistin bayrakları ve sloganlarıyla sahilde toplanmasıyla başladı. Bölge sakinleri, İsraillilere kolaylık sağlamak için polisin sokağa çıkma yasağı ilan etmesine de öfkelendi. Polis ve liman yetkilileri protestoların şiddetinden şaşırdı ve Crown Iris limana “demirleyemedi”, hiçbir İsrailli Syros’ta karaya çıkmadı. Benzer gösteriler Rodos, Girit’teki Agios Nikolaos, Volos, Pire ve hatta turistik Santorini ve Mikonos’ta da devam etti. Crown Iris’in uğradığı tüm limanlarda militan eylemler gerçekleşti.

Syros’tan sonra polis ve liman yetkilileri “güvenlik” önlemlerini güçlendirdi, diğer şehirlerden baskıcı güçler getirdi, bazı durumlarda kimyasal silahlar kullandı ve İsrail bayrakları ve hakaret içeren sloganlarla kalabalığı kışkırtan İsraillilerin karaya çıkması için geçitler sağladı. Ancak her durumda, “turistler” yuhalamalar eşliğinde karaya çıktı, Filistin bayrakları taşıyan insanların arasından geçtiler.

Yunanistan solu ve işçi sınıfı eylemleri nasıl tartışıyor

Yerel halk ve ziyaretçiler üzerinde önemli bir etki yaratan bu eylemlerin, yerel kolektifler, işçi hareketinin güçleri, Filistin’le dayanışma hareketleri ve antikapitalist/antiemperyalist sol örgütler tarafından organize edilmesi çok önemli. Burjuva partiler, yerel işveren örgütleri, turizm sektörü ve hatta bürokratik İşçi Merkezleri (örneğin Rodos) buna karşı çıktı. KKE (Yunanistan Komünist Partisi) de başlangıçta seferberliklere karşıydı, ancak kısa süre sonra tutumunu değiştirdi.

Eylemler sol kesimde yoğun tartışmalara yol açtı. Antarsya, Komünist Kurtuluş Örgütü ve diğer güçler gösterileri kararlılıkla destekledi. KKE, Syros’ta eylemlere katılmadı, ardından sendikalarda eylemleri -sanki gemi seyahatine çıkanlar işçilermiş ve Crown Iris gemisinde birçok IDF (İsrail ordusu) askerinin olduğunu bilmiyorlarmış gibi- “tüm İsrail halkını suçluyor” diyerek reddetti ve bazı durumlarda “pogromlar”dan bahsederek, hükümetin “antisemitik” eylemler hakkındaki söylemini anımsatan bir üslup kullandı. Temelde, bu tutum giderek ılımlılaşan bir çizgi ve turizmle uğraşan küçük burjuva katmanlarla çatışmamayı tercih etmesinden kaynaklanıyor.

Ancak, KKE’nin tutumuna büyük tepki geldi ve Volos’ta ve özellikle Pire’de, önceki limanlarda söylediklerini “unutarak” kitlesel bir miting çağrısı yaparak tutumunu değiştirmek zorunda kaldı.

Protestolar tutuklamalarla yanıtlandı

Hükümet, Filistin’le dayanışma ve “soykırım turizmi” karşıtı hareketi karşı şiddetli bir saldırı başlattı. Bunu “antisemitik” ve “ulusal çıkarlara düşman” olarak nitelendirdi, çünkü “İsrail Yunanistan’a para getiriyor ve Türkiye’ye karşı” bir müttefik! Birçok durumda, gösterileri çevik kuvvet polisiyle dağıttı, Rodos’ta ise yedi kişiyi tutukladı. Üç gösterici, ağır cezalar öngören “ırkçılıkla mücadele yasası” (antisemitizm için!) uyarınca suçlandı.

Bununla birlikte, bu hareketlilik sayesinde Filistin’le dayanışma hareketi güçlendi. 10 Ağustos’ta ülke çapında bir eylem günü düzenlendi ve adalarda, birçok şehirde ve turistik bölgede 105 yerde büyük veya küçük çaplı mobilizasyonlar gerçekleştirildi ve binlerce gösterici katıldı. Eylem günü, Gazze’ye Yürüyüş girişiminin Yunanistan şubesi tarafından, birçok yerel girişim ve antikapitalist solun desteğiyle organize edildi.