Meclis’e sunulan ve her satırıyla bir savaş ve iç savaş bütçesi olduğu anlaşılan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi bu yönleriyle tartışılırken, 2020 yılının ilk 8 ayındaki bütçe açıkları da gündeme düştü. Hükümetin bütçeyle birlikte Meclis’e sunduğu “Yıllık Ekonomik Rapor”da bütçe giderlerinde “ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar” sonucunda artış meydana geldiği belirtildi. Bu bahiste pandemi sürecinde dağıtılan nakdi yardımlardan, SGK primlerinden, toplu sözleşme ve enflasyon farkıyla artan memur maaşlarından dem vuruldu.
Oysaki açığın asıl kaynağının savaş ve “güvenlik” harcamaları olduğu bizzat 2021 bütçesindeki düzenlemelerden anlaşılıyor. Buna bir de “fikri iktidar”ın tepesine oturan Diyanet Başkanlığı’na yapılan ek ödenekleri eklemek lazım. Zaten onun bütçesi için 2021 yılı için yapılan teklif de bu gerçeğin yalın ifadesidir. 2020’de 11.5 milyar lira olan Diyanet bütçesi 2021’de 12.9 milyar liraya yükselecek.
2021’de İçişleri Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Jandarma Genel Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na toplamda 148 milyar 471 milyon 798 bin TL’nin ayrılması planlanıyor. Sadece Milli Savunma Bakanlığı’na ayrılan ve dokuz bakanlığı geride bırakan Bütçe Teklifi, 2020’ye göre 7 milyar 625 milyon 597 bin artarak, 61 milyar 484 milyon 939 bine yükseltiliyor.
Suriye’de, Azerbaycan’da, Akdeniz’de, Libya’da yayılmacı politikalarla adeta para saçan mevcut faşist iktidar bloku, bu paranın hesabını vermek ve kaynağını açıklamak yerine 2020’nin ilk 8 ayında geçen yıla göre verilen açıkları pandemi nedeniyle emekçileri dilencileştiren 1000 TL’lik nakdi yardımları öne sürerek gerekçelendiriyor.
O dağıtılan paranın meblağı belliyken bu yılın ilk 8 ayında bütçe giderlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15.6 oranında artarak 761.4 milyar TL’ye, faiz hariç bütçe giderlerinin yüzde 13.6 artarak 669.8 milyar TL’ye, faiz giderlerinin ise yüzde 32.1 artarak 91.6 milyar TL’ye ulaşmasının hikmetini bu ucuz gerekçeye dayandırıyor.
Bunun inandırıcı olmayacağını düşünmüş olmalılar ki ek olarak personel ve SGK devlet primi giderlerinde ortaya çıkan artışların faiz dışı harcamalardaki yükselişte belirleyici olduğuna işaret ediliyor. “Personel giderleri” bahsinde toplu sözleşme ve enflasyon farklarının maaşlarda yarattığı artışa vurgu yapılıyor. Verilen sembolik zam bile kendileri için olağanüstü görülüyor.
Hazırlanan raporda, faiz harcamalarının bütçe finansman ihtiyacı ve borçlanma maliyetlerindeki artış nedeniyle yükseldiği belirtiliyor.
Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre yılın ilk 8 ayında bütçe giderlerindeki artışa en büyük katkıyı cari transferlerin yaptığına işaret edilen raporda, “Cari transferler bu dönemde yüzde 20.1 artış göstererek 328.7 milyar TL seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu artışın en önemli belirleyicisi sağlık, emeklilik ve sosyal yardım sistemine yapılan transferler olmuştur. Vergi geliri performansına bağlı olarak gelirden ayrılan paylarda yaşanan artış ve salgınla mücadele kapsamında ihtiyaç sahibi ailelere 1000 TL ödeme yapılması cari transferlerde görülen artışın diğer belirleyicileri olmuştur” denildi.
Bu cari transferlerin asıl olarak patronlara yapıldığını ve önemli bir kısmının da işsizlik fonundan gerçekleştirildiğini hatırlatmaya gerek var mı?
Personel giderleri, enflasyon farkı!
Rapora göre bütçe giderlerindeki artışa en yüksek ikinci katkıyı personel giderleri yaptı. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri dahil personel giderlerinin, yılın ilk 8 ayında yüzde 15.8 artarak 227 milyar TL olarak gerçekleştiği ve bütçe giderlerindeki artışa 4.7 puan katkı yaptığına işaret edilen raporda, “Toplusözleşmede belirlenen genel maaş ve ücret artışına ilave olarak ocak ayında yüzde 1.49, temmuz ayında ise yüzde 1.75 oranında enflasyon farkı verilmesi ve kurumların ilave istihdam kararları personel giderlerinde yaşanan artışta etkili olmuştur” denildi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!