Dik duran kadınlara hepiniz alışacaksınız!



Gerici-faşist yasalara, geleneksel rollere göre yeniden dizayn edilmeye, hizaya sokulma girişimlerine boyun eğmeyen kadınlara karşı tek elde topladıkları güçle “hiç olmayı” öğretmeye çabalıyorlar.


Gülenay Eren

Bu hafta bir kez daha su yüzüne çıktı, bu ülkede kadının yeri de yok, ismi de… Manşetlere düşen her kadın haberiyle duyulan öfke bir yanda isyan bir hemen bitişiğinde akıyor.

Okuyan ya da filmini izleyen bilir, Zülfü Livaneli’den Mutluluk’ un Meryem’ini. Öz amcası tarafından tecavüze uğrayan Meryem, kimin yaptığını söyleyemez Töre bellidir Meryem, ‘kirlenmiştir’ ve öldürülmesine başta tecavüzcü amcası karar verir. Romanda Meryem’in ölümle yaşam arası yolculuğunu anlatır Livaneli. Ama nice körpe beden vardır Anadolu’da, Meryem kadar şanslı olmayan… Kayıtlara göre kimi intihar’ etmiştir kimi kurşunlanmıştır. Hatta katilleri belliyse “namus davasına gardaş” diyerek cezai indirim almıştır.

Osman Çur adlı mahluk, İsviçre’den yaz tatili için Mardin’e gelen 17 yaşındaki “öz” yeğenine iki gün boyunca tehdit yoluyla cinsel saldırıda bulunmuş, ruh halinden şüphelenen abla şikayette bulunmuştu. Adli Tıp Kurumu’nun raporunda Osman Çur’un DNA’sı eşleşmiş ve Olay Yeri Raporu’yla da netleşmişti.

Öz” amca, “öz” dede “cesareti” nereden kaynaklanıyor

Tecavüze uğrayan “öz” torununa karşı oğlunu koruyan dede mahkeme salonunda “Senin g..ün şerefimizden daha mı değerli…” diyerek cinsini belli etmişti. Mahkeme heyeti geçen günlerde dedeyi onadı ve Osman Çur’u serbest bıraktı.

Oysa 17 yaşında öz amcasının tecavüzüne uğrayan kız bir yıl içinde yaşadığı travmayı, ailesi ve akrabalarından aldığı tehdit ve hakaretleri kaldıramayarak üç kez intihara teşebbüs etti. Bu aile, cezaevinden çıkışta Osman Çur’u davullu zurnalı büyük bir çoşkuyla karşılayarak insan onur ve ahlakının nasıl yerlerde süründüğünü tüm ülkeye ifşa etti. Erkekler kadar kadınlarda vardı o güruhun içinde, hatta çocuklar… Kahraman karşılıyorlardı adeta. El vicdan diyen birinin bu görüntüleri izleyip de tiksinmemesi, öfke duymaması mümkün mü? Orada bulunan bu güruh öz yeğenine tacevüz ettiği ispatlı olan bu iğrenç mahlukata çocuklarını içleri rahat sevdirebilecek mi? Kadınları kendi mülkleri olarak gören bu güruh bu tecavüzcüyle “namuslarını” yalnız bırakabilecekler mi? Zihnim yığınla soru sorduruyor bu mide bulandıran, öfke uyandıran görüntüler karşısında. Ar etmenin hükmü yok bu toplulukta!

Aralıksız cinsel şiddet

Ya Antalya’da yaşayan Ç.Y’nin (29) ızdırabı?!. Geç saatte paydos edince, patronunun söylemine güvenip Murat Kaya’nın arabasına taksi durağına kadar gitmek için binmesiyle yaşadı kabusu. Murat Kaya ve çalışanı G.K marangoz dükkanında şiddet uygulayarak önce uyuşturucu verip sonra Ç.Y’ i saatlerce alıkoydular ve defalarca cinsel saldırıda bulundular. Hatta o kadar yoldan çıkmıştı ki Murat Kaya, kızına ulaşamayan annesi defalarca arayınca telefonu açıp “Kızına tecavüz ediyorum” diyerek sesleri dinletti. Marangoz dükkanındaki olay anlarına ait görüntülerin silinmesiyle, uzmanlar tarafından kurtarılan dakikalar bile yetti Ç.Y’ye yaşatılan vahşetin boyutunu anlamaya… Yollardaki kameraların görüntüleri, DNA‘lar eşleşti, telefon konuşmalarının kayıtları dosyalara geçti. Sanık Murat Kaya, Ç.Y ve gönüllü avukatı Bilgenur Yalçın’ı ve ailesini aralıksız cinsel şiddetle, ölümle tedit ettiler. Hatta silahlı adamlar avukat Bilgenur Yalçın’ın evine gidip tehdit edecek kadar pervasızdılar.

Ç.Y yaşadıklarına dayanamadı intihara teşebbüs etti, ablası son anda yetişti ama artık Ç.Y yüzde 99 engelli. Annesi hem Ç.Y’nin hem de 7 yaşındaki oğlunun bakımını sağlıyor. Murat Kaya da geçtiğimiz günlerde serbest bırakıldı. Özellikle Bilgenur Yalçın ve Ç.Y’nin ailesini alenen tehdit etmeye devam ediyor.

Kendini korumak suç, gerekirse öleceksin!”

Nimet Akgün (75), engelli kızı ve kendisine sürekli şiddet uygulayan kocasını kendini korumak isterken öldürdü. 75 yaşında üstüne üstlük bakıma ihtiyacı olan engelli çocuğu olan bir anne, olabilecekleri bildiği halde, bile isteye bir canı alır mı? Bu mümkün müdür? Çaresiz kalmasaydı, nefs-i müdafaa olmasaydı yapar mıydı? Ayıla bayıla anneliği yüceltirken paylaşılan “Her anne evladından önce ölmeyi diler. Ama bakıma ihtiyacı olan engelli çocuk anneleri evlatlarından sonra ölmeyi diler”… Bakmayın öyle tonton görünen bazı dedelere, ne dedeler gördü bu memleket. Hayvana tecavüz ederken yakalananından çocuk tacizcisine, market reyonları arasında asansörlerde tacizin alasında bulunanlardan çaresiz olan eşine şiddetin ve vahşice öldürmenin uzmanı olan dedelere… Nimet Akgün “yüce adalet” tarafından cinayet zanlısı olarak tutuklandı.

Say say bitmez!..

Melek İpek, 12 yıllık evliliği boyunca şiddet görmüş, son gece eşi Ramazan İpek tarafından tecavüz, sistematik işkence, silah ve kesici aletle öldürmeye teşebbüs… korku filmlerini aratmayan bir gece. Kendini ve kızlarını ölümle tehdit eden hatta gece silahla üzerine ateş eden Ramazan Ipek’le boğuşurken silahın patlamasıyla ölen eşinin “katil zanlısı” olarak tutuklandı. Mahkeme, tutukluluk haline itirazı reddetti.

Onların “kadın” dediğiyle bizim “kadınlık” algımız bambaşka

Erkek yasaların hüküm sürdüğü egemen ideoloji İstanbul Sözleşmesi’ni imzaladı imzalamasına ama pratikte hükmü yok. İmzalarını çekme derdindeler, uygun zaman kolluyorlar… Malum mahkeme heyetinin ‘vicdani’ değerlendirmesi vardır işin içinde. Erdoğan rejiminin “kadın mıdır kız mıdır belli değil” dediği kadınlar isyanda. “Kadın dediğin hanımefendi olacak” çerçevesine sığmayan, her kadın cinayetinde sokağa inen kadınlar var. En En çok oy aldıkları illerde doğayı, dağları, dereleri, ormanları… kısacası ekolojik sistemi yok eden yaptırımlara karşı jandarma-polis karşısında dik duran köylü kadınlar var. Grev ve eylemlerde megafon elinde hak alma isyanında kadınlar var.

Gerici-faşist yasalara, geleneksel rollere göre yeniden dizayn edilmeye, hizaya sokulma girişimlerine boyun eğmeyen kadınlara karşı, tek elde topladıkları güçle “hiç olmayı” öğretmeye çabalıyorlar.

İşkenceyle, tecavüzle, her türden vahşi saldırıyla kadınları mağdur eden eril suçlular artık daha pervasız. Eşi Rukiye Ay’ı kaynar su dökerek yakan ve serbest bırakılan Ali Ay’ “İşimi yarım bırakmam, öldürücem.. Nasıl olsa üç beş yıl yatar çıkarım,” diyebilme güvenini verdi tek adam rejimi. Reis’in Gucci gözlüklü, Hermes çantalı, Rolex saatli, ‘hanfendileri’ne karşı… “Hepinizi böyle dik duran kadınlara alıştıracağız!” diyen kadınlar var.