Hangi çocukların bayramı?



Bir 23 Nisan daha burjuva düzene mahsusu bir iki yüzlülükle “kutlanıyor”! Bu bayramın hangi çocukların bayramı olduğuysa her gün daha net bir ifade kazanıyor!


Çocukların iş cinayetlerinde katledildiği, çocuk yaşta “evlendirildikleri”, işkenceye maruz kalıp cezaevlerine tıkılabildikleri, istismarın-tecavüz ve tacizin hedefi olabildikleri ve üstüne bir de buna nikah kılıfının geçirilerek meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir ülkede özel olarak onlara atfedilmiş bir bayramın olmasından daha ironik ne olabilir ki! Çocuklara atfedilen bir bayramın olduğu tek ülke olan Türkiye’de bu yıl da tüm burjuva siyaset aktörleri meşreplerince mesajlar yayınlıyor, teatral gösterilerde bulunuyor, çocuklara ne kadar değer verdiklerini kanıtlamak için yarışıyor.

Her yıl aynı burjuva ikiyüzlülük. Oysaki gerçeklerle, sırıtılarak verilen mesajlar arasındaki büyük uçurum, rakamların diliyle dile gelmeye devam ediyor. Kapitalizmde çocukların da sınıfı olduğu, yaşamlarının-geleceklerinin o sınıflara göre belirlendiği, bu düzenin işçi-emekçi çocuklarına ancak geleceğin işgücü olmaları hasebiyle “değer verdiği” gerçeği hükmünü sürdürüyor.

Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz, Enes Ata, Berkin Elvan gibi “devlet dersinde öldürülen” çocuklar, isimleriyle bu gerçeğin simgesidirler!

Çalıştığı atölyede pres makinesine sıkışması sonucu ağır yaralandığı halde ‘trafik kazası geçirdi’ diye getirildiği hastanede hayatını kaybeden ve patronu 24 taksitle ödenmek üzere 30 bin TL karşılığı serbest bırakılan 13 yaşındaki Ahmet Yıldız da…

“Hatırlı” kişilerin çocuklarının araçlarıyla çarpıp öldürdükleri, fakat başka “hatırlı” kişilerin de sayısız oyun döndürerek bu gerçeğin üzerini kapatmaya çalıştıkları, üstelik ailesine yapılmayanın bırakılmadığı Rabia Naz da…

O açıdan da ne çocuklara bırakılan ve bu sistemin çürümüşlüğünün simgesi olan o koltuklar ne de bu yıl AKP’nin yaptığı gibi çizdirilen “sevimli” logolar kimseyi gülümsetmiyor. Çocukların bu denli siyasallaştırılmasına dönük öfke dışında bir tepki yaratmadığı gibi…

Son 8 yılda en az 494 çocuk çalışırken öldü!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verileri bu açıdan çarpıcı birgerçeğe işaret ediyor. Bu verilere göre son sekiz yılda en az 494 çocuğun tarlalar, fabrikalar, şantiyeler, atölyeler ve sokaklarda çalışırken hayatını kaybetti. Bu ölümlerde en yüksek rakam 2020’ye ait. Krizin pandemiyle birleşerek derinleşmesinin ağır faturasını ödemek zorunda kalan çocuklar en çok 2020’de çalışırken ölmüş! Buna göre:

2013’te 59,

2014’te 54,

2015 63,

2016’de 56,

2017’de 60,

2017’de 60,

2018’de 67,

2019’da 67,

2020’de 68

2021’nin ilk üç ayında ise 8 çocuk işçi hayatını haybetti.

Okula gitmesi, sağlıklı beslenerek dinlenmesi, gelecek kaygısından uzak yaşaması gereken çocukların gerçek tablosunun bir parçası bu sadece…

720 bin çocuk işçi!

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun hazırladığı “23 Nisan 2021 Çocuk Raporu” da bu çarpıcı gerçeklerin ifadesi oluyor.

Tanrıkulu’nun raporunda Nisan 2020’de açıklanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre ülke nüfusunun yüzde 22,8’inin (yaklaşık 19 milyon kişi) çocuklardan oluştuğu hatırlatılıyor. 2019 yılına ilişkin bu verilerde 720 bin çocuğun ekonomik faaliyette çalıştığı bilgisine yer veriliyor. Çalışırken ölen çocuklara ilişkin İSİG Meclisi’nin verileri paylaşılıyor.

6 Milyon öğrenci dışlanıyor!

Raporda, pandemi koşulları nedeniyle Nisan 2020 tarihi itibariyle dünya genelinde 188 ülkede okulların kapatıldığı ve birçok ülkede uzaktan eğitime geçildiği belirtiliyor. Türkiye’de en az 6 milyon öğrencinin bilgisayar ve internet bağlantısına ulaşamadığı için eğitim sisteminden dışlandığı vurgulanan raporda, 77 OECD ülkesi arasında Türkiye’nin “sessiz çalışma yeri olan öğrenciler” listesinde 49’uncu sırada yer aldığı, bilgisayar sahipliği oranının yüzde 44,1 olduğu kaydediliyor.

77 ülke arasında 64. sırada…

Raporda ayrıca “Okul Çalışmaları İçin Bilgisayara Erişimi” listesinde de Türkiye’nin 77 ülke arasından 64’üncü olduğu, çocukların katledildiği, devlet güçleri tarafından işkenceye maruz bırakıldıkları belirtilen raporda şu bilgilere yer veriliyor:

Türkiye, 1989 yılında BM Genel Kurulunda oybirliği ile kabul edilen ‘Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 1995 yılında çekince koyarak imzaladı. Türkiye, çocukların ‘eğitim’, ‘ifade özgürlüğü’, ‘kendi kültürünü yaşatma’ ve ‘kendi dilini özgürce kullanma’ haklarını içeren 17., 29. ve 30. maddelerine çekince koydu. Ayrıca Türkiye’nin 7 Aralık 2011 tarihinde onayladığı ve 2012 yılı Nisan Ayında yürürlüğe giren ‘Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (Lanzarote Sözleşmesi)’ devletlere, hüküm giymiş cinsel suç faillerinin bilgilerini kayıt ve muhafaza etme sorumluluğu yüklüyor. Ancak ilgili bakanlıkların bu yönde bir çalışma yürüttüğüne, veri topladığına dair hiçbir emare bulunmamaktadır.

3 yılda 59 bin 284 çocuk cinsel istismara maruz kaldı!

2014-2017 yılları arasındaki üç yıllık dönemde 7 bin 466’sı erkek çocuğu, 51 bin 818’i kız çocuğu olmak üzere toplam 59 bin 284 çocuk cinsel istismara maruz kalmıştır. Cinsel istismar olgusu erkek çocuklarda yaş küçüldükçe (11 yaş altı erkek çocuklarda) bu oran yüzde 47.15 dolayında, kız çocuklarda ise yaş büyüdükçe (15-17 yaş aralığında kız çocuklarda) bu oran yüzde 59.18 dolayında ortaya çıkmaktadır.

‘Çocuk gelinler’

Cinsel istismarın bir boyutunu oluşturan ‘Çocuk Gelinler’ sorunu da varlığını sürdürmektedir. İstatistikler, ‘çocuk gelinler’ sorununun en çok Ağrı’da yüzde 13,2 görüldüğünü, bunu Muş yüzde 13 ve Kars’ın yüzde 10,6 izlediğini ortaya koymaktadır. Kız çocuk evlenmelerinin toplam içindeki oranının en düşük olduğu iller ise yüzde 0,2 ile Tunceli, yüzde 0,7 ile Bayburt ve Rize’dir.

Erkekler tarafından katledilen ya da devlet güçleri tarafından işkenceye maruz kalan çocuklar!

Bianet’in düzenli olarak güncellediği ‘erkek şiddeti’ çetelesine göre, 2020 yılında en az 26 çocuk erkekler tarafından öldürülmüştür.  2020’de en az 265 çocuk istismar edilmiştir. 2021 yılında (Ocak – Nisan) en az 6 çocuk öldürülmüş ve 41 çocuk istismar edilmiştir. 2021 yılında en az 2 çocuk kara mayınları, en az 1 çocuk ise polis aracının çarpması nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Ayrıca 2021 yılı ilk üç ayında en az 10 çocuk gözaltında ya da gözaltı merkezleri dışında güvenlik güçlerinin işkencesine maruz kalmıştır.

Çocuk cezaevleri!

Türkiye’de yedi ilde ‘çocuk ve gençlik kapalı cezaevi’, dört merkezde ise ‘çocuk eğitim evi’ (sadece hükümlü çocuklar) bulunmaktadır. Ayrıca kapalı cezaevlerinde çocuklar için ayrılmış bölümler bulunmaktadır. 15 Nisan’da yürürlüğe giren İnfaz Yasası’na kadar cezaevlerinde 12-17 yaş arası 3 binin üzerinde çocuk vardı. Tahliyelerden sonra bu sayının 2 bin 600’e düştüğü tahmin edilmekte olup, resmi rakamlar ise henüz açıklanmamıştır. 2020 yılı Temmuz ayında cezaevlerinde anneleriyle birlikte kalan bebeklere ilişkin yazılı soru önergemi yanıtlayan Adalet Bakanı, bebeklerin sayısını açıklamamış ve 18 Şubat 2019 itibariyle ceza infaz kurumlarında 12-15 yaşında 146, 15-18 yaşında 2 bin 764 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu belirtmiştir.