Cuma, 17 Temmuz 2026

Meram’daki ırkçı katliama “komşular arası husumet” kılıfı geçirilebilir mi?



Konya Meram’da topluca katledilen Dedeoğulları ailesine yönelik ırkçı saldırganlık basit bir “komşular arası husumet” meselesine indirgenmeye çalışılıyor! Devlet bu tutumuyla yeni katliamlara olur verirken, Kürt halkını da süreklileşmiş bir tedirginliğe sürüklemek, istiyor!


Adını Hrant Dink cinayetinden de bildiğimiz Engin Dinç’in İl Emniyet Müdürü olduğu Konya’nın Meram ilçesinde yaşanan katliamın ardından devlet katındaki tüm isimler ağız birliği ederek, bu katliamın ırkçı reflekslerle gerçekleşmediğini belirtip, iki aile arasındaki anlaşmazlıkların geçmişten beri devam ettiğini söylüyorlar. Süleyman Soylu’dan AKP’nin çeşitli ağızlarına, savcısına kadar hepsi bu nakaratı tekrarlarken ailenin mayıs ayındaki saldırının ardından dile getirdikleriyse her şeyi ortaya koyuyor. Yaşar Dedeoğulları mayıs ayında gerçekleşen saldırının ardından basına yaptığı açıklamada saldırganların esas karın ağrılarını, “Biz ülkücüyüz siz Kürtsünüz sizi burdan çıkaracağız, 12 yıldır söyledikleri bu, Kürtleri burada barındırmayacağız” sözleriyle özetlemişti.

Mayıs ayındaki saldırıda tutuklanan yedi kişiden beşi yakın zamanda “maksat hasıl oldu” denilerek serbest bırakılmıştı.

Konya Emniyet Müdürü Engin Dinç’in ile atanmasının ardından tarihsel-toplumsal gericilik birikiminin yoğun olduğu Konya Meram’da yaşayan Kürt ailelere yönelik saldırılar da belirgin bir şekilde arttı. Irkçı saldırganlar basit gündelik sorunlardan ya da el altında tuttukları kimi arazi meselelerinden yola çıkarak saldırılarını tırmandırdı. Mayıs ayında şimdi topluca katledilen Dedeoğulları ailesinin evi basılmış, aile fertlerinin hepsi yaralanmışken, temmuzda da yine Konya Meram’a bağlı Çarıklıköy’de 20 yıldır ikamet eden Diyarbakırlı aileye 60 kişilik ırkçı faşist güruh saldırmış, saldırıda aile fertlerinden Hakim Dal (43) katledilmişti.

Meram ya da benzer şekilde gericilik birikimin yoğun olduğu bölgelerde (Ankara Altındağ-Elmadağ, Afyon, Çanakkale Biga) ırkçı saldırıların organize edilmesine dayanan bir kirli savaş konseptinin devreye sokulduğunu gösteryor. Konya’ya Emniyet Müdürü olarak atanan Engin Dinç isimi bile bu konuda çok şey anlatıyor. Dinç, daha önce Trabzon Emniyet Müdürü’yken adı “karanlık” daha doğrusu kontra pratiklere karışan bir isim. Hrant Dink cinayetini işleyecek kişileri bilmesine rağmen bu konuda herhangi bir önlem almaması, varlığını bildiği çeteye operasyon yapmaması, cinayetin en önemli isimlerinden Erhan Tuncel’i “muhbir” olarak kullanmasıyla biliniyor.

Şimdi savcısından içişleri bakanına, AKP’li yetkililere kadar ağız birliği ederek saldırıyı komşu kavgası” gibi adli bir niteliğe kavuşturmaya çalışıyorlar. “Biz katlederiz, bu katliamları organize ederiz, ama siz bu tür saldırılarımızın siyasal arka planını kanıtlayamazsınız” demek istiyorlar. Bu politikayla başka yerlerde yaşanacak saldırıların önünü açmış, saldırganlara güç vermiş oluyorlar. Kürt halkını da süreklileşmiş bir tedirginliğe sürüklemek, yaşadıkları yerlerde ırkçı faşizme, daha geniş anlamda sisteme kayıtsız şartsız biat etmeye zorluyorlar. Daha da ötesi geniş çapta gerici bir iç savaş ikliminin fitilini yakıyorlar. 22 ilde gerçekleşen ve devletin gerekli donanımı sağlayamaması nedeniyle günlerce söndürülemeyip, yerleşim alanları, doğal yaşamı, insanları öldüren yangının ardından servis edilen “PKK yaptı” denilmesi, bunun bir linç histerisini tetiklercesine kışkırtılması, HDP’yle ilişkilendirilmeye çalışılması bile bu kontrgerilla stratejisinin tipik ifadesidir!

Dedeoğulları ailesinin evini basan, içerdeki yedi kişiyi kafalarına kurşun sıkarak katleden, daha sonra evi ateşe veren kişi ya da kişilerin bu canavarlıkları yapmasının basit komşular arası anlaşmazlıkla açıklanamayacağıysa açık. Hangi komşu anlaşmazlık nedeniyle bu denli insanlıktan çıkar, canavarlaşabilir?

Savcının daha baştan “ırkçı saldırı değil, komşular arası husumet” diyerek katliama ilişkin yargılama esaslarını belirlemesinden de anlaşılıyor ki bu kirli konsepti gözümüzün içine baka baka sürdürecekler. İzin vermemekse karşı konulacak güçlü toplumsal tepkiyle olabilir!