Mesele Yasin Keskin meselesi değil, sınıfsal tutum meselesidir



Zehra Çaldağ Özelde Çanpaş işçilerine genelde Çankaya Belediyesi işçilerine sesleniyorum. Başlamadan önce Lenin’in “Eğer işçi sınıfı kendi kendini kurtaramazsa, hiç kimse onu yaşadığı sefaletten kurtaramaz” sözünü buraya bırakayım. Yasin Keskin kimdir, çok fazla bilmiyorum. Bilmem gerektiğini de düşünmüyorum. Bildiğim şey ise o bir hırsız, haydut, yalancı, dolandırıcı, gaspçı, tacizci, tecavüzcü değil. Çankaya Belediyesi’nde önce güvelik …


Zehra Çaldağ

Özelde Çanpaş işçilerine genelde Çankaya Belediyesi işçilerine sesleniyorum.

Başlamadan önce Lenin’in “Eğer işçi sınıfı kendi kendini kurtaramazsa, hiç kimse onu yaşadığı sefaletten kurtaramaz” sözünü buraya bırakayım.

Yasin Keskin kimdir, çok fazla bilmiyorum. Bilmem gerektiğini de düşünmüyorum. Bildiğim şey ise o bir hırsız, haydut, yalancı, dolandırıcı, gaspçı, tacizci, tecavüzcü değil. Çankaya Belediyesi’nde önce güvelik görevlisi olarak çalışmış, sertifikası iptal edildikten sonra son bir yıldır katı atık birimine verilmiş ve bir ay önce yıllar önce katıldığı eylemler sebep gösterilerek işten atılmış bir işçi.

Üstüne üstlük, üyesi olduğu Genel İş 1 No’lu Şubesi, işten atılan Yasin Keskin ve ailesinin -sadece yasal itiraz yollarını göstererek- açlığa, yoksulluğa, sefalete itilmesine seyirci oldu, olmaya devam ediyor.

Yasin Keskin üç gün önce işten atıldığı belediye önünde basın açıklaması yaparak işimi istiyorum diyerek fili-meşru direnişe geçeceğini açıkladı.

Yasin Keskin belediye içinde ve önünde basın açıklaması yapmak için dün ailesiyle birlikte geldi. Açıklama yapmak isterken Çankaya Belediyesi’nin özel güvenlikleri tarafından çocuğunun ve eşinin gözleri önünde derdest edilerek karga-tulumba zorla dışarı çıkarıldı. Ve ardından Çankaya Belediye Başkanı ‘İŞÇİ DOSTU, EMEK ve EMEKÇİ DOSTU’, ‘ÖNCE İNSAN’ NAKARATLARINI HER DAİM PROPAGANDA ARACI OLARAK KULLANAN, bizim geçmişimiz devrimcilikten gelir, şu direnişlerde, şu eylemlerde bulunduk diye böbürlenen Çankaya Belediye Başkanı, Yasin Keskin ve ailesinden şikâyetçi oldu ve onları karakola çektirdi. Yasin Keskin, eşi ve küçücük oğlu akşam saat 19:00’a kadar karakolda tutuldu. Buraya kadar olanı herkes biliyor. Derdim bunları tekrar anlatmak değil.

Şimdi herkes, Yasin Keskin’in iş arkadaşları, iş arkadaşlarının eşleri bile şunu söylüyor: “Ya kardeşim eşini, çocuğunu niye götürüyorsun yazık değil mi onlara!..”

İşçi arkadaşlara sormak istiyorum. Bir işçi sudan sebeplerle işten atıldığında sadece işçi mi etkilenir? Onun işten atılması demek, eşinin, çocuğunun açlığa, yoksulluğa, çaresizliğe ve yalnızlığa itilmesi demektir. Duygulara seslenmek için söylemiyorum bunları; bu, işin en gerçek tarafıdır.

Halihazırda çalışıyor olduğumuz için, evimize iyi kötü üç-beş kuruş götürebildiğimiz için yanı başımızda işten atılan arkadaşımıza ‘ya ekmeğimizden, işimizden olursak’ kaygısıyla sahip çıkamazsak ileride sen işten atıldığında dönüp geriye bakıp seni yalnızlaştıran işçi arkadaşına laf söyleyebilecek misin? Bu sadece benim kavgam değil arkadaşlar, bugün beni atıyorlar yarın da seni atarlar bunun önüne geçmek için şimdiden işten atılan arkadaşımıza sahip çıkalım ki KEYFİ İŞTEN ATMALAR YASAKLANSIN diyebilecek misin?

Özellikle zamların her geçen gün durmadan arttığı, faturalarımızı ödeyemez hale getirildiğimiz, sefalet ücretine mahkum edildiğimiz, ekmek kuyruklarının sonunun görünmediği, açlık ve kıtlıkla mücadele etmeye çalıştığımız bir dönemde bir işçinin işten atılmasının ne anlama geldiğini en iyi işçiler, emekçiler, kadınlar bilir.

Yasin Keskin Belediye önünde işimi geri istiyorum basın açıklamasını yaptığı ilk günden beri hepimiz @kilicdarogluk @AlperTasdelen06 @DiSK_Genel_is’e her zeminde sosyal medya hesaplarımızdan twitterden yani her kanaldan seslendik.

E canım kardeşim bu seslendiğimiz kesim zaten düzen içi, işçi düşmanı!.. Yasin Keskin’i kendilerince ürettiği sebeplerden işten atıp işçiler arasında Yasin Keskin için anti propaganda yapmıyor mu? Ben bunlara değil Yasin Keskin’in iş arkadaşlarına, Çankaya Belediyesi’nde çalışan kadrolu-kadrosuz, taşeron, geçici, sözleşmeli işçilere seslenmeliyiz, sesleniyorum.

Kendinizi, patron-sendika-devlet işbirliğiyle işten atılan Yasin Keskin ve eşinin, çocuğunun yerine kendinizi koyup düşünebiliyor musunuz? Çünkü bu tek başına bir Yasin Keskin ya da eşinin -o küçücük çocuğunun- meselesi değil, bu sınıfsal bir sorundur. Bu sorunu, bu eşiği nasıl aşacağız? İşçi düşmanlarının argümanlarıyla, propaganda araçlarıyla bizi birbirimizden ayrıştıran, ötekileştiren, yabancılaştıran ve sınıf olma özelliğimizi yok ederek Yasin Keskin ve ailesinin açlığa, yoksulluğa, sefalete itilmesine seyirci mi olacaksınız -ki bu ilerde kendinizin ve ailenizin aynı duruma mahkum edilmesine şimdiden razı olmaktır.

Yoksa, Yasin Keskin’e ve ailesine dayatılana karşı ‘ne yapabiliriz de ona sahip çıkar işine geri dönmesini sağlarız’ çabasına girebilecek misiniz?

Öncelikle ailenin itildiği açlık ve sefaletin ne getireceği konusunda bütün işçi aileleri empati yapmalı, bunu yapamazsak zaten baştan kaybederiz.

İşçiler kendi aralarında Yasin Keskin ve ailesi şahsında işten atmaların yasaklanması için “Keyfi işten atmalar yasaklansın. Yasin Keskin işe geri alınsın” kampanyası başlatabilirler. İmza toplama olur ya da başka yöntemler bulunur.

Sözün özü mesele tek başına Yasin Keskin meselesi değildir. Mesele sınıfsal tutum meselesidir.

Lenin’in “Eğer işçi sınıfı kendi kendini kurtaramazsa, hiç kimse onu yaşadığı sefaletten kurtaramaz” sözlerini buraya bir kez daha bırakayım.