Halklar Savaş Değil Barış İstiyor



Prof. Dr. Ali Arayıcı Birkaç haftadır süren gerginlikten sonra Ukrayna’da korkulan oldu. Rusya Ordusu, sahte ve gayri meşru gerekçelerle 24 Şubat’ta Ukrayna topraklarına girdi. Böylece silahlar konuşmaya başladı. Savaş ülkenin her tarafına yayıldı, masum insanların yaşamını yok etmeyi ve asla kapanmayacak yaralar açmayı sürdürüyor. ABD emperyalizminin tek kutuplu dünya hegemonluğunu elinde bulundurması ve buna karşı …


Prof. Dr. Ali Arayıcı

Birkaç haftadır süren gerginlikten sonra Ukrayna’da korkulan oldu. Rusya Ordusu, sahte ve gayri meşru gerekçelerle 24 Şubat’ta Ukrayna topraklarına girdi. Böylece silahlar konuşmaya başladı. Savaş ülkenin her tarafına yayıldı, masum insanların yaşamını yok etmeyi ve asla kapanmayacak yaralar açmayı sürdürüyor.

ABD emperyalizminin tek kutuplu dünya hegemonluğunu elinde bulundurması ve buna karşı çıkan Rusya’nın izlediği emperyalist yayılmacı politikaların sonucu olarak ortaya çıktı. Emperyalist süper güçlerin karşı karşıya gelmesi söz konusu değil. Bu ülkeler, kendi çıkarları için vekil devletleri kullanıp savaştırarak bol bol silah satıyor. Bunun örnekleri farklı yıllarda Afganistan, Suriye ve Libya başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde görülebilir.

Bu sefer bu yıkıcı savaş Doğu Avrupa’da yaşanıyor. Gerginliğin kademeli olarak artmasından açıkçası huzursuzluk duymamak olanaksızdır. Küskünlüğü, güvensizliği, nefreti ve şiddet eylemlerini körükleyen bir dizi tutulmamış vaat ve uygulanmamış Minsk Anlaşması’yla tarihsel bir bağlantı kurulabilir.

SAVAŞIN GEREKÇELERİ

Rusya, diplomasi yoluyla elde edemediği Kiev’in NATO’ya katılmayacağının garantisini zorla elde etmek için büyük bir askeri müdahaleye başladı. Uluslararası sahnede eski SSCB egemenliğini pekiştirme (diğer bir deyimle Rus Çarlığı İmparatorluğu’nu yeniden kurma) arzusu ne kadar ileri gidecek? Egemen bir devlete karşı bu savaş nereye kadar sürebilir?

Bu bir askeri operasyon mu geçici bir savaş mı? Yoksa Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky’nin dediği gibi “büyük bir savaş” mı olacak? Her durumda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 24 Şubat sabahının erken saatlerinde Ukrayna’da bir “askeri operasyon” başlattı. Eski Kıta’da egemen devlet tarafından 80 yıl boyunca egemen bir başka devletin ilk işgalidir.

Rusya, Doğu Ukrayna’da Rusça konuşanlara yönelik “soykırım” bahanesini kullanarak bir hava deniz ve kara saldırısı başlattı. Ukrayna’nın “işgalini” değil, onun “askersizleştirilmesini” ve “azınlıklardan arındırılmasını” istediğini ileri sürdü. Bir gün önce Ukrayna’nın doğusundaki Rus yanlısı ayrılıkçıların ilan ettiği “Cumhuriyetler”in liderlerinin Ukrayna Ordusu’nun “saldırganlığını püskürtmek” için Rusya’dan “yardım” talebinde bulunduklarını iddia etti.

Diplomatik yollardan tatmin olmayan Rusya askeri seçeneğe başvurmayı tercih etti. Asıl hedefin, 24 Şubat’ta Vladimir Putin’in televizyon konuşmasıyla altının çizildiği biliniyor: “Askeri altyapısını sınıra daha da yaklaştıran NATO’nun doğu genişlemesine son vermek”.

Aralık 2021’de Rusya, Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmemesini, NATO ile Kiev arasındaki askeri işbirliğine son verilmesini istedi. Rusya diplomasisi emsallere dayanıyor, Polonya ve Baltık Devletleri, Soğuk Savaş’ın sonunda Batı’nın verdiği taahhüde aykırı olarak AB ve NATO’ya katıldılar. Bu “tartışmalar”, bu vaadin gerçekliği konusunda iki kampı karşı  karşıya  getirdi.

ABD, NATO SÖZÜNÜ TUTMADI

İngiliz Ulusal Arşivi’nde bir tarihçi tarafından bulunan bir belgeyi yayınlayan Alman Der Spiegel dergisinin açıklamalarıyla olaylar büyüdü. Bu belge, 6 Mart 1991’de, Federal Almanya’nın eski başkenti Bonn’da yapılan ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya dışişleri bakanlıkları toplantısının tutanaklarıdır. Belgede, Batılıların Sovyetler’e verdiği sözler siyah beyaz olarak yazılmıştı. NATO Elbe’nin ötesine geçmeyecekti.

Der Spiegel’in orijinal tutanağının ilgili bölümündeki yazıda, Avrupa ve Kanada’dan sorumlu eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Raymond Seitz’in şu sözleri yer alıyor: “Sovyetler Birliği’ne -2+4 görüşmelerinde olduğu gibi diğer müzakerelerde de- Sovyet birliklerinin Doğu Avrupa’dan çekilmesinden istifade etmeye niyetimiz olmadığını açık bir biçimde ifade ettik.”

Bu belgede Seitz’ın, “NATO Doğuya doğru genişlememelidir, ne resmi ne de gayrı-resmi olarak” dediği belirtiliyor. Belgenin ekran görüntüsünde ise Almanya diplomatı Jürgen Chrobog’un, “2+4 görüşmelerinde açıkça ifade ettiğimiz üzere NATO’yu Elbe’nin ötesine genişletemeyiz. Dolayısıyla Polonya ve diğer ülkelere NATO üyeliği teklif edemeyiz” şeklindeki ifadesi yer alıyor.

Görüşmelerde Chrobog, “AGİK sürecinde ve ikili anlaşmalar yoluyla ilave adımların da atılması gerektiğini” vurguluyor. Tutanağın ilerleyen bölümlerinde Chrobog’un, Elbe Nehri’nden değil, Doğu Almanya ile Polonya’yı ayıran sınır olan Oder Nehri’nden söz ettiği biliniyor. Bu durum karşısında Rusya, meşru bir şekilde ihanete uğramış olduğunu kabul ediyor. Bu nedenlerle olsa gerek 24 Şubat’ta Rusya Ukrayna’yı işgal etmeye karar verdi.

HEMEN BARIŞ SAĞLANMALI

Savaş başlayalı 15 gün oldu. Acımasız bir şekilde Ukrayna’nın yıkımı devam ediyor. Binlerce insanın yaşamını yitirdiğini, on binlerce insanın yaralandığını ve milyonlarca insanın ise ülkesini terk etmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bu savaşın tek sorumlusu, ülkelerini suç ve yıkıcı bir savaşa taşımaya karar verdikleri için Putin’in kendisi ve yönetimidir.

Bu savaşın en ağır bedelini ödeyen çocuğuyla, kadınıyla, yaşlısıyla tüm Ukrayna halkıdır. Ukrayna, bu ardışık toprak parçalanmasından, bütün bir bölge için ciddi tehditler oluşturan bu tehlikeli saldırganlıktan kurtulabilecek mi? Üstelik bu istila, başlı başına dünyada şiddetli ve yıkıcı bir uluslararası düzensizliğin bir belirtisidir.

Bu, vahşi kapitalizmde dizginsiz rekabetin emperyalist yayılmacı, her şeye hakim olan savaşçı ve milliyetçi sonuçtur. Rusya liderinin, tüm alaycı argümanları bunun göstergesidir. Normal olarak BM, 24 Şubat’ta toplanacaktı. Savaş çığırtkanlığı yapan, modası geçmiş bir örgüt olan G7 ve NATO, Rusya’ya karşı bir dizi yaptırım uygulamıştı. Ancak 2014’ten beri uygulanan bu yaptırımlarda etkisizdi.

Bu uygulamalar -daha da kötüsü- Rusya liderinin aşırı milliyetçiliğini, despotluğunu ve diktatörlüğünü pekiştirdi. Bugün hakim olması gereken insani acil bir durumdur. Bu binlerce insanın ölümü, yüz binlerce insanın yaralanması ve savaştan kaçacak milyonlarca Ukraynalıya yardım eli uzatılmasıdır. Alınacak bu savaş önlemlerini Avrupa’da Avrupa’da yaşama getirmek kaçınılmazdır.

O halde, ateşkes ve diyalog yolları derhal bulunmalıdır. Topyekûn bir halk hareketi, savaşı reddetmek ve barışı dayatmak için ayaklanmalıdır. Basit bir eylem olarak değil, siyasi ve diplomatik yollarla gerçek koşulları yaratmak için tüm tarafların önemli çabalarını gerektiren siyasi bir proje olarak barış sağlanmalıdır. Bu savaşın mümkün olan en kısa sürede durdurulması gerekir.