Suları gasbedilen, gözaltına alınan Sefaköy halkı 3 gündür susuz!



Patronlar ve AKP’li tanıdığı olanların her kapıyı açabileceği bu sistem, 60 haneli bir köyün suyunu alabalığı çiftliğine tahsis ederek köylüleri susuz bırakabilecek bir nitelikte. Jandarmayı da yargıyı da tüm devlet mekanizmalarını da bir anda harekete geçirip zorbalığının bekçisi haline getirebilecek hızda çalışıyor. Fatsa’ya bağlı Sefaköy’de olup bitenler bu gerçeğin son ifadesi oldu. Köyde kullanılan tek …


Patronlar ve AKP’li tanıdığı olanların her kapıyı açabileceği bu sistem, 60 haneli bir köyün suyunu alabalığı çiftliğine tahsis ederek köylüleri susuz bırakabilecek bir nitelikte. Jandarmayı da yargıyı da tüm devlet mekanizmalarını da bir anda harekete geçirip zorbalığının bekçisi haline getirebilecek hızda çalışıyor.

Fatsa’ya bağlı Sefaköy’de olup bitenler bu gerçeğin son ifadesi oldu. Köyde kullanılan tek su kaynağının bir alabalık tesisine verilmesi üzerine şirket askerlerle beraber 27 Temmuz günü suyu kesmeye geldi. Sularının bir yandaşın kuracağı şirkete peşkeş çekilmesine tepki gösteren köylüler, su deposunun önünde oturma eylemi yaptı. Anında jandarma devreye girdi ve 11 köylü darbedilerek gözaltına alındı. Daha sonra köyün suyu kesildi. 3 gündür susuz kalan köylüler, yakın köylerden bidonlarla su taşıyor.

Darbedilerek gözaltına alınan köylülerden bazıları serbest bırakıldı, bazılarınınsa “Bizden şikayetçi olursanız sizi bırakmayız” denilerek tehdit edildikleri belirtiliyor.

Basına konuşan köy muhtarı Yusuf Kaynar, “Adalet olmayan bir memlekette insanların yaşaması mümkün değil” dedi.

Yargı hiç bu kadar hızlı çalışmamıştı!

Köylüler köyün hem içme hem de tarımda kullandıkları tek su kaynağı olan derenin 2011 yılında 25 yıllığına Sağlık Alabalık Restaurant’a kiralandığını, daha sonra şirketin 2014 yılında mahkemeye başvurarak köye giden suyun kesilmesini istediğini, fakat o zamanki yerel mahkemenin bu talebi reddederek suyun kullanımını halka verdiğini anlatıyor. Şirket burada durmuyor ama. Bir üst mahkemeye başvurması sonucunda 2022 Mayıs ayında Yargıtay suyun kullanım hakkını şirkete veriyor. Ardından şirketin açtığı icra davası da 26 Temmuz’da sonuçlanıyor ve yetkililer ertesi suyu kesmek için köye geliyor.

Kısacası hızlandırılmış bir süreç işletilerek köylünün suyu zorbalığa hukuk kılıfı geçirilerek gasbediliyor!

Sefaköy Muhtarı Yusuf Kaynar yaşananları ve bundan sonraki süreçte ne yapacaklarına dair şunları belirtti:

Köylüye sorulmadı

Bu suyu yıllardır kullandıklarını ifade eden Kaynar, yeni ev yapıldıkça bir boru atarak evlere su aldıklarını söylüyor. Fakat 2014 yılında alabalık şirketinin ‘Buradan su alamazsınız. Biz kiraladık’ dediklerini aktaran Kaynar, “Şirket bizim içme suyumuzu ayırmadan, derenin debisini de fazla göstererek suyu kiralamış. ‘Bizden muvafakatname alınmadı. Nasıl kiraladınız’ dedik. Bunlar bizi mahkemeye verdi. Yerel mahkeme bizi haklı buldu. Samsun Bölge Mahkemesi ve Yargıtay bizim aleyhimize karar verdi. Bu kararı uygulamaya açtılar. En az 100 hane bu kaynaktan su içiyor. Daha sonra İcra Kurulu geldi. Dereden saniyede 13 litre su akıyor. Köyümüze dereden akan suyun saniyede 1 buçuk litresi yetiyor. Geri kalan kalanlar balık havuzuna gidiyor. Yine bizim depomuzdan artan su da oraya gidiyor. Ama yine de suyun tamamını kestiler” dedi.

‘Böyle bir ülke olur mu?’

Şirketin suyu kesmeye askerlerle geldiğini de hatırlatan Kaynar, “Halk suyunu korumak için benim tapulu arazimde bulunan deponun önünde oturdu. Asker beni karakola götürdükten sonra halka zor kullanarak gözaltına aldı. Bu kadar güç kullanılmasına gerek var mıydı? Bizim hem içme suyumuz bu halk burada ne içecek sorusu sorulmadan kesilecek. Hem de zor kullanılacak. Böyle bir ülke, böyle bir yönetim şekli var mıdır? Halk gerçekten çok küstün bir durumda” diye belirtti.

Siyasi güç

“Bizim Sağlık Balıkçılıkla bir işimiz yok” diyen Kaynar, şöyle devam etti: “Bizim işimiz Yargıtay’da köyümüze içme suyu ayırmadan bu kararı verenlerle. Bu kararı nasıl verdiniz? Bu karar verildikten sonra yetkili mercilerle görüştüm. Ama herkes sessiz kaldı. AKP Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu ile görüştüm. Köyümüzün su sorununu anlattım. Bana ‘Ben OSKİ müdürü değilim’ dedi. 5 yılda Yargıtay’dan gelmeyen karar 2 ayda geliyorsa bunun arkasında siyasi güç vardır. Bu siyasi güç bu insanları düşünmeden bu kararı nasıl onayladı? Halkın hizmetçisiyim diyen vekiller nerede. Bizi muhatap bile almıyorlar. Bu karar doğru değildir. Köyün suyunun ayrılması gerekirdi.” 

‘Mücadele vereceğiz’

3 gündür susuz olduklarını söyleyen Kaynar, yakın köylerden bidon ve bakraçlarla su taşıdıklarını anlattı. İhtiyaçlarının sudan çok adalet olduğunu ifade eden Kaynar, “Suyumuzu gerekirse eşekle taşırız. Gerekiyorsa banyo yapmayız. Sorun, bu adaletsiz kararın neden verildiğidir? Adalet neden sağlanmıyor? Adalet olmayan bir memlekette insanların yaşaması mümkün değil. Ezilen bir toplumun, sınıfın olmasını istemiyoruz. Biz bunun mücadelesini hep verdik, bundan sonrada vereceğiz. Hukuken bunu bir üst mahkemeye taşıyacağız. Yetkili mercileri, vali, belediye, OSKİ ile tekrar görüşeceğiz. Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Ordu’ya gelecek onu pankartlarla karşılayacağız. Derdimizi anlatacağız. Madem bu milletin hizmetkarısınız milletinle görüşmeyi de göze alın. Biz vatandaşız, hakkımızı istiyoruz” diye kaydetti.