Evde, sokakta, sosyal medyada… Kadına baskı her yerde



Çiçek Özgen Kadınlara karşı uygulanan baskı, biçim değiştirerek de olsa onların var olduğu her alanda sürüyor. Kadınların, fikir belirtmeleri, kendi haklarını talep etmelerinden tutun da gülmelerine, istediklerini giymelerine kadar her şeyin gerek siyasal rejimin gerekse onun da bir parçası olduğu sistemin biçimlendirdiği toplumun baskısına maruz kalması, daha “özgür” olarak nitelenen sosyal medya gibi dijital ortamlarda …


Çiçek Özgen

Kadınlara karşı uygulanan baskı, biçim değiştirerek de olsa onların var olduğu her alanda sürüyor. Kadınların, fikir belirtmeleri, kendi haklarını talep etmelerinden tutun da gülmelerine, istediklerini giymelerine kadar her şeyin gerek siyasal rejimin gerekse onun da bir parçası olduğu sistemin biçimlendirdiği toplumun baskısına maruz kalması, daha “özgür” olarak nitelenen sosyal medya gibi dijital ortamlarda bile hız kesmeden devam edebiliyor.

Bu konuda kapsamlı verileri CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca’nın, cinsiyet eşitsizliğinin teknolojiye yansıma biçimini ortaya koyduğu ‘Dijital Hak’sızlıklar’ raporundan öğreniyoruz. Rapora göre, 37 milyon kullanıcısı olan Facebook’ta kadın kullanıcı oranı yüzde 36.1 iken, erkek kullanıcı oranı yüzde 63.9 oldu.

Devletin, babanın, kocanın kısaca erkeklerin sürekli denetim zorbalığına maruz bırakılan kadınların, sosyal medya üzerinden de bu zorbalığı yaşadıkları görülüyor. Özellikle farklı dünyalara, farklı kültür ve düşüncelere kapıları açmasının kadınları değiştireceğinden, baştan çıkaracağından korkan eril zihniyetin, kadının sosyal medya kullanımını da denetlediğini gösteriyor.

Aile içindeki ya da duygusal yakınlık içindeki erkekler tarafından  ya şifreler ele geçiriliyor ya da ortak hesaplar üzerinden ortak yorumların yazıldığı, ortak alanların incelelendiği, ortak kişilerle iletişimin kurulduğu bir biçimde denetim sürekli hale getiriliyor. Bununla birlikte sosyal medya, kadının özel görüntü ya da içerikli mesajlarının paylaşılması tehdidiyle kolaylıkla erkekler tarafından taciz aracına dönüştürülebiliyor. Sokaklarda baskıya devam eden zihniyet, kadını sokakta yakalayamadığında bu sefer dijital araçlara sızarak bunun üzerinden baskı ve zoru sürekli hale getiriyor.

Aynı durum eril rejim açısından da işliyor:

Sosyal medyanın artık bir örgütlenme aracı olarak kullanılabiliyor olması zaten rejim açısından hedefe oturtulmasına neden olmakta. Her fırsatta sosyal medya kullanımın kısıtlanması, bu alanın kontrol altına alınmasının öneminin sıklıkla dile getirilmesi de bundan. Söz konusu bir de kadınlar olunca sistem açısından alarm çanları sürekli devrede oluyor. Onların sosyal medyayı seslerini duyurma, bunu daha geniş kesimlere ulaştırabilme olanağı, eğitim, dayanışma ve  örgütlenme aracı olarak sosyal medyayı devreye sokma ihtimali bile kendi başına bu mecrayı kullananların denetim altına alınması zorunluluğunu ortaya çıkarıyor.

Kadının “gözünü açmasının”, “örgütlenmesinin” toplumu dönüştürme gücünün ve rejimi sarsma ihtimalinin farkında olan eril sistem, bu nedenle sürekli beslediği, pohpohladığı eril düşünce yapısındaki insanlarla kadının önüne hem aile içinde, hem kamusal alanlarda hem de dijital alanlarda da set çekiyor.