İnşaat işkolu neoliberal sömürü rejiminin murat ettiği tüm kuralsızlıkların hüküm sürdüğü bir işkolu. Bir taşeron ağıyla sarmalanmış bu işkolunun tepesine çöreklenmiş iktidara yakın büyük şirketler kârlarına kâr katıyor. İnşaat işkolu hem onların kârlarını katladıkları bir alan hem de son on yıllarda ekonominin temel motor gücü haline getirilmiş bir beton imparatorluğu! Bu açılardan aynı zamanda son derece politikleşmiş bir nitelik taşıyor.
Bu işkolunda sigortalı çalışma, ücret üzerinden sigorta primi yatırılması yakın zamana kadar yoktu. İşçilerin literatüründe kıdem-ihbar tazminatı diye bir şey de. Tahta kurulu yatakhaneler, berbat yemekler ve işçilerin onurunu zedeleyecek muameleler işkoluyla adeta özdeşleşmiş durumda. Maliyet hesapları içinde üzeri ilk çizilen kalem işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri için yapılacak harcamalardır. O yüzden her gün bir ya da birkaç iş cinayeti yaşanır. Saymakla bitmeyecek kuralsızlıklar, keyfilikler…
Taşeron ağı kadar bir “yetkililer” hiyerarşisinin de oluştuğu ve bu hiyerarşide küçüğünden büyüğüne tüm “yetkililerin” işçilere köle muamelesi yaptıkları, işçinin hakkını istemesi karşısında aşağılayıcı, saldırgan tutumlar takındıkları bu işkolu, esas olarak örgütsüz olması nedeniyle bir sömürü cenneti haline geldi. ’80 öncesinde belirli örgütlenmelere, anlamlı eylemelere sahne olsa da cunta sonrasında bu kesintiye uğradı. 2010 yılından sonra işkolu yeniden örgütlenme çabalarına sahne oldu. Bağımsız sendika İnşaat-İş ve DİSK’e bağlı Dev Yapı-İş bu yıllar içinde ısrarlı ve inatçı bir çalışma yürüttüler. Bu çalışmayla hem işkolunun sorunlarını gündeme taşıdılar hem de zaman içinde belli başlı şantiyelerde patronlar üzerinde basınç oluşturmayı, işçiler açısından adres olmayı sağladılar.
Yasaların hiçe sayıldığı, hak bilincinin yok edildiği, keyfiliğin, kuralsızlığın kural haline geldiği bu işkolunda fiili meşru mücadele çizgisinin esas alınması üzerinden azımsanmayacak bir bilinç ve birikim oluştu. Mevcut ücret sendikacılığını, aidat odaklı yaklaşımı aşan, işkolunun doğasına da uygun olarak esasta bir hareket ve kültür yaratmayı merkeze koyan bu çalışmalardaki birikim, işkolunun bütününe yayılan bir hak bilinci olarak kendisini hissettirmeye başladı en başta.
Pek çok farklılıkları olsa da işkolunda 2017’den bu yana belli eylemlerde birlikte hareket eden İnşaat-İş ve DİSK Dev yapı-İş’in son olarak Şubat 2022’den bu yana Finans Merkezi şantiyesinde güçlerini, deneyimlerini birleştirerek yoğunlaştırdıkları çalışmaysa işkolu açsından yeni bir eşiği ifade etti. İktidar açısından önemli bir yerde duran bu şantiye, 30 bin işçinin çalıştığı, dönem dönem sayının arttığı devasa ölçekte bir şantiye. Limak, Kolin, Yapı&Yapı, Rönesans ve Gür Yapı gibi iktidara yakın büyük inşaat şirketlerin yüklenici firma olduğu, devlete bağlı Emlak Konut’un projenin başına konulduğu bu şantiyede Şubat’tan beri 25’ten fazla eylem yapan sendikalar, bu süreçte pek çok hakkı fiilen kabul ettirdiler, yandaş firmalarca muhatap alınmak zorunda kaldılar. Çift bordro uygulaması sonlandı, 45 saatlik çalışma sözleşmelere geçti, kıdem-ihbar tazminatları en başta işçilerde bilinç haline geldi. Mesailer, bayram-hafta sonu çalışmaları konusu da öyle. Sendikalar yemekhaneleri denetleyebilecek bir konum kazandı. İşçilerin hemen tümü artık bu şantiyede bir sendikal örgütlenme çalışması olduğunu biliyor.
8 aylık bir sürede bu yolları kateden sendikalar şimdi bu kazanımlarını güvenceye almak ve yeni hak gasplarına son vermek, içerdeki koşulların düzeltilmesinde patronlarla masaya oturmak için grev hazırlığına giriştiler.
Podcast dizimizin bu programında gazetemiz editörlerinden Mürüvet Küçük İnşaat-İş Örgütlenme Sorumlularından Yunus Özgür ve DİSK Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut’la hem nasıl bir yol katettiklerini hem grevle neyi amaçladıklarını, taleplerinin neler olduğunu, inşaat işkolunun özelliklerini, birleşik mücadele içinde nasıl bir kültür yarattıklarını konuştu.
Programımızda şu sorularla birlikte yürüyen bir sohbet gerçekleştirildi:
– İnşaat işkolu denilince aklınıza ilk elde neler gelir?
– Herkesin birleşik mücadele dediği, ama bunu pratikte örmekte güçlükler yaşadığı bir dönemde siz böyle bir örnek yarattınız. Sizi buna motive eden neydi? Bu konuda nasıl bir yol katettiğinizi, varsa hangi noktalarda zorlandığınızı, olumluluklarının neler olduğunu özetlemenizi istesek…
– Şimdiye kadar nasıl bir çalışma yürüttünüz, bu çalışmanın kazanımları neler oldu?
– Sizi hep işçilerin ücret ve diğer haklarıyla ilgili sorunlar üzerinden gerçekleşen fiili eylemlerle biliyoruz. İşçi hakkı gasp edilince geliyor ve birlikte direnerek genelde sorunu çözüyorsunuz. Görünürde mesele ücret meselesi gibi duruyor, siz bu konuda deneyimlerinizle de birlikte düşününce ne dersiniz?
– Grev fikri bugüne kadarki genel çizginizden farklı bir eşiği ifade ediyor. Bu fikre hangi ihtiyaç ve hedeflerle yöneldiniz?
– Bu nasıl bir grev olacak, biraz açar mısınız?
– Bu çağrıda hangi talepleri öne süreceksiniz?
– Bu talepler aynı zamanda inşaat işkolunun daha bütünlüklü sorunlarını ifade ediyor. Elbette çalışmanıza da böyle bir zemin sunuyor. Grev sonrasında işkolunda nasıl bir hat izleyeceksiniz?
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!