İSİG Meclisi: Son 1 Yılda 66 Çocuk Çalışırken Hayatını Kaybetti



Okulların açılması nedeniyle çocuk işçiliğe dair hazırladığı raporu açıklayan İSİG Meclisi son bir yılda 66 çocuk işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etti. Çocuk işçiliğin önceki yıllarda tarımda yoğunlaşırken kriz ve değişen ekonomik koşullar nedeniyle artık başta sanayi olmak üzere hemen her alanda somut bir olguya dönüştüğü kaydedildi


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, eğitim yılının başlaması dolayısıyla hazırladığı çocuk işçilik raporunu açıkladı. Çocuk işçilikle ilgili bu yıl içinde hazırlanan 2’inci raporda, 2023 Eylül-2024 Ağustos eğitim öğretim yılında meydana gelen çocuk işçi ölümleri üzerinden bazı değerlendirmeler yapılarak bu süre içinde en az 66 çocuk işçinin çalışırken hayatını kaybettiği tespit edildi.

İlk sırada kentler var

Çocuk işçi ölümlerinde artık ilk sırada kırların (tarım) değil kentlerin yer aldığı vurgulanan raporda, son bir yılda tarım sektöründe 24 (20 işçi ve 4 çiftçi), sanayi sektöründe 17, inşaat sektöründe 13 ve hizmet sektöründe 12 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiği belirtildi.

İSİG Meclisi’nin haziran ayında yayınladığı raporda son 11 yılı kapsayan çocuk işçi ölümlerinde yüzde 55’le tarım başı çekiyordu. İlk raporların hazırlandığı 2013’te bu oranın yüzde 65 civarında olduğuna işaret edilerek, gelinen noktada tarımdaki çocuk işçi ölüm oranı bugün yine ilk sırada olmasına rağmen yüzde 36’ya gerilediğine dikkat çekildi.

Çocuk işçilik artık her yerde

Kırsal yoksulluğun devam etmesine rağmen çocuk işçi ölümlerinin kentlere kaymasının nedenlerine değinilen raporda şunlar ifade edildi:

“… kırsal yoksulluk bitmediği gibi derinleşerek devam ediyor. Ne var ki, kentsel yoksulluğun derinleşmesi, özellikle MESEM’de gördüğümüz üzere bizzat devlet politikalarıyla kitleselleştirilen çocuk işçilik ve tüm Anadolu kentlerinde yoğunlaşan Organize Sanayi Bölgesi (OSB) gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini kent merkezlerine ve çeperlerine taşımış durumda. Tarım işçisi çocuklar tamamen sosyal hayattan dışlandığı ve yerleşim merkezleri dışında hem yaşadıkları hem çalıştıkları alanda çevrelendiklerinden ötürü ölümleri devlet ve sermaye tarafından ‘görünmez’ kılınıyordu. Oysa çocuk işçiler artık her yerde, kentlerin merkezinde, AVM’lerde, sokakta, şantiyelerde, sanayide ve OSB’lerde. Her ailede veya sülalede bir çocuk çalışıyor, her sokakta tanıdık bir çalışan çocuk var. Üretimden gelen bu gerçeklik çocuk işçiliği “görünür” kılıyor ancak çocuk işçilik; eğitim, öğrenim, yetişecek eleman argümanlarıyla ‘meşrulaştırılmaya çalışılıyor’ ve ölümler maskeleniyor.

MESEM, mesleki eğitim değil sermaye için bedava işçiliktir

MESEM’in 2016 yılı sonuna kadar var olan ‘Çıraklık Eğitim Merkezleri’nin devamı niteliğinde olduğu, 4+4+4 eğitim modeliyle eğitim sisteminin içine daha fazla entegre edildiği ve kitleselleştirilmiş bir çocuk işçilik sisteminin yaratıldığı kaydedilen raporda, MESEM kapsamında yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin olduğu hatırlatıldı. Bu öğrencilerin yaklaşık 300 bininin 18 yaşın altındaki çocuklardan oluştuğu yani çocuk işçiliğin “bir gün okulda dört gün işyerinde eğitim alma” uygulamasıyla meşrulaştırıldığı ifade edildi.

MESEM’ler patronlar için finans desteği aracı

MESEM’lerin sermayenin ucuz emek rezervlerini doldurmanın dışında doğrudan patronlara finansman desteğinin de bir aracı olduğu belirtilen raporda, “2024 yılında bedavaya çalıştırılan öğrenci-işçiler için patronlara 1 milyar 698 milyon TL ödenirken, son üç yılda MESEM programlarına aktarılan kamu kaynağı 15 milyar liraya yaklaştı” denildi.

MESEM’lerde yoğunlaşan “çocuk işçiliğin nesnel zeminini yoksulluk oluşturmaktadır” denilen raporda bu durumun 2021 Eylül ayından itibaren derinleşen ekonomik krizle birlikte daha da görünürleştiği kaydedildi.

Mesleki eğitim yaşı 12-13’e düşürüldü

MESEM aracılığıyla ortaokulu bitiren öğrencileri örgün eğitimden kopararak haftanın (resmi olarak) dört günü bedava işgücü olarak patronların sömürüsüne sunan MEB’in şimdi de yaz döneminde “beceri geliştirme programı” adı altında 7. ve 8. sınıftan itibaren tüm öğrencilerin katılabileceği “zanaat atölyeleri” açtığına işaret edilerek “On şehirde -İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Konya, Mersin, Rize, Samsun, Sivas ve Şanlıurfa- 196 okulda başlatılacak pilot uygulamayla mesleki eğitim yaşı (12-13 yaşa) düşürülüyor” denildi.

Çocuklar ezilerek, boğularak, yüksekten düşerek ölüyor

Raporda tarımda ölen çocukların 14’ünün mevsimlik tarım işçisi, 6’sının çoban ve 4’ünün çiftçi olduğu, günde 10-12 saat ve gündüz 40-50 derece sıcaklıkta çalışan bu çocukların en temel sorununun barınma, okula gidememe, yeterli beslenememe ve temiz suya ulaşamama olduğu kaydedildi. Tarımda çalışan çocukların ölüm nedenlerinin başında gelenin boğulma olduğu kaydedildi.

Makineye sıkışarak öldü çocuklar

MESEM uygulamasının ana sonucunun sanayide çalışan çocukların sayısının artması olduğu vurgulanan raporda “Dokuzu metal olmak üzere gıda, tekstil, ağaç, enerji ve taşımacılık işkollarında çalışan çocukların ana ölüm nedeni ise makinaya sıkışma, patlama ve yanma” tespiti yapıldı.

Ölen çocukların yüzde 20’si inşaatlarda

MESEM uygulamasının bir etkisinin de inşaatlarda çalışan çocukların sayısının artması olduğu belirtilen raporda, “Geçen yıl ölen çocukların yüzde 20’si inşaatlarda çalışıyordu. Yine bu çocukların yarıdan fazlası inşaatlardaki en çok ölüm nedeni olan yüksekten düşerek hayatını kaybetti” denildi.

Uzun yol taşımacılığında muavinlik veya moto-kuryelik yapan çocukların sayısının artışına paralel trafik kazası nedeniyle ölümlerde de artış gözleniyor.

Geçen eğitim yılında 9 MESEM’li çocuk işçi çalışırken öldü

Raporda geçtiğimiz eğitim öğretim döneminde beşi inşaatta dördü sanayide olmak üzere 9 MESEM’li çocuk; yine bu dönemde sipariş yetiştirme baskısı altında çalışan beş moto kurye çocuğun hayatını kaybettiği hatırlatıldı.

2023-2024 eğitim öğretim döneminde çocuk iş cinayetlerinin şehirlere göre dağılımı
7 çocuk İstanbul’da; 5 çocuk Şanlıurfa’da; 4’er çocuk Adana, Kocaeli ve Konya’da; 3’er çocuk Ankara ve Kayseri’de; 2’şer çocuk Çorum, Gaziantep, Hatay, Malatya ve Manisa’da; 1’er çocuk Adıyaman, Aksaray, Antalya, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Isparta, Karaman, Kilis, Kütahya, Mersin, Muğla, Niğde, Ordu, Şırnak, Zonguldak ve Irak’ta çalışırken hayatını kaybetti.

“Çocuk işçiliğin yoğunlaştığı 4 havza”

Çocuk işçilerin çalışırken hayatını kaybettiği şehirlere dair raporda şunların altı çizildi:

“Çocuk işçiliğin yoğunlaştığı dört havza ve coğrafi koridordan bahsedebiliriz. Birincisi İstanbul-Kocaeli, ikincisi Şanlıurfa-Gaziantep, üçüncüsü Konya-Karaman-Aksaray ve dördüncüsü ise Adana-Hatay-Antalya-Mersin. Yukarıda belirttiğimiz üzere MESEM’ler ve Anadolu’da yaygınlaşan OSB gerçeği çocuk işçiliğin yoğunlaştığı alanlar. Yine tarımda en çok hayatını kaybeden çocuğun Şanlıurfa’da olduğunu ve çalışmaya gittiği yerde ölen tarım işçisi çocukların çoğunun Şanlıurfalı olduğunu belirtelim.” 

Kız çocukları, göçmen çocukları ve yaş grupları üzerine

Kız çocuklarının özellikle tarım sektöründeki yoğun sömürüsünden kaynaklı olarak ölümlerinin tüm iş cinayetlerinde ölen kadınların ölümlerinin iki katı (yüzde 16) olduğu hatırlatılan raporda, çocuk işçi ölümlerinin kentsel alana kaymasıyla birlikte geçen yıl ölen kız çocuğu ölüm oranının yüzde 8 olarak gerçekleştiği ifade edildi.

Göçmen çocukların durumuna, çocukların yeterli besine ulaşamamasının yarattığı sağlık sorunlarına da yer erilen raporda şu talepler dile getirildi:

1- Çocuk işçilik yasaklanmalı, çocuk işçi çalıştıran patronlara en ağır cezalar verilmelidir.

2- Eğitim tamamen parasız olmalı ve müfredat aklın ve bilimin ışığında yenilenmelidir. Tüm Türkiye çapında okullarda bir öğün yemek verilmeli ve yoksul çocukların ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır.

3- MESEM’ler bir eğitim-öğrenim işlevi görmemektedir. MESEM’li çocuklar işi bedava ve ağır koşullarda çalıştırılarak öğrenmektedir. Bu anlamda MESEM’leri revize etmek imkansızdır. MESEM’ler kapatılmalı ve mesleki eğitim yeniden yapılandırılmalıdır.

4- Beceri geliştirme programı adı altında hayata geçirilmeye çalışılan programlar iptal edilmelidir. Mesleki eğitim adı altındaki işçileştirme politikalarının 15 yaşın altına yayılması acilen engellenmelidir.

Raporun tamamına BURADAN ulaşabilirsiniz.