Travmalara Alıştırılan Toplum: Deprem, Maden, Otel Cinayetleri…



Bu sistem yoksulları iş cinayetlerinde, orta sınıfları ise lüks ve güvenlik vaadiyle tuzaklarda katletmeye devam ediyor.


Serhat Tuna

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde Grand Kartal Otel’de meydana gelen ve 78 insanın canına mal olan yangın, kapitalist sistemin insan hayatını hiçe sayan rant ve kâr hırsının acımasız bir tezahürüdür. Bu trajedi yalnızca bir otel yangınının değil depremden madencilik katliamlarına kadar toplumun tüm kesimlerine yayılan sistematik ihmaller zincirinin yeni bir halkasıdır. Bu sistem yoksulları iş cinayetlerinde, orta sınıfları ise lüks ve güvenlik vaadiyle tuzaklarda katletmeye devam ediyor.

2023 yılında Maraş merkezli depremlerde on binlerce insan çürük binaların altında kalarak, günlerce yardım çığlıklarına karşılık bulamayarak yaşamını yitirdi. Oysa bu binaların büyük bir kısmı “imar affı” adı altında yasallaştırılan bir düzende, denetimsizlik ve rant uğruna kaderine terk edilmişti. Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği katliam “fıtrat” söylemleriyle geçiştirildi; oysa iş güvenliği tedbirleri alınmış olsaydı bu ölümler önlenebilirdi. Ermenek, Zonguldak ve daha niceleri… Herbiri kapitalist düzenin kârı insan hayatının önüne koyduğunun somut göstergeleridir. Grand Kartal Otel yangını da bu kara listeye eklenmiş bir başka trajedidir.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından yapılan açıklamada, yangın algılama, uyarı ve söndürme sistemlerinin kamuya açık binalarda zorunlu ve hayati olduğu belirtilmiştir. Ancak Grand Kartal Otel’de bu sistemlerin etkin bir şekilde işletilmediği, periyodik bakım ve kontrollerinin ihmal edildiği ortaya çıkmıştır. Bu eksiklikler, yalnızca bireysel ihmallerin değil denetim mekanizmalarını formalitelere indirgeyen bir düzenin sonucudur.

Yangın anında tahliye süreçlerindeki aksaklıklar, merdiven boşluklarının dumanla dolması ve alarm sistemlerinin işlevsizliği ile birleşince, insanların can havliyle kendilerini boşluğa bırakmalarını kaçınılmaz kılmıştır. Modern bir yapının sunabileceği tüm teknolojik imkanlara rağmen bu acı tablo yaşanmışsa bu sadece teknik bir eksiklik ya da arıza değil insan hayatını önemsizleştiren bir sistemin tezahürüdür.

Yangının arka planında yatan diğer bir sorunsa binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’te 2017 yılında yapılan değişikliktir. Bu düzenleme, 2007 öncesinde ruhsat almış binaları yangın güvenliği zorunluluklarından muaf tutarak, denetim zafiyetlerini kurumsallaştırmıştır. Grand Kartal Otel gibi tesisler bu yasal açıklardan faydalanarak, can güvenliğini hiçe sayan bir anlayışla faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

Facianın en çarpıcı boyutlarından biri de otelin 2024 yılında iki kez Sürdürülebilir Turizm Programı Sertifikası alıp, yangın eğitimlerini tamamlamamış olmasıdır. Denetim raporlarının arkasına gizlenen bu yetersizlikler bir otelin sahip olduğu şatafatın ve lüksün can güvenliğini nasıl örttüğünü göstermektedir. Daha trajik olanı ise bu sertifikaları veren kuruluşun yönetiminde otelin sahibinin de yer alıyor olmasıdır. Rantın kıskacına alınan bir düzen, denetim mekanizmalarını adeta birer komediye dönüştürmüştür.

Yangından aylar önce Bolu Belediyesi’ne başvurarak denetim talebinde bulunan otelin, itfaiye raporlarında 8 maddede eksiklik bulunduğu belirtilmiş ve bu nedenle uygunluk verilmemiştir. Ancak otel yönetimi, denetimden kaçınmak için dilekçesini geri çekerek felaketi adeta davet etmiştir. Bu tablo rantın ve kârın insan hayatını nasıl kolayca hiçe sayabileceğini gözler önüne sermektedir.

Bu yangın sorumluluk zincirinin tüm halkalarını gözler önüne sermektedir. Bu rant düzeninin kendisi, Turizm Bakanı, Bolu Belediye Başkanı, otel sahibi… Yasaları yapanlar, yasaları yapanları denetlemeyenler. Hepiniz sorumlusunuz!

Travmalarla Yüzleşmek

Grand Kartal Otel yangını kesitsel bir ihmalden ziyade yıllara yayılan sistematik bir yozlaşmanın ve rant odaklı düzenin en acı ve çıplak sonuçlarından biridir. Tıpkı Soma’da madene gömülen 301 işçinin katli gibi…

Bu trajedi, toplumun her katmanına farklı biçimlerde ödetilen bir çöküşün resmidir: Yoksulların canı iş cinayetlerinde, orta sınıfların hayatı lüks ve güvenlik vaadiyle kurulan tuzaklarda yok edilmekte. Ancak bu travmaları kabullenmek yerine bu çarka çomak sokmaktan “fıtratı” değiştirmekten başka bir çıkış yolu yok…

Grand Kartal Otel yangının bize hatırlattığı şey, insan hayatını rant ve kârdan önceleyen bir toplumsal bir sistemin aciliyetidir.