Çocuklukta Boşluğun Yasaklanışı



Her çocuk ailesinin yatırım portföyünde bir varlık haline gelir. Oyunları oyun değil motor gelişim pratiğidir. Arkadaşları arkadaş değil sosyal beceri platformudur. Okulu okul değil kariyer ön hazırlığıdır. Bu yatırım mantığında boşluk paniktir. Çocuk sıkıldığında “yatırım boşa gidiyor” duygusu başlar. Anne babalar endişelenir: Acaba yetersiz mi kalıyoruz?


Boşluk, çocukluğun en eski hakkıydı.
Hayal kurmak, duvara bakmak, taşları dizerken zamanı unutmak.
Neoliberal çağ bu boşluğu suç haline getirdi.
Çünkü her boşluk, sermayenin gözünde atıl sermayedir.
Karl Marx’ın ölü emek kavramıyla tarif ettiği üzere, kapitalist üretim ilişkilerinde verimsiz zaman sermayenin akışını kesintiye uğratır.
Boşa harcanan her dakika, üretilememiş değer, tüketilememiş içerik, optimize edilememiş bir fırsattır.
Çocuk sıkıldığında sistem alarma geçer.
Algoritmalar, oyunlaştırılmış eğitimler, içerik bombardımanları devreye girer.
Byung-Chul Han’ın Psikopolitika kavramsallaştırmasında tarif ettiği “özgürlük illüzyonuyla denetlenen özne” modeli burada tüm çıplaklığıyla görünür olur.
Sıkılmak, bir eksiklik olarak kodlanır ve anında müdahale edilir.

Neoliberal psiko-politika çocuğu bir girişimci proje olarak inşa eder.
Ulrich Bröckling’in The Entrepreneurial Self kavramlaştırmasıyla, birey öz-yatırım yapan bir mikro-şirket haline gelir.
Her çocuk, ailesinin yatırım portföyünde bir varlık haline gelir.
Onun oyunları oyun değil, motor gelişim pratiğidir.
Arkadaşları arkadaş değil, sosyal beceri platformudur.
Okulu okul değil, kariyer ön hazırlığıdır.
Boşluk, bu yatırım mantığında paniktir.
Çocuk sıkıldığında sanki “yatırım boşa gidiyor” duygusu başlar.
Anne babalar endişelenir: “Acaba yetersiz mi kalıyoruz?”

Sistem, sıkılmayı bir tür kişisel başarısızlık olarak yeniden tanımlar.
Çocuğun sıkılması onun kapasite eksikliği gibi sunulur.
Aslında sıkılma, zihnin boşlukta gezinme hakkıdır.
Winnicott’un Playing and Reality eserinde vurguladığı “potansiyel alan” tam da bu boşluğun yaratıcılıkla buluştuğu alandır.
Bu hak, neoliberal disiplinin gözünde tembellik, motivasyon kaybı ve üretimsizlikle eşanlamlıdır.
Bu yüzden sıkılma anları hızla ekranlarla, içeriklerle, uyaranlarla doldurulur.
Sherry Turkle’ın Alone Together analizinde gösterdiği gibi, ekran ilişkileri boşluğu doldurmaz; yüzeysel bağlantılarla anlamı aşındırır.

[Sindel Kültür Sanat]