Açıklanan asgari ücret bizlere bir kez daha kapitalist devletin işçinin değil sermayenin cisimleşmiş hali olan patronların devleti olduğunu, asgari ücret masasında işçilere yer olmadığını gösterdi. Üstelik kadın işçiler, gençler, göçmenler içinse çoğu zaman ulaşılamayan bir hayal olan asgari ücret, onların karşısına da maaşlarını aşağıda tutacak bir temel ücret dayatması olarak çıkıyor.

Aynı zamanda “enflasyon”, “fedakârlık”, “ülke şartları” denilen şeylerin hepsinin birer masal olduğunu da bir kez daha gördük. Bankalara, rant projelerine milyarlar akarken, savaş ve gösterişten tasarruf edilmezken bir tek işçi sınıfı için para yok.

Çünkü devlet, ücretleri açlık sınırına zincirleyerek milyonlarca işçiyi örgütsüz tutmak istiyor. Bizse bu düzenden çıkmanın adımlarını atacak bir örgütlenmenin propagandasını kampanyamız boyunca çeşitli araçlarla yapmaya çalıştık.

Bunun bir parçası olarak “krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm” dediğimiz, ekmek ve onurun birbirinden ayrılamayacağını hatırlattığımız, enflasyonun asıl sorumlularına işaret ettiğimiz, serveti yaratanlar olarak krizin faturasını bu servete konanlar ödesin dediğimiz, sendika bürokratları yerine işçi temsilcilerinin asgari ücret masasında olması gerektiğini savunduğumuz bir dizi pul hazırladık.

Bu içerikleri yansıtan pullarımızı kampanyamız boyunca Kadıköy, Kartal, 1 Mayıs Mahallesi, Gülsuyu, Okmeydanı, Hisarüstü, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptık.
Ne asgari ücret ne asgari yaşam!
Yıkalım bu köhne düzeni! Biz başka alem isteriz!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!