Çarşamba, 15 Temmuz 2026

Çocuk İşçi Cinayetleri Sermayenin Eseridir



Mehmet Yiğit 16 yaşındaydı, meslek lisesi öğrencisiydi, hayalleriyle dolu bir çocuktu… Çalıştığı traktörün hidrolik kapağı üzerine düştü, demir parçalar arasında sıkıştı, can verdi


Mehmet Yiğit 16 yaşındaydı, meslek lisesi öğrencisiydi, hayalleriyle dolu bir çocuktu.

Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde bir sanayi sitesinde, traktör tamir atölyesinde “staj” görüyordu. Oysa o atölye bir eğitim ortamı değil denetimsizliğin ve maliyet hesabının hüküm sürdüğü bir ölüm tuzağıydı. Çalıştığı traktörün hidrolik kapağı üzerine düştü, demir parçalar arasında sıkıştı, can verdi.

‘Hidrolik kapağı üzerine düştü’ dediler oysa üzerine düşen, kan emici sermayenin o devasa görünmez çelik pençeleriydi. Mehmet Yiğit “stajyer” kisvesi altında sömürülen, sigortasız, güvencesiz, sendikasız bir proleter yavrusuydu. Onu o atölyeye mahkûm eden, ekmek kavgasından başka bir şeyi olmayan bir ailenin çaresizliği değil bu düzenin, çocuk bedenini ucuz işgücü olarak gören vahşi rant iştahıdır.

İSİG Meclisi’nin kayıtlarına göre bu, bu yılki 34. çocuk işçi cinayeti. 34 kere haykırıyoruz: Bu bir iş kazası değil, planlı bir kıyımdır! Herbir hidrolik parçası herbir kayış herbir korumasız dişli, burjuvazinin kâr defterinde birer kalemdir; karşılığında ise emekçi anaların gözyaşı, gençliğin öfkesi vardır. Siz patronlara “maliyet” gelen koruyucu önlemler, bizim için kardeş kanıdır. Peki devlet nerededir? Soruyoruz: İş Sağlığı ve Güvenliği raporları nerede? Sendikal örgütlenmeyi engelleyen bürokratik angajmanlar nerede? Bu düzen, Mehmet Yiğit’i daha doğmadan sınıf mahkemesinde idama mahkûm etti. Ama unutmasınlar proleter gençlik tezgâh başında, tarlada, şantiyede ölen her yaşıtıyla birlikte büyüyen bir öfke selidir. Biz artık yasaların değişmesini beklemiyoruz, çünkü bu yasalar katilleri kollamak için yazılmıştır.

Biz örgütlü mücadeleyi, fabrika işgallerini, grevleri, sokak direnişini büyüteceğiz!