Flormar işçileri 8 Mart’ı ‘onurumuz çiğnendi’ burukluğuyla kutladı



8 Mart’ta patronun sunduğu teklifin apar topar yapılan bir toplantıda oylamaya sunulması ve işçilerin iradelerinin direnişin bitirilmesi yönünde yönlendirilmesiyle sonlandırılan Flormar direnişçilerinin yanındaydık


Uzun solukluluğu, kadın işçi ağırlıklı oluşu ve işçilerin birçoğunun ilk defa böyle bir direniş yaşıyor olmalarına rağmen gösterdikleri ısrar, yaşadıkları dönüşümle Türkiye işçi sınıfı tarihine geçen Flormar direnişi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü arifesinde, patrondan gelen teklifin apar topar değerlendirilmesi ve kapalı zarf yöntemiyle yapılan oylamada çoğunluğun sağlanmasıyla bitirildi.

Patron, sendika ve işçilerle bir masada buluşarak teklifi tartışmak yerine, başından beri sergilediği sendika düşmanlığı pozisyonunu ve sınıf kibrini korudu. Teklifini, avukatları aracılığıyla sendikanın avukatlarına iletti.

Sunduğu teklifte, 12 maaş sendikal tazminat ve boşta geçen süreler için de 4 maaşlık bir öneri vardı. Belirtildiği kadarıyla sendika bu önerilere başka ek ödenekler de ekleyerek işçilerin onayına sunmak üzere hızlıca bir toplantı düzenledi. İşçiler bir salona toplanarak, öneri kapalı zarf uygulamasıyla oylamaya sunuldu. İşçilerin anlatımlarıyla bu saatler süresince önerinin kabul edilmesine zorlandılar adeta, üzerilerinde böyle bir psikolojik basınç oluşturuldu. Toplantıya girmeden önce işçilerin çoğunluğu önerinin kabul edilmemesi konusunda hemfikirken, toplantı anında bu değişti. Katılan 57 işçi öneriyi kabul yönünde oy verirken, 23’ü reddetti.

Direnişin bitirilmesiyle ilgili olarak dün (8 Mart) saat 13:00’te Gebze’deki Aşk-ı Mahal düğün salonunda bir basın toplantısı düzenlendi. Öneriyi reddeden işçiler toplantıya oldukça üzgün ve tepkili bir tutumla katıldı, işçilerin tümünde benzer bir ruh hali vardı.

İşçiler asıl olarak iradelerinin hiçe sayılmasına, patronun bir kez daha kendilerini muhatap almayarak onurlarını çiğnemiş olmasına ve sendikanın bu tutuma karşı direnişin evrildiği bu kritik anda patrona tutum almak yerine direnişi apar topar bitirmeye odaklanmasına tepkiliydi.

Alınteri okurları olarak (Ankara, İstanbul, Gebze) 8 Mart’ta Flormar direniş alanında olmayı kararlaştırmıştık. Direnişin bitirilmesi üzerine biz de gerçekleşen toplantıya katılarak, direnişçi işçilerle birlikte olduk. Toplantıya ayrıca DİSK Birleşik Metal İşçileri Sendikası (BMİS) yönetimi, Kadın Komisyonu’ndan işçiler, Ankara Tabip Odası, Ankara İHD, İEKK ve Ekmek ve Gül’den kadınlar da katılarak, işçilerin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladılar.

Kürsüye öncelikle Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Süleyman Akyüz çıktı. Akyüz, direnişin bu şekilde bitirilmiş olmasını hem sendika genel merkezi hem de genel olarak sendikaların kayıtsızlığına, kitle örgütleri ve duyarlı toplumsal kesimlerin yeterli desteği vermemesine, işçilerin bu süreçte yaşadıkları mağduriyetlerin giderek yıpratıcı bir nitelik kazanmasına bağladı. Böyle bir direnişi bu kadar süre götürebilmenin zorluklarından, yaşadıkları sıkıntılardan bahsederek, sonuçta kazandıklarını vurguladı, bu zor koşullarda dayanışma gösterenlere teşekkür etti.

Akyüz’den sonra Petrol-İş Örgütlenme Sekreteri Mustafa Mesut Tekik ve Türk-İş Genel Merkezi’nden bir temsilci de yaptıkları konuşmada benzer vurgularda bulundular. İşçilerin üzgün olmalarını direniş anında yaşadıkları duyguları, yakaladıkları dostlukları kaybetmenin yarattığı hüzne bağladılar ve bu hüznün dağılması, mevcut haldeki kazanımın ve direnişin kendisinin kazandırdıklarının coşkusunun yaşanmasına davet ettiler.

Flormar’daki sendikal mücadelenin de işçilerin hukuksal mücadelesinin de takipçisi olacaklarını vurguladılar.

Ardından Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, Alınteri, İEKK, Indutrial  konuştu. Toplantıda Alınteri gazetesi, İEKK ve İndustriall adına da konuşmalar yapıldı. Ankara’dan gelen Alınteri okurları direnişçilere hazırladıkları ekmek ve gül paketlerini sundular.

Etkinlik tüm işçilerin sahneye gelmesi ve direnişlerini, ulaşılan sonucu değerlendiren bir metnin okunmasıyla sona erdi.

‘Onurumuz çiğnendi’

Toplantı öncesinde ve sırasında konuştuğumuz işçiler hem patrona hem de sendika yönetimi ve direnişin bitirilmesi yönünde oy kullanan arkadaşlarına tepkiliydi. “Devam” yönünde oy kullanan işçilerden birçoğu ağlayarak tepkilerini gösteriyorlardı. “Sizce nasıl bitirilmeliydi?” ya da “Esas olarak neye tepki duyuyorsunuz?” sorumuza işçiler, “Biz işe iade gibi bir sonuç zaten beklemiyorduk. Bunu bile bile 297 gün o fabrikanın önüne geldik. Onurumuz için ordaydık. Tepkimiz buna değil, patronun aslında bizi muhatap bile almamasına ve sendikanın direnişi bitirmemiz için elinden geleni yapmasına. Onurumuzun incitilmesine. Biz bu direnişi mahkeme sonuçlanana kadar sürdürmeliydik. Madem bu kadar gün direndik, en azından kendi irademizle o zaman, mahkeme kararıyla birlikte bitirirdik” diye belirttiler.

İşçilerin sendika bürokrasisine duydukları tepkiyi alenen dile getirerek; “Bizi 10 saat bir odaya toplayıp, kapıları da kilitleyerek ‘bitirmezseniz ekonomik desteği çekeriz’, ‘yarın polis saldırdığında arkanızda kim duracak?’ şeklinde tehditler savurmaları gücümüze gidiyor. Arkadaşlarımızın bunun üzerine aslında direnişin sürdürülmesi gerektiğini düşündükleri halde bitirilmesi yönünde oy kullanmalarını kabul edemiyoruz. Evet kıdem, ihbar-sendikal tazminat, işsizlik parası, ek ücret verecekler. Bu neye yarar. Biz bu direnişi niye yaptık?” gibi değerlendirmelerle aslında direnişle nasıl bir ilişki kurduklarını özetliyorlardı.

Anlatımlar gerek devlet kurumlarının gerekse Flormar yönetiminin bugüne kadarki saldırgan tutumlarını tırmandıracakları tehditleri saldıklarını gösteriyor. İşçiler “Polis saldırsaydı, ne olacak bu kadar direndik ona da direnirdik” diyerek de sendikayı bu yönde ikna etmeye çalıştıklarını belirttiler.

Flormar direnişi gerek Türkiye’de ve gerekse uluslararası kamuoyunda dikkat çeken bir direniş olarak tarihe geçti. Sendika düşmanlığının düzeyi düşünülecek olursa işçilerin sendikalı olarak işe iadeleri Türkiye işçi sınıfı tarihinde önemli bir eşiği ifade edecekti. Tam da bu nedenle gerek patron gerekse devlet direnişin işçilerin talepleriyle sonuçlanmaması için ellerinden geleni yaptılar. Ayları deviren bir kararlılığın karşısında aynı kararlılık ve suskunlukla durmaları bu açıdan net bir sınıf tutumuydu. Devletin işçileri her defasında başka bir yasakla geriletmeye kalkışması, kaymakam ve polis üzerinden tehditler salması da Flormar özgülünde nasıl bir irade savaşının sürdüğünü gösteriyordu.

Petrol-İş Genel Merkezi’nin sahiplenmediği direniş, Gebze Şube’deki samimi kadroların çabası ve her şeyden önce de işçilerin tüm zorluklara göğüs geren dirayetli tutumları, bu tutumlarıyla ördükleri toplumsal dayanışma ağıyla bu kadar gün bana mısın demeden sürdü.

Flormar’ı, Yves Rocher’i, devleti zorlayan direniş, seçim ve 8 Mart arifesinde bu şekilde bitirilerek hem siyasi hem de Flormar’ın düşen kar oranlarını yükseltme amacı taşıyor. Son zamanlarda yeni reklamlarla çıkan Flormar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü arifesinde sözümona işçilerin haklarını ödediği imajı yaratarak en başta kendi pazar hesapları için bir PİAR çalışmasının vesilesini yaratmış oldu! Elbette ki sendika düşmanı yüzünü maskeleyemedi, fakat kamuoyuna “işçileri daha fazla mağdur etmek istemedik” mesajını işleyeceği açık.

İşçilere sobayı, en son güneşi bile yasaklayan devlet ve onunla bütünleşmiş AKP’nin ise seçim arifesinde direnişin işçilere ekonomik hakları verilerek bitirilmesi için çaba harcadığı ve bunu da seçim çalışmalarına tahvil edeceği açık. Fakat o da sendika düşmanı pozisyonunu koruyarak ve bunun altını devlet erkanı üzerinden saldığı tehditlerle çizerek yaptı.

Bu açılardan baktığımızda Flormar direnişindeki sonuç bu anlamlı direnişe yakışmayan bir sonuç oldu. Bu nesnel gerçeğe rağmen Flormar bugüne kadar hiçbir direniş yaşamamış onlarca kadın işçinin tüm sınırlarını yıkarak sergiledikleri ısrar ve bu süreçte yarattıkları sayısız anlamla kazandı. İşçilerin sendika bürokrasisine karşı kendi iradelerini koymaları ve bunun için saatlerce tartışmaları bile büyük bir kazanım oldu. Sendikaların nasıl işlemesi, işçi iradesinin ve iç demokrasinin nasıl vücut bulabileceğini hem olumlu hem de olumsuz anlamlarıyla ortaya koydu.

Yaşasın Flormar direnişi!

Flormar değil, direniş güzelleştirir!