Patronların oğulları gibi sevdiklerini söyledikleri işçilere dönük o pederşahi mülkiyetçiliklerinin ulaşabileceği son noktayı gösteren bir cinayet yaşandı İzmir’de. 5 Nisan 2019 tarihinde Alsancak’ta gece kulübü işleten Hasan Yücel, yanında çalışan Mustafa Demir’i sokakta tekme tokat döverek beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmesine neden oldu. Gerekçe özetle; Demir’in canını sıkması!
Bir işçinin sokak ortasında gözü dönmüşçesine dövülmesinin gerekçesi patronun canını sıkması olabiliyor yani…
Arka planda ne olduğunu bilmiyoruz. Fakat bütün patronların tepesini attıran (!) en önemli gerekçenin işçinin ödenmeyen ücretini ve diğer haklarını talep etmesi olduğunu çok iyi biliyoruz. Muhtemelen Demir de o haklarını istedi. Mafyatik yöntemleri iş edindiğini tahmin etmenin güç olmadığı Yücel’in tepesini attıranın, avukatının deyimiyle diyabetini tetikleyenin bu olabileceğini kestirmek de güç değil.
Nerden bakarsak bakalım cinayet; patronların işçiyi, parasını ödeyip satın aldıkları herhangi bir meta gibi görmelerinin rahatlığıyla işlenmiş bir cinayettir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği için gerekli tedbirleri almakta harcanacak üç kuruştan sakınarak, işçinin canına sudan ucuz muamelesi yapan zihniyetin başka bir versiyonudur. Kendisine itiraz eden işçiyi, parasını ödediği ve her şeyi yapmaya hak kazandığı bir köle gibi görmelerinin tezahürüdür.
Nasıl dövüldüğü MOBESE kayıtlarına da yansıyan Demir’in öldürülmesiyle ilgili İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar celsesinde, patron Yücel’e müebbet hapis cezası verdi.
‘6 saat boyunca ayrılmayarak şeker hastası müvekkilimin gerilmesine sebep olmuş’
Olayın buraya kadar olan kısmı bile çok şey anlatıyor. Fakat sonrasında açığa çıkan bilgiler ve gerek Yücel’in avukatının gerekse eşinin yaptığı savunmalar bu patronlar düzeninin hangi temeller üzerinden yükseldiğini de patronların işçiye köle muamelesi yapmasının toplumsal olarak nasıl bir doğallık içinden görüldüğünü de çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Yücel’in avukatı Ayşe Ayaz, Demir’in dövülerek öldürülmesini; diyabet hastalığı, bu hastalıkta cezai ehliyet ve Demir’in tutumlarının sinir katsayısını yükseltmesiyle açıklayarak, itiraz etti. Davanın istinaf edilmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesine sunduğu dilekçede cinayeti basit bir tokat (!) -ki tokat avukata göre doğal!) ve kaza olarak tanımlayarak Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını talep etti.
Bir insanın öldürülmüş olmasını “6 saat boyunca ayrılmayarak şeker hastası müvekkilimin gerilmesine sebep olmuş. Müvekkilimin evine gitmek istediği sırada yüksek sesle konuştuğu için uyarmak istemiş ve tokat neticesinde geriye doğru düşüp başını çarpmış ve beyin kanaması sonucu vefat etmiş” gibi, bırakalım cinayetin hukuki boyutlarını, basit vicdani sorumluluklara bile sığmayacak sözlerle savundu.
Aynı tutumu Yücel’in eşi de yineledi. Mustafa Demir ile Hasan Yücel’in 6 yıldır birlikte çalıştıklarını ve Yücel’in Mustafa Demir’e kalması için ev tuttuğunu anlatan Ayşenur Kuzey, eşinin gerilerek Demir’e bir tokat attığını, bunun bir kaza olduğunu tekrarladı.
Gerek avukat gerekse Yücel’in eşi için sözkonusu olan Yücel’in Demir’i rahatsız etmesi, diyabetini tetiklemesiydi. Altı üstü bir tokattı mesele!.. Ki öyle olmadığını da MOBESE kayıtları gösteriyor. O kayıtlarda Yücel Demir’i öldüresiye dövüyor!
Anlayacağımız rahatsız edilen patronun işçiyi tokatlaması hatta ölümüne sebep olacak şekilde kendisini kaybetmesi meşruydu!
Aile para istemiş!
Davada açığa çıkan diğer gerçekse Demir’in ailesinin çocuklarının canı için 200 bin TL ve 20 koyun istemesi. Avukat da Yücel de eşi de “aile bunu istedi fakat biz karşılayamadık” diyerek, cezanın indirilmesi için olaya başka bir boyut katmaya çalıştı.
İş cinayetlerinde yakınlarını kaybeden ailelerin para karşılığında davalardan vazgeçtiği bir ülkede, dövülerek öldürülen bir işçinin katili patronun kendisini böyle bir gerekçeyle savunması, “aile parayı versek vazgeçmeye hazır size ne oluyor” demeye getirmesi şaşırtıcı değil.
Sınıf mücadelesinin zayıf olduğu, toplumsal kültürün o mücadelenin yasalarına göre şekillenmediği bu koşullarda ailenin de patronların da ölen işçilere bir meta muamelesi yapmaları ürpertici olsa da şaşırtıcı değil.
Daha fazla örgütlenmek ve sınıf mücadelesinin yasalarına göre örgütlenmiş bir topluma dönüşmek için bir çağrıdır!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!