Corona: Yeni sağlık krizi!



Bilim adamları, sağlıkçılar Corona virüs salgının tam olarak nasıl ve nereden yayıldığını netleştiremeseler de bu hastalık dünya ülkeleri ve halkları için bir sağlık krizi halini almış durumda


Zehra Çaldağ

Her 5 saniyede bir, günde 16 bin çocuğun açlıktan öldüğü,

151 milyon çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle gelişimini tamlayamadığı,

Dünya genelinde 821 milyon kişinin yetersiz beslendiği, her 9 kişiden birinin açlıktan öldüğü,

Çalışma saatlerinin 12-14 saat olduğu, işçi sağlığı ve güvenliğinin olmadığı, bu nedenle çalışırken her gün 5-6 işçinin hayatını kaybettiği,

Türkiye’de, son 1 yıl içinde 5 yaş altında ölen çocuk sayısının 1 milyon 486 bin 957 olduğu,

Son 1 yıl içinde bulaşıcı hastalıklardan ölen insan sayısının 2 milyon 539 bin 600 olduğu,

Meslek hastalıklarına yakalandığı, güvencesiz ve geleceksiz çalışma koşulları nedeniyle işsizliğin arttığı, dolayısıyla açlık ve sefaletin ayyuka çıktığı,

Kapitalizmin krizinin yükünün işçi ve emekçilerin sırtına zam, vergi yükü olarak yüklendiği, 

Asgari ücretin açlık sınırının bile altında olduğu, ‘açız’ diyene kurşun hesabı yaptıran, savaş ve kandan beslenenler ülkemizdeki Corono virüs salgının sonuçlarından da sorumludur. 

Corono virüs salgını büyük bir hızla yayılır, her gün yüzlerce insan ölürken “bizim ülkemize gelmez, tedbirleri aldık” diye geçinenler halkın sağlığını korumak, vahim sonuçları en aza indirecek şekilde önlem almaya mecburdur. Sermaye ve sermayeyi koruyup kollayanlar kendilerini bu salgından koruyabileceklerini mi sanmaktadırlar. 

Deprem, sel, çığ, gibi “doğal afet” olarak adlandırılan olaylarda alınmayan önlemler nedeniyle ölüm ve yıkım hep biz işçilerin, emekçilerin payına düşmektedir. Emperyalist-kapitalist sömürü ve talan savaşlarında da ‘şehitler tepesini’ boş bırakmamak edebiyatı bizim sırtımızdan yapılmaktadır.

Bilim adamları, sağlıkçılar Corona virüs salgının tam olarak nasıl ve nerden yayıldığını ve kapitalist sistemin kendi ürettiği bir salgın olup olmadığını netleştiremeseler de dünya ülkeleri ve halkları için bir sağlık krizi halini almış durumda.

Bu halk sağlığı krizini en az hasarla atlatmak için ne yapılması gerekiyor. Bizlerin talebi ne olmalı?

Toplumun tüm kesimleri için sıralanan önlemleri yaşama geçirecek olanaklara sahip miyiz? Olanakların yaratılması konusunda kamunun (devletin) bir an önce devreye girmesi gerekmektedir. Özellikle riskli grupların beslenmesi, barınma koşulları başta olmak üzere yaşam koşullarını güçlendirme öncelikler arasında yer almalıdır. Yapılabileceklere birkaç örnek vermek gerekirse:

Fazla mesailerin kaldırılması,

Besin takviyesi (mahallelerde mutfakların açılması, ücretsiz yemek veya gıda dağıtılması)

Besin maddeleri başta olmak üzere temel tüketim maddelerinde KDV’nin sıfırlanması,

Karları azalan işverenlerin takviye yerine yoksulluk sınırı altında ücret alanlara en azından bu dönem içinde yoksulluk sınırının üstünde gelir takviyesi yapılması,

Dezenfektan, alkollü kolonya, maske vb. sıralanan önlemlerin ücretsiz sağlanması,

Kötü barınma koşullarında yaşayanların boş evlere, tatil sitelerine yerleştirilmesi,

Kreş, anaokul ve ilköğretimin ilk kademelerinin tatil edilmesi,

Küçük çocuklara sahip ailelerin ücretli izne çıkartılması,

Toplu yaşam alanları, toplu taşıma vb. dezenfeksiyon sıklığının artırılması,

İşyerlerinde hijyenin sağlanması, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin artırılması,

Ücretli izin ve hastalık izni haklarının kullanılması,

Isınma olanaklarının artırılmasına yönelik çalışmaların yapılması, yakıt ya da maddi destek verilmesi,

Temiz içme ve kullanma suyunun sağlanması,

Eğer toplumsallığımızı koruyabilir ve önlemleri sadece kendimiz için değil herkes için, ötekileştirdiklerimiz için, özellikle yoksullar, mülteciler-göçmenler-zorla yerinden edilenler, kronik hastalar, engelliler, mahpuslar vb. dezavantajlı toplum kesimleri için sağlayabilirsek ve özen gösterebilirsek salgını en az kayıp ile atlatırız. Yaşlı ve çocukları da bu listeye eklemeliyiz. Bu anlamda bu günler toplumsal ve bireysel olarak kendimizi koruyacağımız ve güçlendireceğimiz günler olmak zorunda.

Sağlık sisteminde gerçekleştirilen neoliberal reformlara bağlı her türlü olumsuzluğun bu salgın sırasında daha da artacağını dile getirmek istiyoruz. Maliyet-etkinlik adına yapılan düzenlemeler (az sayıda kişiyle çalışma, aşırı yoğun çalıştırma, işe uygun kişi çalıştırmama vb.) ve işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin maliyet olarak görülmesi nedeniyle dikkate alınmaması, yetersiz ve düşük kaliteli malzeme kullanımı hem sağlık çalışanlarının sağlığını hem de toplum sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Covid-19 salgını gibi hasta başvurusunun arttığı dönemlerde bu sorunların devam ediyor olması hastalığın kontrolünü zorlaştırma bir yana daha da artırma potansiyeli taşımaktadır. Sağlık üzerinden artı değer kazanmayı ön plana alan bu düzenlemelerden vazgeçilmesi salgının kontrolü için kritik önemdedir.