İnşaat-İş’in daha önce sosyal medya hesabından “Yargıtay Hizmet Binası’nda neler oluyor?” sorusuyla gündeme getirdiği şantiyedeki sorunlar aynı şekilde devam ediyor. Yüklenici firmanın Rönesans Holding olduğu şantiyede yüzlerce işçi dipdibe çalışıyor, hijyen önlemlerinin alınmadığı kalabalık yatakhaneleri-yemekhaneleri kullanıyor. Daha önce korona şüphesiyle hastaneye kaldırılan ve şantiye alanında bir bölümün karantina odası olarak kullanıldığı belirtilen şantiyede işçiler oldukça tedirgin.
İzne ayrılmak isteyenlerin “istifanı ver” denilerek işsizlik-açlık tehdidiyle korkutulduğu bu şantiyeden işçilerin isyanı devam ediyor.
İşçilerden biri burada yaşanan insanlık dışı koşulları ve toplu katliam zeminini Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’e iki defa bildirmiş.
“Şu rezaleti CİMER’e bildirdikten sonra ihbarımı her bakanlık birbirinin üstüne attı, en son Çankaya zabıtası tarafından cevaplandı… Bu şantiyede birilerinin gözyaşı akmadan kimse umursamayacak. İnsanlar işsizlik ve hastalık arasında sıkıştırıldı” diye belirten işçi CİMER’den sonra bakanlıklar arasında mekik dokuyan başvurusunun hikayesini ekran görüntüleriyle özetlemiş.
İşçi 17 Mart tarihinde CİMER’e yazdığı mailde şunları belirtmiş:
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan ve Ankara İncek’te devam etmekte olan Yargıtay Hizmet Binası yapımı işini üstlenen Rönesans Holding kendi personelini izole ederek çalıştırırken, taşeron firmalara ait yaklaşık bin işçi aynı yerde yemek yemeye aynı yerde yatmaya ve çalışmaya devam etmektedir.
Ülkece alınan onca önleme rağmen başkentin ortasında bir şantiyede hala onca insan iç içe bulunmakta ve izin isteyenlere de istifasını vererek gidebileceği söylenerek kıskaca alınmaktadır.
Konuyla ilgili 2. mailim ve eğer bir gün ben ya da sevdiklerim bu duyarsızlık yüzünden virüse yakalanır hayatını kaybederse bunun sorumluluğunu kimin üstleneceğini merak etmekteyim.
Bu şantiyenin diğer kurumlar gibi geçici olarak kapanması gerektiği kanaatindeyim
CİMER’e 17 Mart’ta yazılan bu dilekçe onun tarafından 20 Mart’ta Sağlık Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı 22 Mart’ta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, oradan 23 Mart’ta Ankara Valiliği’ne sevkediliyor. Valilik tarafından da 24 Mart’ta yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yönlendiriliyor.

27 Mart’ta Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönlendirilen dilekçeye aynı gün Çankaya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nden şu yanıt geliyor:
İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgedeki faaliyeti durdurulacak işkollarında, tadilat ve inşaat çalışmalarıyla ilgili herhangi bir husus yer almamaktadır. İnşaat alanı içerisinde sosyal mesafe ve gerekli tedbirlerin firma tarafından alınması gerekmekte olup, zabıta olarak bu tedbirleri denetleme yetkimiz yoktur. İş Güvenliği Yasası gereği şantiyenin iş güvenliği uzmanlarınca değerlendirilmelidir.
İşçilerin her türlü direnme, toplu sözleşme ve grev haklarının da korona bahanesiyle askıya alındığı bu süreçte “derdinizi anlatın” diye adres gösterilen kurumların işçi lehine gerçekleştirdikleri hiçbir girişimin olma(mayacağını)dığını zaten biliyoruz. Rönesans gibi Saray’ın “kıymetlilerinden” birinin yüklenici firma olduğu Ankara’nın göbeğindeki bu şantiyedeki insanlık dışı ve düşmanı koşullara da ses edilmeyeceği, işçilerin onca çırpınışlarına rağmen hiçbir adım atılmayacağı örnekle de kanıtlanmıştır.
İşçilerin yaşam hakkının hem de kitlesel biçimde gasbedildiği bu işyerlerinde ve tüm Türkiye’de bu taleple bir grevin zamanı gelip de geçmiştir.
İşçilerin kendi güçlerinden başka tutunacakları bir dal yoktur!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!