Salı, 30 Haziran 2026

Ankara Kadın Platformu: Salgın sürecinde kadına yönelik şiddet artıyor



Ankara Kadın Platformu’undan Fatma Kılıçarslan’a, korona virüs günlerinde “evde kal” çağrıları yapılırken kadına şiddet, mülteci kadın ve çocuklar konusunda gerçekte yaşananlar nelerdir diye sorduk


Dünyada korona virüs salgınının görüldüğü yerlerde insanlara “sokağa çıkmayın, evde kalın” çağrıları yapılıyor.

Virüs tehlikesinden korunmaya çalışırken kadınlar ev içi şiddet tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Elbette “evde kal” çağrısına uymalı kendimizi ve sevdiklerimizi, aslında bir bütün olarak insanları tehlikeye atmamalıyız ancak şunu biliyoruz ki kadınlar çoğunluk olarak en yakınındaki erkek tarafından şiddete uğruyor ya da katlediliyor. Bu durumu sadece Çin’de değil Avrupa ve Amerika’da da görüyoruz ki salgın sürecinde kadına yönelik şiddet artıyor, bununla bununla paralel olarak koruyucu ve önleyici önlemler ortadan kalkıyor.

Özellikle toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derin olduğu ve kadınların şiddetten uzaklaşmak için ihtiyaç duyduğu hukuki ve sosyal desteklerin nitelikli olmadığı Türkiye gibi ülkelerde bu risk daha da artıyor. Devletin kadına yönelik şiddete karşı önleyici politikalar geliştirmesi gerekirken eş başkanlık sitemi olan HDP belediyelerine bu süreçte kayyum atıyor, atanan kayyum ilk icraat olarak şiddete maruz kalan kadınların başvurduğu Selis Kadın Dayanışma Merkezi’nin bağlı bulunduğu Batman Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Birimi’ne erkek müdür atayarak kadına yönelik şiddetle mücadelede de eril bir zihniyetin hakim olduğunu gösteriyor.   

Uzaklaştırma alan erkeklerin bu süreçte evlerine döndükleri ve şiddeti sürdürdüklerine dair bize somut bir bilgi gelmedi ancak devlet bu süreci kadın düşmanlığında fırsata çevirmeye çalışıyor. HSK Genel Kurulu ‘6284 sayılı kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin korona virüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi’ gerektiğine dair bir karar verdi. Kadınların yaşam güvencesi haline gelmiş 6284 sayılı kanunu uygulamamak yeni kadın cinayetlerini de beraberinde getirecek. Bu karar, virüs bahane edilerek kadın katliamlarına göz yummak anlamına gelmektedir. Kadınları şiddete karşı savunmasız bırakan bu karar derhal geri çekilmelidir.

Halihazırda bir ekonomik kriz mevcutken korona virüsü salgınıyla birlikte bu kriz iyice derinleşmiş oldu. Derinleşen bu krizden en çok yarayı yine kadınlar aldı. “Evde kalın” çağrılarıyla birlikte birçok işyeri işten çıkarmalar yaptı. Bu süreçte de ilk darbeyi yine kadınlar aldı. Zaten güvencesiz halde çalışmak zorunda olan kadınlar ya tazminatsız şekilde işten çıkarıldı ya da ücretli izine gönderildi. Devlet işten çıkarmaları önlemeli ve işçilere ücretli izin sağlamalıdır. Günlük ev eksenli çalışan, çocuklarına bakmak zorunda olan alt gelir grubundaki kadınlara da doğrudan gelir desteği sağlanmalıdır. Sermaye sahiplerine ayrılan “önlem paketleri” halk arasında eşit bir şekilde dağıtılmalıdır. 

Virüsle mücadele kapsamında mafya ve çete liderleri, kadınlara şiddet uygulayanlar, kadın katilleri serbest bırakılırken siyasi düşüncelerinden dolayı binlerce tutsak kadının virüs tehlikesiyle karşı karşıya oluşu görmezden geliniyor, yok sayılıyor. Bu konuda tedbir almak bir yana ölüme terk ediliyor.

0-6 yaş arası 800’ün üzerinde çocuk annesiyle birlikte cezaevinde ölüme terk ediliyor. Hamile olan kadın tutsaklar, 65 yaş üzeri risk altında olan tutsaklar ve hasta tutsaklarla ilgili hiçbir yasal düzenleme yapılmıyor. İnfaz Yasası’nda siyasi tutsak kadınlara dönük ayrımcı bir bakış açısı mevcut. Cezaevlerinde olası bir facianın tek sorumlusu devlet olacaktır ve devlet olası faciaları önlemekle yükümlüdür. Eğer bunun önüne geçilmezse toplumsal bir travma yaşanması kaçınılmazdır.

Bu süreçte çocukların evde kalması çocukları da şiddetin hedefi haline getiriyor. Devletin özellikle bu konuda ciddi tedbirler alması gerekiyor. Aile içerisinde çocuklar için güvenli ortamlar oluşturulmalıdır. Çocuğa yönelik şiddetin yaşanabileceği durumların önüne geçmek için çocuk hakları temelli çocuğu her türlü şiddetten koruyabilecek hak arama mekanizmaları ve destek hizmetleri sunulmalıdır. Çocuk ihmalinin olmaması için devlet çok hızlı bir şekilde çocuklarla iletişim kurabilmelidir. Devlet çocuk örgütleriyle bir araya gelerek çocuk politikaları oluşturulmalıdır.

Özelikle ebeveynleri sağlıkçı olan çocuklar bu süreçte çok kaygılılar. Birçok sağlıkçı çocuğunu göremiyor, evine gidemiyor. Bunun en büyük sebebi sağlıkçılara koruyucu ekipmanların verilmiyor olmasıdır. Özelikle son günlerde aldığımız üzücü haberler de gösteriyor ki sağlık çalışanlarına yönelik alınmayan tedbirler onları virüse karşı korunmasız hale getiriyor ve yaşamlarını yitiren sağlıkçıların haberlerini üzüntüyle alıyoruz. Sağlık çalışanlarına bir an önce gerekli koruyucu ekipmanlar sağlanmalı, çalışma şartları düzenli bir hale getirilmelidir.

7 bine yakın çocuk tutsak halen devletin gündemine gelmiş değil. Net sayısını dahi bilemediğimiz çocuk tutsaklar barınma, gıda, temizlik gibi insani ihtiyaçlar konusunda kısıtlılık yaşıyor. En çok bu dönemde aileye ihtiyacı olan çocuklarla ilgili tek bir gelişme yok. Çocuk cezaevleri acilen boşaltılmalı ve çocuklar için güvenli, sağlıklı aile ortamları oluşturulmalı.

Bu süreçte her zaman olduğu gibi en dezavantajlı grup tabii ki mülteci çocuklar ve kadınlar… Her türlü istismara açık bir şekilde hayata tutunmaya çalışan mülteci çocuklar ve kadınlar her türlü sağlık imkanlarından ve hijyenik koşullardan yoksun bir şekilde korona virüs tehdidine karşı savunmasız haldeler.

Özellikle sınırda bekletilen mülteciler çok zor koşullarda neredeyse bir aydır umutla bekliyordu ya da zorla bekletiliyordu. Pazarlık konusu edilen mültecilerin hayatları hiçbir zaman devletlerin gündemi haline gelemiyor ve olağanüstü kriz durumlarında gözden çıkarılan ilk grup oluyor. Günlerdir sağlıksız koşullarda sınırda bekletilen mülteciler birkaç gün önce balık istifi dolduruldukları otobüslerle nereye götürüldüklerini dahi bilemeden keyfi uygulamalarla ve canları hiçe sayılarak sınırdan geri geldiler. Mülteciler acilen ücretsiz sağlık hizmetinden faydalanmalı bir an önce güvenli ve hijyenik barınma şartları oluşturulmalıdır.

Fatma Kılıçarslan 

Ankara Kadın Platformu