23 Nisan tüm çocukların bayramı mı?



Gerçekten tüm çocuklara bayram olabilmesi, “Bugün 23 Nisan neşeyle doluyor insan” demenin çok ötesinde. Kiminin daha çocukluğunda hayatı elinden alınan, kimini de hayat bile denilemeyecek bir geleceğe mahkum eden bu düzeni değiştirmek zorundayız.


Ayhan G

23 Nisan gerçekten tüm çocuklar için bayram mı?

Sanayilerde, atölyelerde, sokaklarda, tarlalarda emekleri sömürülüp gelecekleri çalınan çocuk işçiler için bayram mı?

İş cinayetlerinde anne babalarını yitiren çocuklar için bayram mı?

Şu an salgınla burun buruna çalışmak zorunda kalan işçilerin ya da işinden olup evinde en temel ihtiyaçlarını gideremeyen ailelerin ya da salgından hayatını kaybedenlerin çocukları için de bayram mı?

Anadillerinde konuşmak, eğitim almak gibi en insani temel haklarından mahrum edilen Kürt çocukları için de bayram mı?

Çocuk “evliliğinin” bizzat devlet eliyle meşrulaştırıldığı bir ortamda daha kendi çocukken anne olan kız çocukları için bayram mı?

Bizzat devlet tarafından desteklendiğini bildiğimiz cemaat-tarikat yurtlarında, Kur’an kurslarında tacize, tecavüze, şiddete maruz kalan çocuklar için de bayram mı?

Savaştan kaçarak sınır kapılarında aileleri ile birlikte açlığa salgına şiddete maruz kalan ya da cansız bedenleri kıyılara vuran mülteci çocukları için de bayram mı?

Yine eril devlet eliyle tırmandırılan erkek şiddetiyle gözlerinin önünde anneleri öldürülen çocuklar bayram yaşıyor mu şu an?

Daha dün 9 yaşlarındaki Ceylan Aslan’ın gözlerinin önünde dövülerek öldürülüşüne tanık olan 5 ve 7 yaşındaki kardeşleri bugün neşeyle doluyor mudur?

Bir günlüğüne devlet “büyüklerinin” koltuğuna oturtulup medyalarında da çocuklara muhteşem bir hayat, muhteşem bir gelecek sunmuş gibi servis edilen o göstermelik sevecenlikler; 12 yaşındaki o ufacık bedenine 13 kurşun sıkılan Uğur Kaymaz’dan Ceylan Önkol’a, Roboski’de tepelerine devletin bombaları yağdırılarak katledilen çocuklardan Gezi direnişinde kafasına nişan alınarak gaz kapsülü ile vurulup öldürülen Berkin Elvan’a kadar devlet eliyle işlenen cinayetleri örter mi?

Eğitiminden medyasından diyanet kurumuna kadar tüm devlet kurumlarıyla çürümüş, hastalıklı bir insan modeli yaratılarak; otobüste, metroda, sokakta gördüğümüz bir çocuğu bile acaba yanlış anlaşılır mıyız kaygısı ile sevemediğimiz bir toplum durumuna gelmişken neyin bayramı bu?

Parkta oynarken bile bir dakika gözümüzü ayırabiliyor muyuz çocuklarımızdan?

Rant uğruna doğayı yok eden politikalarla, neredeyse alacakları temiz hava, içecekleri bir yudum su, gölgesinden oturacakları bir ağaç olmayacak bir geleceğe doğru sürüklenen çocukları bayram değil geleceksizlik bekliyor ancak bu düzende.

Genetiği değiştirilmiş, hormonlu gıdalardan başka doğal bir şey sunabiliyor muyuz çocuklarımıza?

Bu eğitim sistemiyle kaçı kendi ilgi alanları, kendi yetenek ve isteklerine, yönelebilecek imkanı bulabiliyor? Adeta at yarışı gibi girdikleri sınavlarda birbirlerini geçmek için arkadaşından bir soru daha fazla çözme bencilliğiyle karşı karşıya bırakılmıyorlar mı?

Tüm bu gerçeklikler ortadayken ve bu düzen yerle bir edilip de yerine insanın, doğanın tüm canlıların değerini bulduğu bir dünya kurulmadığı sürece, benim senin onun değil tüm çocukların toplumun çocuğu sayıldığı ve özgürce, gelecek kaygısı duymadan sokakların kahkahaları ile inlettikleri bir düzen yaratılana denk çocuklar için bayram söz konusu olmayacaktır.

Gerçekten tüm çocuklara bayram olabilmesi, “Bugün 23 Nisan neşeyle doluyor insan” demenin çok ötesinde. Kiminin daha çocukluğunda hayatı elinden alınan, kimini de hayat bile denilemeyecek bir geleceğe mahkum eden bu düzeni değiştirmek zorundayız.

İşte o zaman:

İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar

Güneşli günler göreceğiz

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar

Işıklı maviliklere süreceğiz.