Bir Kanarya Islığı



Kendi ülkesinin sınırları içinde sürgün hayatı yaşayanlar kaç kişi? Boyun eğmeye ve sessiz kalmaya mahkûm edilmiş olanları hangi istatistik gösteriyor? Umutları katletmek, insanları katletmekten daha büyük bir suç değil mi?


Eduardo Galeano

Kapüşonlular birbirlerini öksürüklerinden tanırlar.

Birisine bir ay boyunca işkence yaparlar ve ondan geriye kalana şöyle derler: “Bir hata olmuş.” Dışarı çıktığında hem işini kaybetmiştir hem de tüm belgelerini.

Kuşkulu bir cümle okuduğu ya da söylediği için bir öğretmenin ya da bir profesörün işine son verilebilir; bir saatliğine ya da bir yanlışlık sonucu olsa d, tutuklandığı anda işini kaybeder.

Kamusal bir törende, milli marşın, ‘Titreyin tiranlar’, dizesini belli bir vurguyla söyleyen Uruguaylılara karşı “Silahlı Kuvvetler’in moral gücüne saldırıyı” cezalandıran yasa uygulanır: On sekiz aydan altı yıla kadar hapis. Bir duvara Yaşasın Özgürlük diye yazan ya da sokakta bildiri dağıtan bir insan, eğer işkenceden sağ çıkarsa ömrünün önemli bir bölümünü hapishanede geçirebilir. Eğer işkenceye dayanamazsa, ölüm raporunda kaçmaya yeltendiği, ayağının kayıp bilmem kaçıncı kattan düştüğü, kendini astığı ya da astım krizi sonucu öldüğü yazacaktır. Otopsi falan yapılmayacaktır. Her ay bir hapishanenin açılışı yapılır. Ekonomistlerin İlerleme Planı dedikleri şey işte budur.

Ona hoşçakal demek için ihtiyar Lamas’a gidiyoruz. Burası yakında yıkılacak ve bu meyve, tütün ve geçmiş zamanların birbirine karışan kokusunu soluyacak bir yer kalmayacak. Portakal, muz, ananas, yaba ve maracuya yığınlarının arasından geçerek Lamas’a gidiyoruz. Hüzünlü ve suskun bir şekilde birbiri ardına biraları deviriyoriz. Rio barlarını hacı gibi dolaşan Canarinho [küçük kanarya -çn] dipteki masadan dünyaya küfrediyor.

“Ben Nietszche’yi okudum, sizse hiçbir şey bilmiyorsunuz” diye saldırıyor.

Ufak tefek, sıska, yalnız ve çok sarhoş. Her cümlesinin sonunda ağzından bir ıslık sesi çıkıyor. Bir kanarya ıslığı:

“Ve biz sonsuza dek konuşacağız. Bizim ağzımızı kapatacaklarını mı zannediyorlar? Hayır, hayır! Korkaklar!”

Canarinho ıslık çalıyor.

“Hepsi gençtiler! Ve onlar gençlerden nefret ediyorlar!” Ve ıslık.

“Aziz Pablo öldürmeden duramaz. Öldürmeden duramaz.” Ve ıslık.

Ülke dışında yarım milyon Uruguaylı var. Bir milyon Paraguay ve yarım milyon Şilili de ülkelerinden uzakta. Gemiler hapishaneden, mezardan ya da açlıktan kaçan delikanlılarla dolu olarak demir alıyor. Hayatta olmak bir tehlike; düşünmek bir günah; karnını doyurmaksa bir mucize.

Peki, kendi ülkesinin sınırları içinde sürgün hayatı yaşayanlar kaç kişi? Boyun eğmeye ve sessiz kalmaya mahkûm edilmiş olanları hangi istatistik gösteriyor? Umutları katletmek, insanları katletmekten daha büyük bir suç değil mi?

Diktatörlük bir kepazelik alışkanlığı: İnsanı sağır ve dilsiz, dinlemekten ve konuşmaktan aciz ve bakılması yasak olana karşı kör yapan bir makine.

Brezilya’da ilk işkence sonucu ölüm vakası 1964’te yaşandı ve bu ulusal çapta bir skandala yol açtı. Onuncu işkence sonucu ölüm vakasıysa kendine gazetelerde zorlukla yer buldu. Ellinci vakaysa “normal” bir durum olarak karşılandı.

Kışın soğuk nasıl kabulleniliyorsa, makine de korkuyu kabullenmeyi öğretiyor.

[Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Eduardo Galeano, Çeviren Süleyman Doğru, Ekim 2024, Sel Yayıncılık]