Pandemi sadece burjuvazi ve devleti için değil, sınıfa yabancılaşmış, bir kısmı burjuvazinin organik parçası haline gelmiş sendika bürokrasisi için de 1 Mayıs’ın yaratacağı “ek külfetlerden” sıyrılmanın bahanesi oldu. İşçi sınıfının kendisi için sınıf olmaktan uzak olduğu bu koşullarda yıllardır adet yerini bulsun kabilinde yapılan 1 Mayıs mitingleri bu yıl salgın gerekçesiyle yapılamıyor. Bir yere kadar anlaşılır olan bu durum 1 Mayıs’ın tamamen sanallaştırılması gibi bir yaklaşıma meşruiyet kazandırmakta kullanılıyor.
Türk-İş’in 5 gün kala açıkladığı 1 Mayıs “programı” bunun tipik ifadesi. 3 gün önce 1 Mayıs programını açıklayan DİSK ondan farklı mı, özünde değil. Hak-İş’e değinmeye zaten gerek yok.
Ne DİSK ne de Türk-İş bu süreç boyunca talep sıralamanın ötesine geçmeyen ve işçilerin kurbanlık koyun gibi salgının önüne atılmasına adeta seyirci kalan tutumlarını 1 Mayıs’ta olsun değiştirme emaresi göstermedi. “Miting yapamıyoruz ama üretim havzalarında, örgütlü olduğumuz tüm alanlarda sokağa çıkma yasağında bile çalıştırılan üyelerimizle üretimden gelen gücümüzü kullanacağız” diyemediler. DİSK Genel Başkanı bu yönde gelen soruyu “sendikalarımızla değerlendiriyoruz” diye yanıtlamıştı. Net bir şekilde “evet o gün miting yapamasak da üretimden gelen gücümüzü kullanacak, bulunduğumuz her yeri eylem alanına dönüştüreceğiz” diyememişti.
Türk-İş, bildirisindeki “Hazırlanan bildiri tüm işyerlerine gönderilecektir. Sendikalarımız, tüm sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınlar yaparak coşkuyla 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayacaktır” ifadeleriyse bu seçeneğin hiç gündemlerinde olmadığını açıkça gösteriyor.
Türk-İş salgın sırasında da sokağa çıkma yasağı günlerinde de çarklar dönsün diye canları hiçe sayılan işçilerin 1 Mayıs’ta da çalıştırılmalarını baştan kabul üzerinden hazırladığı programını ilan ederek, esasında hangi sınıfın yanında durduğunu bir kez daha ilan etti.
1 Mayıs’a aslında daha Mart’ta hazırlanma kararı aldıkları, ama kahretsin ki (!) pandemi ilan edildiği için o programı uygulayamayacakları kısa peşreviyle başlayan Türk-İş’in 1 Mayıs açıklaması şöyle:
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu’nun 13 Mart 2020 tarihinde Ankara’da yapılan toplantısında, ülke ve çalışma hayatıyla ilgili gündemdeki konular görüşülmüştür. Başkanlar Kurulu toplantı sonrası açıklanan bildirisinde “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü”nün geçmiş yıllarda olduğu gibi tüm illerde ve merkezi düzeyde bir bölgede yapılmasını kararlaştırmış, bu yöndeki hazırlıkların gelişmeler değerlendirilerek Yönetim Kurulu tarafından yerine getirileceği” öngörülmüştü.
Dünyanın büyük bir bölümünde ve ülkemizde yayılan yeni koronavirüsün (Covid-19) günlük yaşamın birçok alanında olumsuz etkiye yol açtığı ve sağlık nedenleriyle ciddi tedbirler uygulandığı bilinmektedir.
TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu gelişmeleri değerlendirerek bu yıl “1 Mayıs” kutlamasının, fiziksel mesafe kurallarına mutlak bir şekilde uyulmak şartıyla, 81 ildeki bölge ve il temsilcilikleri tarafından düzenlenecek toplantılarla yapılmasını kararlaştırılmıştır. Hazırlanan bildiri tüm işyerlerine gönderilecektir. Sendikalarımız, tüm sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayınlar yaparak coşkuyla 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayacaktır.
Konfederasyonumuz Yönetim Kurulu, 1 Mayıs 2020 tarihinde, Taksim Anıtına çelenk bırakmak için İstanbul Valiliği nezdinde girişimde bulunmuş ve gerekli başvuruyu yapmıştır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!