İşçiler korona bahanesiyle zincirlenmek istenen 1 Mayıs’ı konuşuyor -II



Mikrofonumuzu uzattığımız işçilerin söylediği her cümle 1 Mayıs’ın da sınıf bilinci ve mücadelesinin de korona salgını ya da başka bir bahaneyle zincirlenemeyeceğinin ifadesidir


Salgın koşullarını her açıdan fırsata çeviren burjuva devlet, aynı bahaneyle 1 Mayıs’ı da sokağa çıkma yasağıyla zincirlemek istedi. İşçi sınıfının tarihsel kazanımlarının, sınıflar arası güç dengesinin simgesi olan 1 Mayıs’ta mikrofonumuzu uzattığımız işçilerin söyledikleriyse sistemin ne yaparsa yapsın 1 Mayıs’ı da sınıf kavgası ve bilincini de zincirleyemeyeceğinin çarpıcı ifadesi…

Konuştuğumuz işçilerin söylediklerinin ortak noktasının sendikal bürokrasiye ve mevcut sendikal örgütlenmeye duyulan güvensizlik olmasıysa şaşırtıcı değil.

Röportaj dizimizin 2’incisini yayınlıyoruz.

**

Ataşehir Belediyesi direnişçisi Melike Şahin: Sırtımızdaki tüm kamburlardan kurtulmamız gerekiyor

1 Mayıs sizin için ne anlama geliyor?

1 MAYIS vahşi kapitalizmin tüm saldırılarına ve sömürüsüne karşı işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gündür.

Bu yıl 1 Mayıs’ı koronavirüs salgını koşullarında karşılıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde nelerin yokluğunu ve eksikliğini yaşıyorsunuz?

Türkiye ve dünyadaki koronavirüs salgını sebebiyle bu olumsuz süreçten en fazla etkilenenler işçiler ve emekçiler oldu. Tedbirsiz, korumasız ve insafsızca çalışma koşullarının dayatıldığı bu günlerde, sermaye ve siyasal iktidarın kar hırsı ve çarkları arasında ezilen işçiler, bu süreci korku ve endişe içinde geçiriyor. Sermaye ve işbirlikçi iktidar her dönem olduğu gibi bu dönem de krizin faturasını yine işçilere emekçilere çıkarıyor. Burada temel mesele Türkiye’de işçilerin ve emekçilerin örgütsüz olmasıdır. İşçi sınıfına önderlik edecek devrimci sendikal anlayış bir elin beş parmağı bile etmeyince, eksikliği de örgütsüzlük oluyor.

Ya koronavirüse yakalanmak ya da “evde kal” çağrısına uymak… “Ölümlerden ölüm beğen” deniyor bizlere. İşçi sınıfı ve emekçiler bu açmaz karşısında sizce ne yapmalı?

İşçilerin, emekçilerin sırtındaki tüm kamburlardan, işçilere değil patronlara hizmet eden sendikacılardan kurtulmaktan, işçi meclislerinde birleşerek örgütlenmekten başkaca bir kurtuluş yolu yoktur. Mevcut düzen sendikacılığı anlayışından sıyrılarak, işçilerin söz, yetki ve karar sahibi olduğu, devrimci sendikal anlayışı bilince çıkarmış işçilerle yeni bir düzen kurulmalıdır.

Başta İnşaat-İşçileri Sendikası olmak üzere kimi sendikalar bir araya gelerek “Yaşamak için Genel Grev!” dediler. 1 Mayıs’ta bunun sınıfın ortak talebi ve eylemi olarak hayata geçirilebilmesi için neler yapmak gerekir?   

Ne yazık ki mevcut somut koşulları değerlendirdiğimizde koronavirüs salgınıyla birlikte örgütsüz olan işçilerin mücadelelerini her dönem olduğu gibi bu dönemde de sözde devrimci, ancak özünde patron sendikacılığı yapmaya devam eden sendikacılar, veremi gösterip sıtmaya razı ederek sekteye uğratmaktadır. Dolayısıyla topyekun bir ortak talep ve eylem olarak genel grev kararı çok da mümkün görünmüyor bu günlerde. Ancak bugünden işçilerin ve emekçilerin bir an önce kendilerine dayatılan krizin faturasını ödememek için dayanışma ve birlik içerisinde örgütlenerek mücadele etmesi gerekiyor.

**

Sağlık emekçisi: 1 Mayıs’ı bilince çıkarmak gerekir

1 Mayıs sizin için ne anlama geliyor?

Emek, barış, demokrasi mücadelesinin bayramı.

Bu yıl 1 Mayıs’ı koronavirüs salgını koşullarında karşılıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde nelerin yokluğunu ve eksikliğini yaşıyorsunuz?

Bu gibi günler ülkede mücadele yürüten tüm ezilenlerin bir arada, iktidara karşı güç gösterisi yaptığı günlerdir. Bu dönemde maalesef yeterince hissettiremeyeceğiz. Sosyal medya ve kısıtlı alanlarda yapılan açıklamalarla cılız kalacak.

Bir de kriz konuları insanları derinden etkiledi, bunu da düşünmek gerek.

Ya koronavirüse yakalanmak ya da “evde kal” çağrısına uymak… “Ölümlerden ölüm beğen” deniyor bizlere. İşçi sınıfı ve emekçiler bu açmaz karşısında sizce ne yapmalı?

Sosyal medya üzerinden görüntülü konuşmalar yaparak birlikteliğin önemine vurgu yapılmalı.

Geleceği düşünen bizler, bu dönemde dayanışmayı alabildiğince artıracak eylem ve etkinlikleri çoğalarak büyütmeliyiz. Çünkü gelecek gerçekten çok kötü olacak. Bu iktidar her şeyi göze almış, son gelişmeler de bunu gösteriyor.

Başta İnşaat-İşçileri Sendikası olmak üzere kimi sendikalar bir araya gelerek “Yaşamak için Genel Grev!” dediler. 1 Mayıs’ta bunun sınıfın ortak talebi ve eylemi olarak hayata geçirilebilmesi için neler yapmak gerekir?   

Sınırlı sayıda işyeri çalışıyorken grevin etkili olacağını düşünmüyorum.

1 Mayıs’ı bilince çıkarmak gerekir. Yaşanan bu süreçte sol ve sosyalistlerin yıllardır savunduğu her şey bugün bir ihtiyaç olarak ortada dururken, bu bir gerçek.

**

Çankaya Belediyesi park bahçeler işçisi: Basın açıklamasını başkanla beraber yapan sendika nasıl grev yapacak?

1 Mayıs sizin için ne anlama geliyor?

Bir Mayıs işçi bayramı he mi? Parasız bayram mı olur? Ver bir maaş, işçi bayramını yaşasın.

Bu yıl 1 Mayıs’ı koronavirüs salgını koşullarında karşılıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde nelerin yokluğunu ve eksikliğini yaşıyorsunuz?

İşçiyi bu virüste kaderine terk eden önce sendika, sonra işverendir. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir bu anlayışla hareket edildi, tedbir filan da alınmadı.

Ya koronavirüse yakalanmak ya da “evde kal” çağrısına uymak… “Ölümlerden ölüm beğen” deniyor bizlere. İşçi sınıfı ve emekçiler bu açmaz karşısında sizce ne yapmalı?

Bugüne kadar sendikadan ‘şu eksiklerimiz giderilmese grev yapacağız’ sözlerini çok duyduk. Basın açıklamasını başkanla beraber yapan sendika nasıl grev yapacak? Tüm hayallerimiz kırıldı. Bunlar işverenle yemek yiyip, aynı lokallerde içtikten sonra boş hayal kurmayacağız. Hoşçakalın

**

Alınteri okuru bir işçi: Yeni bir toplumsal düzen için yaşasın 1 Mayıs!

1 Mayıs sizin için ne anlama geliyor?

1 Mayıs işçi ve emekçilerin bayramı.

Bu yıl 1 Mayıs’ı koronavirüs salgını koşullarında karşılıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde nelerin yokluğunu ve eksikliğini yaşıyorsunuz?

Bu sene yasaklamalar, engellemeler gölgesinde zor da olsa kutlamalar yapılmak istenirken maalesef korona salgını bahanesiyle sokağa çıkma yasağının gölgesinde kutlanmaya çalışılacak.

Fabrikalarda salgın hızla yayılıyor.  Patronlar ve hükümetler üretimden vaz geçmiyor. Çok sayıda iş yerlerinde çalışanlarda virüs tespit ediliyor ve işçi sayısı yarıya düşüyor olsa da fabrikalarda üretim sürüyor.

Hiç acil olmayan malların üretimi için işçiler zorla çalıştırılıyor.

İşçilere adeta ‘imkanı olan yaşasın, olmayan ise ölümüne çalışsın’ deniyor.

Bu gerçekliği çevremizde olan ve çalışmak zorunluluğuyla karşı karşıya olan işçilerden biliyoruz.

Çünkü onlar adeta ölen ölür kalan sağlar bize yeter mantığıyla bakıyor işçilere. Sermaye için işçi ve emekçilerin sağlığı değil, para hırsı ön planda.

Ya koronavirüse yakalanmak ya da “evde kal” çağrısına uymak… “Ölümlerden ölüm beğen” deniyor bizlere. İşçi sınıfı ve emekçiler bu açmaz karşısında sizce ne yapmalı?

Zorunlu olan enerji, sağlık, gıda gibi sektörlerde çalışan isçiler korunmalı, sağlık tedbirleri arttırılmalı, çalışma saatleri düşürülmeli. Çalışamayan isçilere ücretleri ödenmeli. Sokağa çıkma yasağı uygulanırken, insanlar eve kapatılırken çalışmak zorunda olan işçiler her türlü riski, tehlikeyi göze alıp toplu taşıma aracına binerek iş yerlerine gitmek, topluca yemek yemek zorunda bırakılmaktadırlar.

Çalışan kesimler insan değilmiş gibi muamele ile karşı karşıyalar.

Başta İnşaat-İşçileri Sendikası olmak üzere kimi sendikalar bir araya gelerek “Yaşamak için Genel Grev!” dediler. 1 Mayıs’ta bunun sınıfın ortak talebi ve eylemi olarak hayata geçirilebilmesi için neler yapmak gerekir?   

1 Mayıs’a yaklaştığımız şu günlerde işçileri-emekçileri, tüm insanların insanca muamele göreceği, eşit işe eşit ücret verileceği, tüm sosyal haklarının elde edebileceği, kısaca emeklerinin karşılığını alabilecekleri güzel günler olması dileğiyle.

Üreten biziz ‘Yeni bir toplumsal düzen için yaşasın 1 Mayıs!’ diyor ve tüm dünya işçilerine, emekçilerine kutlu olsun dileklerimi iletiyorum.

**

Kamu sağlık işçisi: Bir toplumsal hareketin lokomotifi işçi sınıfı olacak

1 Mayıs sizin için ne ifade ediyor?

Ezilenlerin, ötekileştirilenlerin bir yılda bir defalığına olsa bile bir araya geldiği, gerçekten birlik olma duygusunun yaşandığı, birkaç saatliğine olsa bile aynı dünyayı düşleyen insanların birbirine yaydığı sıcak duyguyu hissettiğim bir gün benim için 1 Mayıs.

Bu yıl 1 Mayıs’ı koronavirüs salgını koşullarında karşılıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde nelerin yokluğunu ve eksikliğini yaşıyorsunuz?

Koronavirüs salgınının kitlelerde yarattığı bir panikten söz edilebilir. Bunun ne kadarı gerçek ne kadarı iktidarın yönlendirdiği bir olgu… Bu durumu biraz anlamaya çalışıyorum. Ben her şeye rağmen insanların dayanışma duygusunun mayalandığını düşünüyorum. Aynı gemide olmadığımızı, salgının bulaşma ihtimalinin “demokratik”, ama tedbir aşamasının sınıfsal olduğunu acı bir şekilde deneyimleyerek görüyoruz.

Ya koronavirüse yakalanmak ya da “evde kal” çağrısına uymak… “Ölümlerden ölüm beğen” deniyor bizlere. İşçi sınıfı ve emekçiler bu açmaz karşısında sizce ne yapmalı?

“Ölümü gösterip sıtmaya razı olmak” deyimini hepimiz biliriz. Bunun aç kalmak gerçeği, çaresiz kalmak, çıkış yolu bulamamak… Bu salgında çok büyük kitlelerin (günü birlik çalışan, küçük işletmelerde gündelik çalışan vb.) içine düşürüldüğü durum gerçekten koronavirüsten daha tehlikeli ve yakıcı. Bunun sonuçlarını önümüzdeki günlerde daha reel görmeye başlayacağız.  Çünkü işsizlik zaten vardı ama bu süreçte kelimenin gerçek anlamıyla ölümcül bir hal aldı.

İşçi sınıfı ne yapmalı?  Bu sorunun cevabı zaten belli. Organize bir şekilde sokağa çıkmadan bu yıkıcı sürecin üstesinden gelmek gerçekten zor görünüyor.

Başta İnşaat-İşçileri Sendikası olmak üzere kimi sendikalar bir araya gelerek “Yaşamak için Genel Grev!” dediler. 1 Mayıs’ta bunun sınıfın ortak talebi ve eylemi olarak hayata geçirilebilmesi için neler yapmak gerekir?   

Kamu kesiminde çalıştığım için işçilerin nabzını çok iyi bildiğimi söyleyemem.  Ama şunu söyleyebilirim; eğer işçiler, emekçiler bu düzene başkaldırırsa bunun lokomotifi işçiler olabilir.

Zira bunun ip uçlarını 3. Havalimanı işçilerinin direnişinde, Soma madencilerinin direnişinde vb. gördük.

AKP İktidarının 17 yıldır toplumun üstüne boca ettiği faşizm bence genel grevle toplumsal başkaldırı zeminini hazırlamış durumda.

Aslında sokak nasıl, nerede, ne şekilde hareketlenir bir öngörüde bulunamıyorum, ama şuna eminim: Bu hareket başlarsa durdurmak, önüne geçmek çok zor olur. Benim önerim bu dönemde yapılacak önemli işlerden biri çok somut bir şekilde, sayısını tahmin edemediğim yoksulluğun ve açlığın tehdit ettiği insanları örgütleyip toplumsal bir kanala yönlendirebilirsek yaşanan çaresizlik, tersine bir toplumsal olguya dönüşebilir.