Sadece iki sınıf var: İşçiler ve patronlar



İstanbul Avcılardan bir işçi bu sefil sömürü düzenini yıkmak için mücadele çağrısı yapıyor


Merhaba emekçi ve işçi kardeşlerim,

Yıllardır sömürü düzeniyle ve bu düzene uşaklık edenlerle mücadele ediyoruz ve etmek zorundayız. Onlar da biliyorlar ki kurdukları bu düzenin sonu geldi, bunun üzerini yandaş medyayla örtmeye çalışıyorlar ve 2 aydır virüsü ön plana koyuyorlar.

Evet, bu virüs iyi bir şey değil kabul ediyorum, ama her yıl sıtmadan, açlıktan, iş ve kadın cinayetlerinden ve sayamadığım birçok nedenden ölen insanların ölümü bu virüsten daha fazlayken neden bahsetmiyorlar bunlardan? Çünkü bunların bütün sorumlusunun kendileri olduğunu biliyorlar ve bunu da bizim unutmamamız gerekiyor.

Sermaye sahibi dediğim kişiler, yani patronlar bizim gibi sefalet içinde yaşamıyorlar tam tersine villalarda, köşklerde, şatolarda, rezidanslarda yaşıyorlar. Bunu da bizim emeklerimizi sömürerek yapıyorlar.

Ayrıyeten bizi de yalnızlaştırıyorlar bunu da bizleri particilik, ırkçılık, milliyetçilik duygularını yaşatıp ayrıştırarak yapıyorlar. Biz bu ayrıştırmalara kanmak yerine sadece iki sınıfın yani işçiler ve patronlar sınıfının olduğunu, ayrılacaksak bu şekilde ayrılmamız gerektiğini unutmamalıyız. Bütün derdimiz emek ve alınterimiz olmalı.

Yaşanılan ekonomik krize virüsün neden olduğunu savunarak ücretsiz izin diye bir kanun çıkardılar başımıza. Çıkardıkları bu kanunla 1170 lira gibi açlık sınırının da altında olan bir ücrete layık gördüler bizi.

600 liranın altında olmayan ev kiralarının yanında elektrik, su, doğalgaz faturaları da eklendiğinde bu ücretten geriye hiçbir şey kalmıyor hatta yetmiyor bile. Yani bize “Ölün!” diyorlar. Ve bunu patronlar istedikleri zaman yapabilecekler. Ve bu ücreti de ceplerinden vermeyecekler yine bizim cebimizden çıkacak yani işsizlik fonundan verecekler.

Bu süre zarfında başka yerde çalışmak istersek önceki çalıştığımız işyerinde olan bütün haklarımız yok sayılacak. Bu gibi birçok hakkımız ne yazık ki elimizden alındı virüs haberleriyle bizi boğarlarken ve bizim haberimiz yokken… Bahane ettikleri bu virüs sürecinden sonra milyonlarca emekçi kardeşimiz işsiz kalacak. Eğer biz haklarımıza sahip çıkmak, beraber omuz omuza vermek ve tek yumruk olmak yerine bu düzende kurdukları oyunlara alet olursak geçmişte verilen tüm emeklerimiz boşa gitmiş olacak ve kapkaranlık bir dünya içinde umutsuzca yaşamaya devam edeceğiz.

Ama bunu yapmayacağız kol kola, omuz omuza, hep birlikte bu düzene son verip bu düzeni eninde sonunda başlarına yıkacağız!

1 Mayıs Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun. Meydanlarda görüşmek dileğiyle hoşçakalın kardeşçe kalın…