Alınteri: 1 Mayıs sizin için ne anlama geliyor?
1 Mayıs işçilerin birlik, beraberlik içinde kardeşçe emeği ve geleceği için alanlarda taleplerini yüksek sesle dile getirmesi demektir. Ayrıca içinde bulunduğumuz koronavirüs salgın günlerinde yan yana olmanın dayanışma içinde olmanın önemini bu 1 Mayıs öne çıkaracaktır diye düşünüyorum.
Demin birlik beraberlikten bahsettim. Bu 1 Mayıs’ta bunun çok fazla örülemediğini de görüyoruz. Bütün işyerlerinde yaygın bir şekilde birlik ve beraberlik çağrısını yapabilmeliyiz. İşçi sınıfı için örgütlülüğün yükseltilebilmesi ve bunu büyütebilmek gerekiyor.
Alınteri: Bu yıl 1 Mayıs’ı koronavirüs salgını koşullarında karşılıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde nelerin yokluğunu ve eksikliğini yaşıyorsunuz?
Burada şunun altını çizmek gerekir. Her ne olursa olsun bu koronavirüs olur, başka hastalıklar olur burada işçilerin, toplumun sağlığı m önemli yoksa patronların karı mı? Buna cevap sınıfsal olarak bilinçli bir şekilde cevap vermek gerekiyor. Benim yaşamam, sağlığımı hiçe sayanlara karşı örgütlü ses çıkarabilmek önemli. Çünkü işçi sağlıklı yaşadığı sürece patronlar daha çok karda yapacak bu sürecin atlatılması gerekir.
Alınteri: Ya koronavirüse yakalanmak ya da “evde kal” çağrısına uymak… “Ölümlerden ölüm beğen” deniyor bizlere. İşçi sınıfı ve emekçiler bu açmaz karşısında sizce ne yapmalı?
Koronavirüs toplumu büyük bir risk altında tutuyor. Grevin bu anlamda tartışılması gerekiyor. Evet bugüne kadar iki defa sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarında bile işçiler zorla çalışmaya mahkum ediliyor. Madenlerde çalışan işçilerde ciddi bir koah hastalığı da var. Buna karşılık sadece bağımsız sendikalar değil, konfederasyonların da aynı şekilde harekete geçmesi lazım. Çünkü özellikle madenlerdeki işçi arkadaşlarımızın koronavirüs ile koah hastalığıyla birleştiğinde ciddi bir akciğer hastalığını tetikleyeceğini biliyoruz. Bunları da düşünerek hem bağımsız hem de konfederasyonların kitlesel, örgütlü bir mücadele ortaya koyması ile başarabileceğimize inanıyorum. Sadece ‘Lütfen işçileri işten atmayın’ demekle değil işçilerin ücretli izinlere çıkarılması için mücadele edilmesi lazım. Ve bu mücadelenin büyütülmesi gerekir.
Alınteri: ‘Üretim devam edecek’ anlayışıyla hareket edildiği için sokağa çıkma yasaklarında bile işçiler zorunlu olmayan iş kollarında da çalıştırılıyor. Bu madenler için de geçerli bir durum ne yazık ki. Dolayısıyla 1 Mayıs günü de koronavirüs salgını bahanesiyle sokağa çıkma yasağı başlatılıyor bu hafta. Madenlerde çalışacak olan işçi arkadaşlar 1 Mayıs günü çalıştıkları madenlerde 1 Mayıs’ın anlamına uygun bir şeyler yapabilecekler mi? Buna dair bir çalışma yaptınız mı? Yapabildiniz mi?
Buna ilişkin bir çalışmamamız ne yazık ki yok, olmadı. Biz Soma’da biliyorsunuz yeni bir sendikayız. Madenciler arasında tam olarak güçlü değiliz. Ama 1 Mayıs’ta içinde bulunduğumuz koşullarda yapılması gereken şalterleri indirmek olmalı. “Yaşamak mı ölmek mi” sıkışmışlığı içinde yaşamak için işçiler birlik ve beraberlik içinde yaşamayı seçip sınıfsal bir tutumla dünyaya da örnek olması amacıyla şalterlerin indirilmesi olması gerekendir. Maalesef binlerce işçi arkadaşımız borçlarından dolayı, ailesel sıkıntılar nedeniyle adım atmakta tereddüt ediyorlar. Ama bu hastalık hem işçiyi ciddi etkiliyor hem ailesini etkiliyor hem de kendisinin yok oluşunun tablosu çıkacak. Bu nedenle tereddüt edilmemesi ve ben üretimi durduruyorum, bugün benim günüm, benim taleplerim, benim ve çocuklarımın geleceği diyerek sınıfsal bir adım atılması zorunlu aslında. Biz yeni bir sendika olduğumuz için bilinçte bir örgütlülüğü kuvvetli bir şekilde henüz yaratamadık. Ayrıca sistemin borçlandırdığı işçi kitlesi borç batağında olduğu için yaşamı seçip ciddi bir adım atamıyor.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!