Perşembe, 9 Temmuz 2026

Virüsün bulaş merkezleri: Fabrikalar, üretim alanları



Bazı günler hiç vaka görülmeyen Kastamonu’nun Tosya ilçesinde 250 işçinin, önlem alınmadan çalıştırıldıkları KYTEKS fabrikasındaki işçilerin enfekte olmasının ardından vaka sayısı 100’e fırladı! Virüs yayılımı sanayi kentleri ve bölgelerinde gerilemiyor!


Çok az vaka görülen illerde bile eğer ki bir fabrika varsa ve gerekli önlemler alınmamışsa koronavirüs vaka sayısı da yayılımı da artarak virüsün sınıf karakterini deşifre ediyor. Bu illerden biri de Kastamonu ilinin Tosya ilçesi.

Tosya’da yaklaşık 230 işçinin çalıştığı KYTEKS tekstil fabrikasında 6 işçide koronavirüs tespit edildi. Salgına karşı hiçbir önlem alınmadan üretimin devam ettiği fabrikadaki işçilere korona bulaşmasının ardından ildeki vaka sayısı da aniden 100’e fırladı. Bazı günler hiç vaka tespit edilmeyen ildeki bu sıçramalı seyir son bir haftada, KYTEKS işçilerinin enfekte olmasından sonra gerçekleşti.

Virüsün sınıf karakterini ve patronların açgözlü kar hırsını ortaya koyan benzer bir gelişme de Uşak’ın Eşme ilçesindeki Gedik Piliç nedeniyle yaşanmıştı. 2 bin işçinin çalıştığı fabrikada işçilere korona bulaştığı tespit edildikten sonra ildeki vaka sayıları da tırmanmış, Gedik Piliç’in salgına karşı önlem almadığı, işçilere üretim baskısı yaptığı açığa çıkmıştı.

Devletin resmi ağızlarının son açıklamaları da virüsün sınıf karakterini açıkça ortaya koyuyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca son açıklamasında “Bayramdan sonra daha özgürüz” müjdesi (!) verirken ve bayram sonrasına ilişkin “normalleşme” hazırlıkları yapılırken büyük sanayi kentlerinin ve bu kentlerdeki işçi mahallelerinin-yerleşim alanlarının toplam gelişmelerin dışında kaldıkları/kalacakları basına yansıyan bilgiler arasında.

Buna göre İstanbul’da bazı ilçeler dışında vaka sayısında gerileme yaşandığı belirtiliyor. Bağcılar, Esenyurt, Esenler, Küçükçekmece, Beylikdüzü gibi işçi-emekçi ağırlıklı ilçelerdeyse halen sürüyor. İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi sanayi kentlerinde de vaka sayısı hâlâ yüksek. Devletin bu illere dönük kısıtlamaları sürdüreceği belirtiliyor.

Bu kısıtlamaların hiçbirinin işçi sınıfı için olmadığını biliyoruz. Bayram’da da sokağa çıkma yasağı kapsamı dışına çıkarılan, zorunlu olmayan işyerlerinde bile üretime koşulan işçiler için sonrasındaki kısıtlamalar da geçerli olmayacaktır!

Virüs giderek sanayi kentlerinin üretimin ihtiyaçları temelinde bir hapis hayatına mahkum edilmelerinin aracı haline geliyor. Sadece bir ya da ki günlük haftalık tatilleri olan işçiler sokağa çıkma yasağı döneminde bile üretime koşulurken tatil günlerinde de virüs ve yasaklar bahanesiyle evlerine hapsediliyor. Kentin tüm insanları üretime ara verilemediği ve vaka sayıları bu nedenle kontrol altına alınamadığı için evlerine hapsediliyor.

Üzerlerinde örgütlü bir sınıf basıncı olmadığı için de bu politikalarıyla pişkince övünebiliyorlar. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın “Son iki haftada, reel sektörden normalleşme yönünde olumlu sinyaller geldi. OSB’lerdeki elektrik tüketimi mayıs başından itibaren artmaya başladı. Bu ay tüketici güven endeksinde artış oldu. Yani iç talep de canlanıyor” diyebiliyor mesela…

Anlaşılan o ki bu politikadaki ısrar sürdürülecek ve büyük sanayi kentleri de üretim devam ederken virüs bulaşının denetimi adı altında dev hapishanelere dönüştürülme ye devam edecek!

İşçi sınıfı cephesinden “Eğer samimiyseniz zorunlu olmayan işkolları dışındaki üretim alanlarını en az 2 hafta kapatın ve uyguladığınız karantina da işe yarasın” diyen örgütlü bir ses gelmediği sürece!