Metin Altıok: “…sevgiden caydığım yerde darıl bana”



2 Temmuz 1993’te Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yanarak can veren otuz üç aydın ve sanatçıdan biri de unutulmaz şair Metin Altıok’tu


bu yaşa geldim içimde bir çocuk hala
sevgiler bekliyor sürekli senden
insanın bir yarısı nedense hep eksik
ve o eksiği tamamlayayım derken
var olan aşınıyor zamanla
anamın bıraktığı yerden sarıl bana

anılarım kar topluyor inceden
bir yaşam gibi geçmişin üstüne
ama yine de bir unutuş değil bu
sızlatıyor sensizliği tersine
senin kim olduğunu bile bilmezken
sevgiden caydığım yerde darıl bana

Metin Altıok’un Bingöl’de felsefe öğretmenliği yaparken eşi Nebahat Altıok’a yazdığı mektup..

İstifa edip gidelim istiyorlar”

Bingöl iyice karıştı. Hepimiz dehşetli huzursuzuz. Ders bile veremiyoruz. Baskı üstüne baskı, zulüm. 12 Mart hortladı. Ellinin üstünde öğrenci gözaltına alındı. Cop, elektrik. Çocukların gövdeleri sigara yanığıyla çiçek açtı. Kötü günler geçiriyorum.Kendimden de endişeliyim. Ne olur bilmem. Akşam 19:00’dan sonra sokağa çıkmak olanaksız. Otel odasına tıkıldım kaldım.Otelden okula, okuldan otele. Günler geçmek bilmiyor. Tatili iple çekiyorum.

5 Mart günü Bingöl’e gelende kar ardımdan yolu kapadı. Beni bekliyormuş sanki. Yarı yolda yakalandık tipiye. Önde kar aracı biz arkada kaybolmuş yolda ağır ağır geçtik Uzunyayla’yı. Yol boyu uyku girmedi gözüme. İçimde büyük bir sıkıntıyla sigara üstüne sigara içerek buldum sabahı.

(…)
Bingöl’e gelir gelmez aldım kötü haberi; Şakir Elçi’yi kent alanında beş kurşunla vurmuşlar, ölmüş. Şiir düşkünü güzelim Kürt, iki çocuk babası herkesin meccani avukatı Şakir kardeş öldürülmüş. Sana anlatmıştım beni yemeğe davet etmişti evine. Rakılar içip şiirden, Cegerxwîn’den, Nazım’dan söz etmiştik. Müthiş sarsıldım. Ne kadar üzüldüm bilemezsin. Bu yetmiyormuş gibi arkasından gelen olaylar da üstüne tuz, biber ekti. Bizim lise, boykota girdi. Öğrenciler okula gelmedi. Polis geldi, jandarma geldi. Hepimizi sorguya çektiler. Ben iki gün geç geldiğim için paçayı kurtardım. Öğrencileri boykota teşvik eden öğretmenleri arıyorlar -sanki varmış gibi- oysa hiçbir öğretmenin boykotla ilgisi yok.

(…) Bugün, iki mektubun ve telgrafın birden geldi. Doğum günü armağanı oldu benim için. Ne kadar sevindim bilemezsin. Bir tek sen hatırladın. Eskiden evim dolup taşardı. Gözden ırak olan gönülden de ırak. Kızım bile iki satır yazmadı. Suç onun değil. Unutmuştur yavrucuk.

Nebahat; seni çok özledim. Rüyalarıma giriyorsun. Kendine iyi bak, beni bekle. Ne olursa olsun dönem sonuna kadar kalacağım burada. Yılmayacağım. Benim kanım Şakir’inkinden daha kırmızı değil. Amaçları hepimizi yıldırmak. Hevesleri kursaklarında kalacak. İstifa edip gidelim istiyorlar.

Sevgilim; bu ay para gönderemiyorum. Kabanın parasını ödemek zorunda kaldım. Parasızım anlayacağın. Onca borçtan ve harcamadan sonra sen de güç durumdasındır biliyorum. Ama dayan biraz. Ay başına az kaldı.

Ben iyiyim. Beni merak etme. Acı patlıcanı kırağı çalmaz. Gelecek güzel günler bizi bekliyor. Sayılı gün çabuk geçer -yukarıda günler geçmek bilmiyor demiştim ama aldırma- Dayan sevgilim, önümüz yaz.

Metin Altıok / 14 Mart 1980-Bingöl

***

Sivas’ta otuz beş aydın ve sanatçıyla birlikte diri diri yakılan Metin Altıok’un eşi Nebahat Altıok da yazar, şair ve insan hakları alanında karınca çalışkanlığıyla yer almış bir isimdi. TÖB-DER üyesi bir öğretmen olarak sürgünler yaşadı.

Çeşitli demokratik kitle örgütlerinin kuruluşunda, çalışmalarında yer aldı. Bunlardan biri de Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı’ydı. Eşini kaybettiği 2 Temmuz katliamının davasında katillerin peşini bırakmadı.

HADEP üyesi olan Altıok, 1996 yılında kısa bir süre Ankara’da tutuklu kaldı.

1997 yılında ABD Büyükelçiliği’ne siyah çelenk koymak isterken yeniden tutuklandı ve Niğde Cezaevine konuldu.

Özellikle Kürt halkının acılarını, yokluklarını yüreğinde yaşatan ve bunları yazılarına, şiirlerine akıtan Nebahat Altıok sadece yazmakla yetinmeyen, demokratik mücadele içinde de yeralan bir insandı.

Onu da bir şiiriyle anıyoruz:

Bir Yaz Düşü

 

Sardunyaların delirdiği zamanı hatırlıyorum

Yıldızlar üşüşürken laciverdine gecenin

Gidip gidip dönüyoruz bir yolu

Sabrımız sınanıyor, mevsim yaz.

 

Bağrına çentikler attığını bozkırın unutmadım,

Gözyaşlarını sıra sıra söğütlerin.

Kendimizi bırakırken yol kenarlarına

Yapışkan bir hüzünle aylardan Temmuz.

 

Sancısı çıtırdayan kuru otların hep aklımda.

Aklımda dolunayın suda yalpalayan yüzü

Yumuşak dokunuşlarıyla kaç gece

Demlendiriyoruz bir sarhoş zamanı.

 

Gözlerini yumuyorum hep anı düş.

Deve dikenleri yıkanırken ay ışığında.

Gidip gidip geliyoruz bir yolu

Yoruluyor Uzunyayla.

 

Nebahat Altıok