Emperyalist kapitalizmin 21. yüzyılda yarattığı toplumsal yıkımların, trajedilerin en fazla simgeleştiği konulardan biri bölgesel savaşlar, açlık, yoksulluksa diğeri de bunlarla da bağlantılı olarak göç yollarına düşmüş insanların kıyılara vuran cesetleridir. Zihnimize kazınan Alan Kurdi’ye, evladına sarılmış anne-baba cesetlerine bu sefer de Libya açıklarında tam 2 haftadır kısmen batmış bir botta sıkışan bir adamın cesedi eklendi.
Tam iki haftadır bu cesede ne Libya ne Malta ne de İtalya bir avuç toprak sunmuyor. O toprağı sunarsa dikenli teller, beton duvarlar, askeri güçler hatta savaş gemileriyle kontrol ettikleri göç yollarında delikler açılacağını düşünüyorlar!
Bir ölüye mezar sunmayan, kim olduğu hakkında en ufak bir merak duymayan, bu kişinin ailesine karşı hiçbir sorumluluk taşımayan buz soğukluğundaki bu politika, sistemin o çürük kokusunun da somut ifadesi dışında bir anlam taşımıyor.
3 ülkeye 4 kez bildirim yapıldı
Denizde göçmenlere yardım etmek üzere oluşturulmuş Sea Watch, cesedi ilk olarak 29 Haziran’da Libya açıklarında tespit ettiklerini açıkladı.
BBC Türkçe’deki habere göre, Sea Watch, hava aracı Seabird tarafından tespit edilen cesetle ilgili olarak Libya, İtalya ve Malta ile temasa geçti. Örgütün açıklamasına göre, aradan geçen 2 hafta boyunca cesedin hala denizde sürüklenmekte olduğu belirlendi ve bu 3 ülkeye 4 kez bildirimde bulunuldu. Ancak cesedin denizden alınarak ölüm koşullarının belirlenmesi talebine 3 ülkeden de yanıt gelmedi.
Örgüt, adamın kim olduğu ve nereden geldiğinin bilinmediğini belirtti ve aynı botta hayatını kaybeden başka insanların da olabileceğini vurguladı.
‘AB’nin kalan son haysiyet parçası da bu insanlarla birlikte boğuluyor’
Sea Watch ekibi, “İnsanların Akdeniz’i geçerken ölmesi, Avrupa’nın etrafına kale inşa etmesinin bir sonucudur. Bir de cesetler denizden alınmadığı, kimlikleri belirlenmediği, yakınlarına haber verilmediği zaman AB’nin kalan son haysiyet parçası da bu insanlarla birlikte Akdeniz’de boğulmuş demektir” şeklinde bir açıklama yaptı.
Aralarında Katolik Kilisesi’ne bağlı Caritas vakfının da yer aldığı yardım kuruluşları da cansız bedenin denizden alınması, kimliğinin tespit edilmesi ve yakınlarına haber verilmesi çağrısı yaptı.
Caritas sosyal medyada yayımladığı mesajında, “Libya açıklarında iki haftadır denizde bir ceset var. Kimse ona insana layık bir mezar vermek istemiyor. Seabird tarafından 4 kez görüldü ve 4 kez alarm verildi. Ama İtalya, Libya ve Malta sahil güvenlikleri bu alarmları görmezden geldi. Göçmenin cesedi hala suda sürükleniyor” dedi.
‘Fotoğraf denizde hayat kurtarma çalışmaları tartışmalarının tiksindiriciliğini gösteriyor’
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi de bu gibi olaylardan, denizde göçmenlere yardım için çalışanlara karşı çıkanların da sorumlu olduğunu söyledi. Filippo Grandi La Repubblica gazetesine verdiği mülakatta, “Sea Watch tarafından dağıtılan bu trajik bot enkazı fotoğrafı, denizde hayat kurtarma çalışmalarıyla ilgili tartışmaları bir kez daha ahlak dışı ve tiksindirici kılıyor” diye konuştu.
‘Yeni sembol’
La Repubblica haberi, göç krizinde son yıllarda sembole dönüşen diğer fotoğraflarla birlikte yayımladı.
Bu sembol fotoğraflar arasında, 2015’te Bodrum kıyılarına cesedi vuran Suriyeli bebek Alan Kurdi’nin görüntüsü de yer aldı.
Ansa haber ajansı da botta sıkışmış cansız bedenin görüntüsünü “göç trajedilerinin yeni sembol fotoğrafı” diye niteledi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!