Perşembe, 9 Temmuz 2026

Vestel’de korona kontrol edilmezken, sömürü derinleşiyor!



Çarkların dönmesinin esas alındığı Vestel’deki korona salgınında 20 kişinin hayatını kaybettiğini belirten işçiler, kendilerine ayda 2 maske verildiğini, testi pozitif çıkan işçinin yakınında çalışanlara test uygulanmadığını, hasta sayısının artmasından kaynaklı mesai saatlerinin arttığını aktardı.


Çarkların dönmesinin esas alınmasının yanısıra tek bir kuruş ödememek için işçilere yaygın test yapılmasını da reddeden patronların, fabrikalardaki korona salgınına karşı Çanakkale Dardanel’de uygulamaya konulan çalışma kampı modeli dışında bir yaklaşımları da yok. 17 bin işçinin çalıştığı Manisa OSB’deki Vestel’de olup bitenler de bunun son çarpıcı ifadesi oldu. Manisa OSB Başkanı Sait Türek’in Vestel’de salgının kontrol edilemez düzeye ulaşması ve sayısı netleşmese de birçok işçinin hayatını kaybetmesi karşısında işçileri suçlayarak, “İşçilerin mesai bittikten sonar tedbirlerini unutup fabrikalara virüs taşıyor, Manisa OSB bünyesinde bir pansiyon inşa edip işçileri dışarıya bırakmasak mı” demesi de bu niyetin tekil bir örnekle sınırlı kalmadığını, MÜSİAD’ın “izole üretim üsleri” yaklaşımının burjuvazi için giderek kolektif bir stratejiye dönüştüğünü da açıkça göstermişti.

İSİG Meclisi Vestel’de kimlik bilgilerine ulaşabildiği en az beş işçinin koronadan hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Bu sayının 20 civarında olduğu belirtiliyor. Enfekte olan işçiler hastanelere ya da evlerine gönderilirken, onlarla temas edenlerin hiçbir önlem alınmadan, test bile yapılmadan çalışmaya devam ettirildiği fabrikada, işçi sayısı azaldıkça geride kalanlar fazla mesai saldırısıyla adeta eziliyor!

MA’dan Esra Solin Dal’ın haberi fabrikadaki insanlık dışı çalışma koşulları ve vahşi sömürü yaklaşımını adlarını vermekten kaçınan işçilerle yaptığı sohbetlerle aktardı.

Sohbetlerde işçiler, kendilerine ayda 2 maske verildiğini, testi pozitif çıkan işçinin yakınında çalışanlara test uygulanmadığını, hasta sayısının artmasından kaynaklı mesai saatlerinin arttığını belirtiyor.

‘Ölüyorum desen bile izin yok’

Yaklaşık 2 yıldır Vestel’de çalışan bir işçi, salgında birçok arkadaşını kaybettiğini söylüyor. Salgın kontrol altına alınıncaya kadar fabrikaların kapalı tutulması gerektiğini söyleyen işçi, önlemler alınsa da yeterli düzeyde olmadığını aktarıyor. Herhangi bir işçinin salgına yakalanması durumunda bir tek o kişinin hastaneye kaldırıldığını belirten işçi, “Onunla aynı yerde çalışan işçi için hiçbir önlem alınmadan çalışmaya devam ettiriyorlar. Geçenlerde çoğu işçi salgından dolayı işe gelmedi. Ölüyorum desen izin vermezler, bundan dolayı herkes rapor almak zorunda. Rapor almadan izin alan kişilerin de priminde kesinti yapıyorlar. Hal böyle olunca çalışanlar izin istemek yerine Aile Hekiminden rapor almak zorunda bırakılıyor. İnsani hiçbir değer yok. Orada insan hayatı çok ucuz” diye belirtiyor.

Önlem alınmıyor

Sadece üç ayda bir izin alma hakları olduğunu dile getiren işçi, ikinci defa izin kâğıdı alan kişilerin ise puanlarının kırılarak priminden düşürüldüğünü söylüyor. Salgına yakalanan işçi sayısından dolayı çalışan sayısının azaldığını ve zorunlu pazar mesaisine yazdırıldıklarını da aktaran işçi, “Normalde sabah 08.00 akşam 16.00 çalışmamız gerekirken 08.00’dan 20.00’a kadar çalışıyoruz. Günde yaklaşık 20 TIR’a malzeme yüklüyoruz” diye belirtiyor.

Ayda 2 maske veriliyor

Fabrikada puan sistemi olduğunu ve yaşanan olumsuzluklar halinde puanlarının kırıldığını belirten işçi, bu durumun prim sistemine etki ettiğini kaydediyor. İşçilere ayda sadece 2 maske verildiğini de aktaran işçi, “Seri üretimde çalışan kişilerin ürettiği tüm şeyler herkesin elinden geçiyor. Dolayısıyla herhangi bir işçinin hasta olması diğer herkesi risk altına sokuyor. Tüm bu durumun farkındayız ama ekonomik koşullar bizi bunlara rağmen çalışmaya zorluyor” diye anlatıyor.

Tedbirde geç kalındı

4 yıldır Vestel’de çalışan evli ve üç çocuğu olduğunu anlatan bir diğer işçi ise fabrika yönetiminin tedbir almakta geciktiğini söylüyor. Ailelerini geçindirmek zorunda olduklarını anlatan işçi, “Fabrika insan hayatına önem vermiyor. En azında devlet bir ay iş durdursa şu hastalık bir temizlense veya hasta insanlar, belirlense iyi oldurdu. Herkes 20 gün evinde gözetim altında kalsa belki hastalık biter. Şu anda testler yapılmaya başlandı ama yine şikâyete bağlı test yapılıyor herkese değil” diyor.