“Bizim evin önünde çalışan bir köpeksin!”



Kapitalizmle kölelik sistemi arasında kalın duvarlar yok: Esenyurt’ta bir kadın kargosunu evine getirmeyen site güvenlik görevlisine saldırdı, “Bizim evin önünde çalışan bir köpeksin!” diyerek hakaret etti. Aksaray’da da patron birlikte olma teklifini reddeden göçmen kadın işçiyi sırtından bıçakladı!


Ücretli kölelik olan kapitalizmle kölelik sistemi arasındaki çizgi çok da kalın değil. Köle tüm varlığıyla köle sahibinin mülküdür. Kapitalist için de emek gücünün bir kısmının parasını ücret olarak ödediği işçi, o ücretin karşılığını tüm hücreleriyle iade etmek zorundadır. İşçinin emek gücünün büyük kısmına artı değer olarak el koymakla yetinmez yani.

Paranın devreye girdiği tüm kapitalist ilişkilerde bu kültür aslında tüm bir toplumu da kesmeye, kendi çürütücü etkisi altına almaya başlar. Bir hizmetin ya da metanın karşılığını para olarak ödeyen, bunu yerine getirmekle mükellef olan işçinin karşısına bir köle sahibi hışmıyla çıkabilmekte, ona haddini bildirmek için canını bile alabilmektedir. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Pendik’te kurye Mehmet Ali İbin’in, adresi bulamadığı gerekçesiyle kargo sahibi tarafından sokak ortasında dövülerek öldürülmesinde olduğu gibi.

İşçi, parası ödenmişse işi olmayan şeyleri de yapmak zorundadır!

Benzer bir olay da İstanbul Esenyurt’ta yaşandı. İncirtepe Mahallesi’ndeki bir sitede oturan kadın, kargo paketini evine çıkarmadığı gerekçesiyle binanın güvenlik görevlisine saldırdı, sayısız hakarette bulundu. Hızını alamayarak sitenin otopark giriş bariyerini kırdı. Sebep, gelen kargosunun güvenlik görevlisi tarafından evine çıkarılmamasıydı!

Kadının ruh halinin özeti “Bizim evin önünde çalışan bir köpeksin” cümlesinde saklıydı. O parayı ödeyendi, güvenlik görevlisiyse bu paranın karşılığını görevi olmayan işler de dahil büyük bir çabayla ödemek zorunda olan bir köle!..

Patron isterse bedenine de sahip olabilecek bir köle sahibine dönüşebilir!

Benzer olay da İstanbul Aksaray’da yaşandı. Basına yansıyan bilgiye göre, bir süre önce Ahmet Y.’nin (41) iş yerinde çalışmaya başlayan yabancı uyruklu Zolaika R. (45), patronun kendisine arkadaşlık isteğinde bulunması ve sürekli olarak rahatsız etmesi üzerine işten ayrıldı. İşten ayrılan kadının peşini bırakmayan patron, sürekli olarak kadını takip ederek arkadaşlık isteğinde bulunmaya devam ederken, gece yarısı yine kadını takip ederek dışarı çıktığı esnada zorla arabaya bindirmek istedi. Kadının araca binmeyi reddetmesi ve kaçmaya başlaması üzerine Ahmet Y. ekmek bıçağı ile araçtan inerek kadının peşinden koşmaya başladı ve onu sırtından bıçakladı!

Yoruma gerek yok. Zolaika R. göçmen bir kadındı. Emek gücünü satarak yaşamak zorunda olan “fanilerdendi”. Ona ücret ödeyerek emek gücünü satın alan patron, istediği zaman bedenine sahip olacak bir gücü temsil ediyordu. Reddedilmesiyse kabul edilemezdi! Reddedilmenin karşılığı gerekirse ölüm bile olabilirdi!

Sonuç itibariyle insanlar arasındaki tüm ilişkilerin kapitalist barbarlık sisteminin ruhuna uygun olarak metalaştırılıp, çürütüldüğü bu sistemde “kötülük” de oldukça sıradan biçimlerle kendisini böyle kusabiliyor!