Burjuvazi açısından Türkiye’nin pazarlanmasında kullanılan “varlıklar” ya da metalar üç aşağı beş yukarı hep aynı oldu. Son zamanlarda bu aynılık şu biçimlerde sürdü: Rant değeri yüksek araziler, doğal güzellikler, tarihi varlıklar Katarlılara satılır oldu. Oradan elde edilen paralarsa yandaş müteahhitler, maden patronları ve bilumum devlet “büyükleri” arasında pay edilir… Bir de askeri önemli bir pazarlama aracıydı. Hatta büyük spekülatör Soros bu gerçeği “En iyi ihraç malı askeridir” diyerek özetlemişti. Bu gerçek şimdilerde cihatçı ordusuyla birleşmiş olarak şantaj ve pazarlama unsuruna dönüşmüş durumda. Ucuz işgücüyse her devirde pazarlama stratejisinin önemli parçasıydı. Ama hiçbir dönemde İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) hazırladığı Mülk Edinme Rehberi’ndeki açıklıkta olmamıştı.
İTO bu rehberde bir işportacı havasıyla uluslararası sermayeye “gel sermaye gel, ucuzun da ucuzu işgücü bizde, hem de kalifiyeli olanı da bol” diyor. Patronlar işçi sınıfını bu çıplaklıkta bir meta olarak pazarlamakta hiçbir sınır tanınmıyor kısacası…
Pandemiyle birleşerek derinleşen ve neoliberal birikim politikalarının tabutuna hepten çivi çakan kriz, Türkiye gibi ülkelerin devlet ve burjuvalarını gözü dönmüş bir fırsatçılığa sevkediyor. Büyüyen işsizler ordusu, atomize edilmiş ve örgütlenme düzeyi hayli geriletilmiş işçi sınıfı, daha büyük saldırıların düğmesine basma cesareti kazandırıyor. Sarsılan uluslararası işbölümü içinde özellikle tedarik zincirleri bahsinde bir yer kapma telaşıyla bu gerçeğin yarattığı baş dönmesi İTO’ya şu pervasız cümleleri kurdurabiliyor:
Türkiye 10 puan üzerinden 7,35 puan ile nitelikli mühendis bulunabilirliğinde Polonya, Romanya, Çekya gibi ülkeleri geride bırakmıştır. ‘İmalatta saatlik işçi maliyeti’ Türkiye’de 5,6 Amerikan Doları’yken, Almanya’da bu maliyet 47,2 Amerikan Doları’dır.
İTO yabancıların İstanbul’dan konut alması durumunda Türk vatandaşı da olabileceğini kaydederken, yabancılardan alınan verginin ucuz olduğunu da “Türkiye’de yurtdışı alıcılara özel olarak KDV’siz gayrimenkul satın alma fırsatı sunulmaktadır” diyerek anlatıldı.
Sonuçta İTO ne kadar övünse, pazarlama çığırtkanlığı yapsa azdır. Bütün ücretli çalışanların yüzde 17’sinin, yaklaşık 3,3 milyonunun asgari ücretin altında, 1 milyonunun onun yarısından daha azına çalıştığı bir ülke bu. Tek bir işçinin asgari geçimine bile imkan vermeyen asgari ücretin tüm işçi sınıfı için giderek ortalama ücret haline geldiği bir ülke…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!