Tecavüz ettiler, zorla uyuşturucu verdiler, işkence yaptılar: Serbestler!



30 Eylül 2019’da işyerine zorla götürdüğü Ç.A.’ya çalışanıyla birlikte zorla uyuşturucu veren, darbeden, işkence yapan, tecavüz eden Murat K. tüm bu alçaklıkları kamera kayıtlarına yansımasına, Adli Tıp raporlarıyla tespit edilmesine rağmen halen serbest! Ç.A. ise yaşadıklarını kaldıramayarak intihara teşebbüs etti ve yüzde 99,9 oranında felç kaldı. Üstelik Murat K. adamları ve avukatı aracılığıyla Ç.A.’nın avukatını da “aynı şeyleri yaparız” diye tehdit etti!


Kadına yönelik cinayetler, şiddet, taciz ve tecavüz saldırılarının ardının arkasının gelmemesinin en önemli nedenlerinden biri bunları yapanların ellerini kollarını sallayarak dolaşabilmeleri, hafif cezalarla işin içinden sıyrılmaları ve aldıkları cezalarda sadece kravat takmalarının bile büyük bir iyi hal indirimi yapılmasına neden olması olduğunu söylemeye gerek yok. Konya’da sistematik şiddet uyguladığı ve son olarak kaynar su dökerek bir buçuk yaşındaki bebeğiyle birlikte ağır yaraladığı eşi Rukiye Ay’aŞimdi öldürsem 3 yıl yatar çıkarım. Bana hiçbir şey olmaz” diyen Ali Ay boşuna konuşmuyordu. Nitekim onu da serbest bırakmışlar, Soylu’nun her fırsatta hönkürdüğü sosyal medya tepkisi olmasa tutuklamayacaklardı.

Burjuva devletin tüm kurumlarıyla erkek egemenliğin bekçiliğini yapmasının bu aleni yansımaları, Antalya’da işkenceye maruz bırakılan, zorla uyuşturucu verilerek tecavüz edilen 29 yaşında bir çocuk annesi Ç.Y.’ye onca alçaklığı yapan iki erkeğin halen tutuklanmamasıyla daha çarpıcı bir nitelik kazanıyor. Ki bu alçaklık Ç.Y.’ye yapılanlarla da kalmamış, gönüllü avukatlığını yapan Bilgenur Yalçın’ın da ‘aynı şeyleri yaparız’ şeklinde tehdit edilmesine sıçramış, evinin önünde dolaştırılan silahlı adamlarla bu tehdit pekiştirilmeye çalışılmışken bile dokunulmadan hükmünü yürütebiliyor. Dahası, bu insanlık dışı saldırının ardından Ç.Y. yaşadıklarını kaldıramayıp, intihara teşebbüs etmiş ve yüzde 99 oranında felç kalmışken…

30 Eylül 2019 tarihinde Döşemealtı ilçesinde, bir gece kulübünde çalışan Ç.Y. her gün evine servisle bırakılırken o gün taksi durağına bırakılmak üzere patronun yönlendirdiği bir müşterinin aracına bindi. Murat K., isimli bu alçak onu Altınkale mahallesinde bulunan marangozhanesine götürerek cinsel saldırıda bulundu. Bu saldırıya, çalışanı G.K’yı da ortak etti. Ç.Y. yi hem otomobilinin içinde hem de zorla indirdiği dışarda dövdüğü, zorla içeriye sürüklediği ve daha o anda cinsel saldırıya giriştiği kamera kayıtları silinse de daha sonra yapılan çalışmayla bulunan bir kısmına da yansımıştı. Ç.Y.’ye zorla uyuşturucu verildiği, bedeninde sigara söndürüldüğü, tecavüz edildiği doktor-Adli Tıp raporlarıyla da belgelenmesine rağmen sırtını nerelere dayadığı belli olmayan Murat K. ve işkencelerine ortak ettiği çalışanı G.K. halen tutuksuz yargılanabiliyor!

Saldırı hakkında başlatılan soruşturmanın sonunda bu iki alçak hakkında Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mütalaasında, kurtarılan kamera kayıtlarına değinen cumhuriyet savcısı, saldırgan Murat K.’nın Ç.Y.’ye araç içinde tokat attığını, araçtan indirdiği ve sarılma teşebbüsüne karşı şikayetçinin kendisini iteklediğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Sonrasında müşteki yere düşmüştür. Şüpheli Murat K.’nın yere düşen müştekiyi kaldırdığı ve iç çamaşırını indirmeye çalıştığı, ancak müştekinin buna engel olduğu görülmüştür. Şüpheli müştekiye sarılmak istemiş, ancak müşteki istemeyince tokatlayarak yere düşürmüştür. Şüpheli yerdeki müştekiye iki kez tokat atmıştır.”

Savcı olay sonrasında Murat K.’nın işyerine tekrar gelerek merdivenleri sildiğini, bir gün sonra da kamera kayıtlarını sildiğini belirtiyor. Savcı, kamera kayıtları, doktor raporu, olay yeri inceleme ve Adli Tıp Kimya İhtisas Daire Başkanlığı’nın analiz raporlarının şikayetçinin iddialarını destekler nitelikte ve şikayeti ile uyumlu olduğuna dikkat çekerek, “Şüpheliler Murat K. ile G.K., uyuşturucu maddeyi müştekiye zorla vererek müştekinin direncini kırmak sureti ile üzerlerine atılı ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçunu işledikleri, ayrıca Murat K.’nin müştekinin parasını zorla alarak ‘nitelikli yağma‘ suçunu işlediği kanaatine varılmıştır” dedi.

Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan tutuksuz sanıklar, üzerlerine atılı suçu kabul etmediklerini söyleyerek beraatlarını istedi. Mahkeme, onca delile rağmen bu iki saldırganı tutuklamayarak, duruşmayı erteledi.

Olayın ardından teşebbüs ettiği intihar nedeniyle yüzde 99 oranında felç kalan Ç.Y.’nin avukatı Bilgenuz Yalçın, kendisinin de saldırganlar ve bir avukatları tarafından tehdit edildiğini söyledi. Evinin önüne silhlı adamlar gönderildiğini aktaran Yalçın, saldırganların ve avukatlarının kendisini cinsel saldırıyla, ailesini de öldürmekle tehdit ettiğini belirterek şunları söyledi: “Davada sonuna kadar gideceğim. Halkımızı bu konuda desteğe bekliyorum. Beni de Ç.Y.’ye yapılanlarla tehdit ettiler. Siber zorbalık yapıldı. Müvekkilim sağlıklıyken sürekli telefonla arandı ve intihara sevk edilmeye çalışıldı. Ben bu süreçte hep yanındaydım. Ona sürekli ‘Mücadelemizi birlikte sürdüreceğiz’ dedim. Ç.Y. 29 yaşında, ben 28. Onu kız kardeşim gibi gördüm. 7 yaşında bir oğlu var. Onun yaşadıkları, bende travma etkisi yaşattı. Sanıkların tutuklu yargılanması gerekiyor ki, bizimle birlikte bütün kadınlar rahat nefes alabilsin.”

Tüm bu gerçeklere rağmen bu adamlar halen dışarda! Bu politikayı güden devletse çıkıp kadın cinayetleriyle mücadele ettiğini hatta cinayet oranlarının yüzde 21 kadar bir düşüş yaşandığını söyleyebilmekte. Kısacası her şey kadın mücadelesinin daha da büyütülmesi dışında bir seçeneğin olmadığını ortaya koyacak bir açıklıkta.