“Asrın lideri” ve zıpçıktılarına işinin ehlinden tüyolar



Malum, görünen köy kılavuz istemez, seçimle gitmezsiniz bunu anladım da, anlamadığım bir şey var; boya küpü bacıları tek taşla, Hermes çantayla, Burberry şallarla piyasaya sürüp, ejder kokteyllerle poz verip, Beluga havyarlarını midenize afiyetle indirirken iğretilikleriniz göze batmaz mı sanıyorsunuz?!. O boş tencereler sadece kepçeyle gümbürdetilmeye yaramıyor, haberiniz ola!..


Gülenay Eren

Malumunuz Takvim Gazetesi sevgili okurlarına önemli bir hizmet yazısı sundu: “Bu haberi okumadan markete girmeyin. Çıkarken üzülmeyin” başlıklı yazıyı işin ehli olarak sinsi sinsi gülerek okudum.

Aslında önerilerde sıkıntı yok, yani doğrudur; özellikle satış taktiklerinde yeşilliğin ıslatılarak canlı görünmesini sağlamak, koku duyusuna hitap eden spreyler… Hatta ben de ekleyeyim birkaç şey: Sebze-meyve reyonlarında ışıklandırma hilesi ve ayna kullanılarak cezbedici hale getirilir ürünler. Çocuklar kasa kuyruğuna yakın yerlere yerleştirilen daha pahalı aburcuburlara eriştirilirki yetişkin baskılanma yaşasın! İndirimli ürün olduğu kanaati oluşsun diye fiyat etiketlerinde kırmızı kullanılır, renk körlüğü sorununuz yoksa algı oluşur beyninizde. Temel ihtiyaçlar daha fazla reyonu gezip, ihtiyacınız olmayanı da alabilmeniz için farklı uçlara konulmuştur, vs.vs.

Üzerime vazife edindim haddim olmayarak, naçizane fikirlerimi kaleme alayım da Takvim Gazetesi’nin dev hizmetinde benim de tuzum bulunsun istedim.

Malum BİM, 101 falan filan asrın liderinin yakın akraba ve yandaşlarının tekelinde. Hoş gizli hissedar olarak çöreklendikleri şirketleri ampul patlayınca daha da öğreniriz ama Takvim neden market hilelerini gündeme getirerek kapıkulluğu yaptıklarının tekerine çomak soktu anlamadım. Aslında Marksistler olarak bizler jöleli Yiğit’ten kesinlikle daha yaratıcı ve zekiyiz.

Önerilere geçeyim daha fazla uzatmadan. Reis geçenlerde “Kültürel alanda zayıf kaldık” minvalinde veryasın etti. Eee yani tek kelimeyle yasa çıkarılıyor, karşıtları encüğünden cüncüğüne “terörist”, “vatan haini” ilan ediliyor. Yasama, yürütme yargı elinde ama yine de olmuyor olmuyor.

Yandaş medya zaten bir eline “aş” diğer elinde “iş” yazarak intihar eden işçiyi emekçiyi haber yapmıyor. Yoksulluk ve açlıkla sınanan ana-babaların intihar haberleri, gençlerin gelecek kaygısıyla ilgili intihar haberleri de yok. Bebeklerini ısıtıp doyuramadığı için fön makinesini açıp diğer odaya geçerek kendini asan genç annenin haberini de yayınlamadılar.

Biraz akıllı davranın. Madem “Alo Fatih” ya da jölelinin ağzından çıkanı sürmanşet hep birden yayınlıyorsunuz, yayınlamadıklarınıza yenilerini eklemeniz gerek. Mesela ejder meyvesi, altın çilek -Şeyma’cığım üzülecek ama- avokado gibi lüks olan yiyeceklerin reyonlarda satışını komple yasaklayın. Et reyonunda Roastbeef ya da antrikotun işi ne, hele o somonlar, kalkan balığı falan. Reisimin tek sözü yeter yasaklamaya, yeter ki açların ağzı sulanmasın.

Hitler ne yapmış? Dükkanların kapılarına “Yahudiler giremez!” yazdırmış. Cakkada cukkaları kızdırmaktan imtina etmek istiyorsanız marketlerin kapılarına “Asgari ücretle geçinen giremez” diye yazdırabilirsiniz pekala. Olur da itiraz edip sokağa dökülen olursa “Ben çocuklarıma helal lokma yedirmedim, siz de yedirmeyin” dersiniz. Reisten tescilli, işe yarıyor.

Ha, bir de sultan hazretlerinin 1001 odalı sarayının fotoğraflarını yayınlamayın yahu. Elektrik, su, hizmetlisi, bilmemne masrafı derken dile düştünüz. Açların gözüne soka soka korona kurallarını yok sayan karşılama, kongre görüntüleri iğreti duruyor. Ama o Fransız soslu zahmetli ve pahalılığıyla bilinen “jus” ya da havyarlı kanapelerin görüntüleri beni bile bitirdi. Masada ne olduğunu anlamayı bir yana bırakın ömrü billah yiyemeyecek olanların nefsiyle oynuyorsunuz. Marksistim ama prensip olarak “olan var olmayan var” diyerek iş icabı bile olsa fotoğraf paylaşmayı ben bile edepsizlik olarak görüyorum. Yandaş medya olarak milleti ‘gaza getiriyorsunuz’ farkında mısınız?!.

Yahu elinizde sarayda ağırlayıp “Yetmez ama evet” diyerek cukka cukka konser, arazi, otel, film, devlet yardımı ihalesiyle ihya ettiğiniz palyaçolarınız var. “Öyle hep bana olmaz, bi zahmet elinizi taşın altına koyun” desenize. Mesela Yavuz’cuğum Babuko‘yu bilir. Hani Kürt illerinde un, tuz, suyla yapılan üzerine sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağı dökülen geleneksel yemek. Vereceksin Yavuz’un önüne malzemeyi videosunu çekeceksin; medya sizde, YouTube’ta izlenme rekorları kırar, oradan da köşeyi dönersiniz. Bir tepsi Babukoyla -yalan yok- 10 kişi doyar hatta öğün atlanır.

Crêpe’te bir şey yok, 1-2 yumurta, un falan… Üstüne şekeri dök yesin bızdıklar, bak bunun için Gülben cuk oturur. Ah o Bülent yok mu o Bülent, sarayda şak şak. Aslında endamı sesi yeter. LGBTİ+’lara çemkiriyorlar ya renkli renkli papağan pastası tarifi yayınlasa ortam yumuşayacak, mücevher, kostüm derdinde hala…

Babam sendikalı işçiydi, grev oldu işten atıldı. Paparazzi bilmeyiz ama “Papara”yı biliriz. Kıyak yapayım size bari, fırından tahta kıvamına gelmiş ekmeği şansın yaver giderse beleşe alırsın. Küçük parçalara böler üstüne de kaynattığın sarımsak soğanlı suyun içine iki-üç yumurta kırıp çırparsın tahtaların -pardon ekmek parçalarının- üzerine döker afiyetle maaile götürürsün.

Kasımpaşa’nın bıçkını, Erbakan’a “Çocuklarla eve sığmıyoruz. Bize ev tahsis eder misiniz?” dediğinden bu yana yıllar geçti. Gecekondu oldu, Apartman dairesi sonra villa, yetmedi saraylar… İnandığınız Allah sizden alıp açlar ordusuna geri verir mi bilmem ama ne yalan söyleyeyim böyle giderseniz o açlar ordusu alır o saraycıkları sizi kodese koyduklarınızla ışın hızıyla yer değiştirtir.

Ben çocukken atanız Sülo vardı hükümette, seçim dönemiydi. Algıda çocuklar da seçici, bunu unutmayın. Sülo gazetecinin seçimle ilgili sorusuna şöyle cevap vermişti: “Tencerenin sesi seçim sonucunu belirler,” harbiden öyle oldu. Sülo o seçim gidiverdi. Gecekonduda kadınlar boş tencere ve kepçeyle sokaktaydı “Tencere tava boş, akbabalar hoş hoooş”

Malum, görünen köy kılavuz istemez, seçimle gitmezsiniz bunu anladım da, anlamadığım bir şey var; boya küpü bacıları tek taşla, Hermes çantayla, Burberry şallarla piyasaya sürüp, ejder kokteyllerle poz verip, Beluga havyarlarını midenize afiyetle indirirken iğretilikleriniz göze batmaz mı sanıyorsunuz?!. O boş tencereler sadece kepçeyle gümbürdetilmeye yaramıyor, haberiniz ola!..