İstanbul Sözleşmesi’ni feshedenlerin kadın katilleri ve potansiyel katillerin önündeki cılız barikatları bile kaldırdıklarının çarpıcı ifadelerinden biri, Antalya’da yaşanan kadın cinayeti ve ardından katile yapılan tezahüratla dile geldi. 4 yıldır tutulduğu cezaevinden koronavirüs nedeniyle izinli olarak çıkan Besat Doğan adlı kadın düşmanı, boşanma aşamasında olduğu Rabia Doğan ve H.B. adlı erkeğin bulunduğu motosiklete ateş etti, iki çocuk annesi Rabia Doğan hayatını kaybederken, yanındaki H.B. de yaralandı.
Gözaltına alınan Besat Doğan (52), adliyeye getirildiği sırada kendisine “Adamsın adam, adamın kralısın” diye tezahürat yapan arkadaşına, “Bu memlekette gezdirmem kimseyi rahat ol sen” diye seslendi.
Bu arada Besat Doğan denilen kadın düşmanının siyasi kimliği daha önce bol bol çektirdiği kurt işaretli fotoğraflarından anlaşıldı. “Türk ailesinin” bekçilerinin nasıl bir siyasi gericiliği temsil ettiklerini ortaya serercesine!
İstanbul Sözleşmesi’nin “Türk aile yapısını bozuyor, eşcinselliği özendiriyor” bahanesiyle iptal edenlerin, yerine koymak istedikleri “Türk ailesinin” fotoğrafının ne olduğu sorusu da böylece yanıtlanmış oldu! O aile, kadının “namus” denilerek katledilme özgürlüğüne sahip “reislerin” ailesi, katledenin sırtının sıvazlandığı bir aile! Dahası kadının tüm tarihsel gericilik zincirleriyle evin dört duvarı arasına bağlandığı bir zindan!
Antalya’daki gelişme tekil değil. Sözleşme’nin feshinden hemen sonra ardı ardına yaşanan kadın cinayetlerinin hepsi aynı gerçeğin çarpıcı bir ifadesidir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!