Pandemi önlemi adı altında ilan edilen yasaklar, halkın sağlığının değil esas olarak işçi sınıfı ve emekçi kesimlerin özgürlük arayış ve mücadelelerinin bastırılması stratejisine dayandığı alenen ilan ediliyor. Bu önlemlerin zıvanadan çıkmış bir sınıf düşmanlığı dışında bir manasının olmadığı çeşitli kaymakamlık ya da valiliklerin aldığı yasaklama kararlarıyla da apaçık ortada.
Dün TOMİS üyesi Sinbo işçisinin direniş çadırı fabrikada harıl harıl çarklar dönüyorken, enfekte olmuş işçilerin varlığına rağmen bunda hiçbir kesinti olmuyorken “pandemi önlemleri kapsamında” denilerek kurdurulmadı. İşçiler ve sendika yöneticileri bunu kabul etmeyip, durumu teşhir edince de darbedilerek gözaltına alındılar.
Polisin işçilere söylediği, İstanbul Valiliği’nin aldığı yasaklama kararıydı. Pandemi önlemleri kapsamında sendikaların 15 Nisan’dan 15 Mayıs’a kadar gerçekleştirecekleri hiçbir etkinliğe izin verilmeyeceğiydi. Nedense (!) valiliklerin ya da kaymakamlıkların kararlarında sendikalar ve kooperatifler özel olarak vurgulanıyordu. Genel kurul, toplantı ya da tüm etkinlikleri 1 ay boyunca yasaktı! Doğrudan işçi sınıfını ve önümüzdeki 1 Mayıs’ı hedefleyen bu yasağın konulduğu gibi geri çektirilmesiyse 1 Mayıs ruhuyla yüklenilmesine bağlı.
Sadece onu da değil. Ayakta olan tüm toplumsal kesimlerinin özgürlük taleplerini boğmaya odaklanmış “önlemler” bunlar. Kadınların İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline karşı yürüttükleri mücadeleden rejimin-düzenin çürümüşlüğünü teşhir eden her şeye karşı açık saldırı ve düşmanlıktır bu.
İşin zıvanadan çıkmışlığının en tipik ifadesiyse Arvavutköy ya da Kartal Kaymakamlıklarının ilan ettikleri 1 aylık yasaklama kararlarıydı. Bu kararlarda, ilçe sınırları içerisinde ticari kimliği bulunan tüzel kişiliklerin ticari faaliyetleri hariç olmak üzere el ilanı, bildiri, broşür dağıtma, afiş, poster asma, sticker yapıştırma ve benzeri türdeki her türlü eyleminin yasaklandığı belirtiliyordu!
“Ticari kimliği bulunan tüzel kişiliklerin” dağıttığı el ilanı, yapıştırdığı sticker ya da afiş salgın kapsamına girmiyor, ama sendikaların, devrimci demokrat kurum ve partilerinkiler giriyor! Bu açıklıkta bir sınıf düşmanlığı!
1 Mayıs arifesinde getirilen ve sınıf düşmanlığının kılıflanmasına bile gerek duyulmayan bu yasakları tanımayarak çıkarıldıkları gibi çöpe atabilir, paçavraya dönüştürebiliriz.
Bu yasakları her yerde teşhir etmek, dayatıldığı yerde fiili meşru mücadele hattında tutum almak, her yerde karşılarına çıkarak işlevsiz hale getirmekle başlayabiliriz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!