Ankara İHD Şubesi önünde gerçekleştirilen açıklama, “Roboski’de ailelerinin geçimine destek olmak, kendi giderlerini sağlamak için zor doğa şartlarında her gün çıktıkları yolda, geçiş rotaları ve oradan geçip sınır ticareti yaptıkları biline biline, 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.30 ile 22.24 arasında, üzerlerine TSK tarafından 4 bomba atılarak, yaşları 13 ile 35 arasında değişen 19’u çocuk3 4 sivil insanımız katledildi ve yaşam hakları ellerinden alındı” denilerek başlandı.
Katledilmelerinin üzerinden 10 yılın geçtiği hatırlatılan açıklamada, 118 aydır bir köyün, bir halkın, bir toplumun, bir ülkenin hep birlikte adaleti aradığı ifade edildi. O geceden bugüne geçen 513 haftada, hukuk kayıp, adalet yok, herkes sus-pus. Katliamın ardından bugüne geçen 3593. gün ve cezasızlık sokaklarda, adalet kayıp. Meclis’te kurulan komisyonda bir sonuç alınamadığı gibi, yargı katledenleri cezasız bırakmaya devam ediyor. Roboski, çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini, katır sırtında, “işkenceye uğrayıp göç etmiş” akrabalarıyla ticaret yaparak kazanmaya mahkûm edilmiş insanlarımıza, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür.
Ülkenin çocuklarının-gençlerinin üzerine; eğitimi, işsizliği, açlığı, yoksulluğu çözmek yerine, savaş politikalarını önceleyen aklın, uçaklardan bombalar attığını belirten açıklamada, “Bu ölüm ve kıyamet ne duyuldu ne de görüldü. İnsan yaşamını korumakla yükümlü devlet, Roboski ve benzer katliamlar karşısında sorumsuzca duruyor, durmaya da devam ettiği” söylendi.
Çatışmaların bitmediği, çözüme kavuşturulmadığı, yüzleşmelerin gerçekleştirilmediği, acıların sağaltılmadığı bu topraklarda, yaşadıklarımızın ve katliamların devam etmesinin kaçınılmaz olduğu vurgulanarak, “Coğrafya kader değildir; insanların barış içinde, eşitçe, hak ve özgürlükleri korunarak yaşatılacağı topraklardır. Onlarca medeniyetin yeşerdiği ve geliştiği, kadim halkların yaşadığı, tarihe tanıklık etmiş bu coğrafyada ölüm korkusu olmadan yaşamak, adaletli ve özgür bir hayat hepimizin en doğal hakkıdır. Bu bir lütuf değildir; bizlerin, öldürülen tüm insanlarımızın ve Roboski’de katledilen 34 insanımızın doğal ve doğuştan gelen hakkıdır. Devletin asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır” denildi.
10 yıldır; ailelerin, sivil toplum kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin, hukukçuların katliamın aydınlatılması ve suçluların cezalandırılması için çabaladığı hatırlatılarak, “34 insanın bombalarla öldürüldüğü herkesçe kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına karşın bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamıyor. Hukuk tektir, suçluyu ve suçsuzu bu hukuk sistemine göre yargılamaktır doğru olan. Oysa dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, yargı yolları kapatılıyor, adalet sağlanmıyor. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok varsayma, derin korumacılık, görünmeyen ellerle Roboski için de hala uygulamada. Adalet sisteminin çöküşünün adının Roboski Katliamı olduğunun altı çizildi.
Açıklamanın devamında ise şunlara değinildi;
Roboski’de oğlu Hamza Encü katledilen ve “Daha ayaktayız. Davacıyız, vicdanlı olan herkes bizi sahiplenmeli ve yalnız bırakmamalı. Hem çocuklarımızı öldürüyorlar hem de bizi yargılıyorlar” diyen bir anayı, Kadriye Encü’yü, daha bir hafta önce yitirdik bir kalp krizi sonrası. Oğlunun katillerinin cezalandırılmasını yaşayamadı.
Failler halka hesap verecek
20 Temmuz 2015’te, savaşı yaşayan Kobane’de çocuklarla oyunlar oynamak için yola çıkmış 33 gencimizi, Suruç’ta, Amara Kültür Merkezi’nde bir canlı bomba saldırısında yitirmiştik. Adaletin olmadığı ve cezasızlığın gözümüze sokulduğu bu davada da karar açıklandı. Mahkeme sonrası aileler ve katılanlar “Kararı biz tanımıyoruz. Mücadelemiz sürecek. Suruç için adalet herkes için adalet talebini her yerde sürdüreceğiz. Düş yolcuları bugün yine katledildi. Failler yine hesap vermedi. Bir kişiye ceza verildi. Organize bir katliam olduğunu biliyoruz. Bütün katliam dosyalarında, Roboski’de, Suruç’ta, Gar katliamında olduğu gibi, bugün de failler korundu. Bu iktidar cezasızlık politikası ile dosyaların üzerini kapatmak istiyor. 33 düş yolcusunun düşlerini mutlaka gerçekleştireceğiz. Failler bu halka hesap verecek” açıklaması yaptılar. Devletin ve iktidarın cezasızlık ve failleri koruma süresinin sonu yaklaşıyor. Tüm katliamların sorumluları yargılanıncaya kadar sürecek çabamız.
Roboski, geçmişle samimi bir yüzleşmek demektir
Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski, tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Her toplumun hafızası vardır. Ne kadar saklama ve inkâr yoluna gidilse de bu hafıza hem barış hem de adaleti talep ediyor ve edecekte. Katliamlar ve soykırımlar tarihsel süreçten gelen devamlılıkla sürekli tekrarlanıyor. Geçmişle yüzleşmek ve hesaplaşmak isteyenler, devlet tarafından ayrıca cezalandırılıyor. Geçmişle yüzleşmeden gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş, adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, yaşananlar açıkça halka anlatılmadıkça ülke siyasetinde sivilleşme, demokratikleşme söz konusu olmayacaktır.
Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına, özgürce / engelsizce bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız, “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz.
Barış ve adaletin yolu Roboski’den geçecektir
Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!