Köln inletildi: “Toplantı ve yürüyüş yapmak en temel anayasal hakkımızdır!”



Almanya Nordrhein Westfalen Eyaleti’nde çıkarılacak olan yeni “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu” tasarısı, merkezi olarak üçüncü kez ve Köln’de protesto edildi.


Ganime Gülmez

Yeni Koalisyon Hükümeti görüşmeleri öncesinde, yüzlerce organizasyonun-kurumun neredeyse her gün Almanya’nın dört bir yanında gerçekleştirdiği eylemlerin yoğunluğuna rağmen, Köln Tren İstasyonu’nun etrafı gümbür gümbür inletildi.

Yürüyüşten önce, başta Armin Laschet olmak üzere koalisyon görüşmelerinde yer alan milletvekillerinin, tıpkı seçimler öncesinde kullandıkları tanıtım fotoğraflarıyla birlikte plaketler hazırlanarak şehir merkezi bu plaketlerle donatıldı. Milletvekillerinin fotoğraflarının altına şu tür tanıtım ibareleri yerleştirildi: “Nazi yürüyüşünü engelleyenleri engelleyin!”, “Her yürüyüş bir terörist potansiyeli taşır!”, “Polis şiddetinin olmadığı bir eylem, tarihsel yalan zincirinin örülmediği bir karnavala benzer!”

FC Köln Futbol Takımı taraftarları da katıldı

Bu protestolara, FC Köln futbol takımı taraftarları da yoğun bir katılımla eşlik etti. “Futbol fanları da ayakta” diyerek adeta bir futbol maçı kazanmanın ardından yaşanan coşkuyu sokaklara taşıdı. Taraftarlar eylemi son ana kadar terketmediler.   

FC Köln Futbol Takımı taraftarları

Her üç eylemciye bir polis! 

5 bin kişinin üzerinde bir katılımla gerçekleştirilen eyleme bin 600 polisin eşlik ettiği kaydedildi. Antifaşist Blok’un pankartlarına “el atarak” onları apaçık bir şekilde provoke etmeye çalışan polislere karşı, Antiklima Blok da (savaş-işgal-sömürü karşıtı blok) Antifaşist Blok’un yanında yer aldı. Ve hayli kalabalık bir insan zinciri oluşturuldu. Bu zincir, neredeyse her üç eylemciye bir polisin düştüğü bir abluka altında ilerlemeyi denedi.

Antifaşist Blok’ta yer alan Verdi Sendikası da dahil, ilerici-devrimci-komünist tüm kurum ve partiler bir araya gelerek, polisin resmen “el atma” oyunlarına rağmen yürüyüşe devam ettiler. Alman medyasının bu aralar sıkça ve istikrarlı bir şekilde oynadığı “Eylem barışçıl bir şekilde sonlandı: Eylemciler polise mukavemet etti ve müdahale edildi” oyununu deşifre etmeye kararlı olduklarını belirterek ilerlediler. Bu yönlü açılan mahkemeleri, süren davaları ve tutuklamaları unutmadıklarını belirttiler.

“Querdenker” olarak bilinen hareketin, dijital iletişim ağlarında azımsanmayacak kadar önemli bir yetki ve sermaye payı olan, en önde gelen temsilcileri de böylesine önemli bir eylemde açıklama yapmayı ihmal etmediler. “Sağ, sol, sıradan halk ne güzel kolkola yürünebiliyor. Bu güzel dalgayı bulandırmayalım” yönlü, peri masallarını çağrıştıran açıklamalarda bulundu. 

Yine Antifaşist Blok kriminalize edilmeye çalışıldı

Antifaşist Blok’u kriminalize etme girişimleri yürüyüşün son dakikasına dek aralıksız olarak devam etti. Özellikle Gençlik Hareketleri, direkt polisler tarafından yoğun “el atmalar”la kışkırtılmaya çalışıldı. Tüm bu provokasyon girişimlerine prim vermeden, miting alanına ulaşıldı ve yürüyüş bir mitingle sonlandırıldı.

Polisin kolundan tutarak sürüklediği bir kişinin, yürüyüş istikametinde bulunan Maritim Otel’in yeraltında bulunan ücra garajına götürüldüğü tespit edilirken, bu anlar “polisin yeni gözaltı yöntemi” olarak fotoğraflanarak teşhir edildi.

Yeni yasa tasarısına neden karşı çıkılıyor?

Şansölye adaylarından Armin Laschet’in Eyalet Başkanlığı döneminde gündeme gelen, Nordrhein Westfalen Eyaleti’nde çıkarılacak olan yeni “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu” tasarısı, 26 Haziran günü Düsseldorf’ta birçok antifaşist grup tarafından protesto edilmiş ve polisin bu eyleme pervasızca saldırması, iki gazeteciyi de yaralayarak kameralarına el koyması çok büyük tepkilere yol açmıştı. Saldırıyı gerçekleştiren ve basın mensuplarını yaralayan polisler hakkında bir soruşturma başlatılması gerekirken, iki eylemci hakkında 129a maddesi kapsamında soruşturma açılmıştı.

Medyanın tüm eylemleri, “radikal sağ-radikal sol” manşetleriyle donattığı bir pandemi dönemi fırsat bilinerek şekillendirilen bu yasa taslağı, en ufak bir itirazı bile “polise mukavamet, polise yönelik şiddet” olarak sabitlemeyi, eylemler sırasında gerçekleştirilen ya da yayınlanan tüm video kayıtlarını “suç” kapsamına alabilmeyi, bu anlamda gazetecilerin haber yapma özgürlüğünü tam anlamıyla kısıtlamayı, nihayetinde de dijital ortamdaki tüm paylaşımlara da bir sınırlama getirmeyi ve bu ihlalleri çiğneyen kişilere kolaylıkla hapis cezası verebilmeyi içeren çok ince detaylı maddelerden oluşuyor.

Bu maddelerin hukuki olmaktan çok “politik” esneklik taşıması sebebiyle, Almanya’da gelenekselleşmiş olan “şehirlere Nazi sokmama” eylemleri de önemli oranda sekteye uğrayacak.