İzmir’de Alınteri ve Köz ortak bir söyleşi ile 1 Mayıs değerlendirmesi yaptılar. Konuşmalarda 1 Mayıs özelinde yapılan değerlendirmeyle birlikte 1 Mayıs sonrasında dünyada ve Türkiye’de ortaya çıkan tablo değerlendirildi.
Alınteri adına yapılan konuşmada işçi sınıfının uluslararası dayanışma günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın işçi sınıfı ve burjuvazi arasındaki sınıf savaşımının düzeyini, ortaya çıkan değişimleri, gerilimler, sıçramaları gösteren bir turnusol kağıdı olduğu vurgulandı. 1 Mayıs’ın dünyada özellikle savaş tamtamlarının arttığı bir dönemde anti-militarizm ve anti-emperyalizm tonunun belirgin biçimde baskın olduğu belirtildi.
Türkiye açısından 1 Mayıs’ta İstanbul ve İzmir özelinde reformizm içine sıkıştırılmış 1 Mayıs’ın dışında kitlelerin önüne işçi sınıfı ve emekçileri merkeze alan insiyatifin daha görünür olduğu vurgulandı. İstanbul’da 1 Mayıs’ın önceki yıllardan bir adım daha öteye giderek Taksim’e çıkmak isteyenlerin devletin doğrudan saldırdığı bir grup insan değil bir şekilde pazarlığa oturmak zorunda kaldığı, arka sokaklara insan avı yaparken bile çembere alarak da olsa açıklama yapmalarını kabul ettiği bir irade olarak kendisini gösterdiğinin öneminin altı çizildi.
İzmir’de ise uzun zamandır reformizm inisiyatifinde gerçekleşen 1 Mayıs’ın daha hazırlık sürecinde CHP sınırları içindeki bir 1 Mayıs’a itiraz edileceği, işçi düşmanı Cemil Tugay’a programda yer verilmesi halinde tepkilerin kitlesel biçimde ve de 1 Mayıs alanında gösterileceğinin önemine işaret edildi.
1 Mayıs’ın yıllardır süren makus talihinin kırıldığı ve emek hareketine moral veren yeni bir çizginin ortaya çıkmış olmasının bu yıl ki 1 Mayıs’ın en ayırt edici özelliği olarak tarihe yazılması gerektiği vurgulandı.
Dünyada Ocak ayı itibariyle Maduro’nun kaçırılmasından ABD-İsrail’in İran’a saldırmasına kadar sıçramalı olaylar dizisinin emperyalist kapitalizmin krizinin geldiği noktanın göstergeleri olduğu vurgulandı. Bu bağlamda Ankara’daki NATO toplantısının emperyalizmin saldırganlık haritasını çizecek basamaklardan birisi olduğu belirtildi.
Türkiye’de CHP kurultayının mutlak butlan ilan dilmesi ile burjuva siyaset krizinin yeni bir düzeleme çıktığı, ancak bu krizi işçi sınıfı ve emekçi kitleler lehine çözme siyasetinde sorunun burjuva siyaset içine sıkıştırılmış olmasının temel sorun olduğu vurgulandı. Alınteri ve Köz’ün işaret ettiği devirimci odak sorunun bu süreçte yakıcılığının kendisini yeniden gösterdiği, NATO toplantısına karşı çıkışın organize edilmesinin dahi işçi sınıfı ve emekçileri merkeze alan bağımsız bir hat olması gerektiği belirtildi.
📍İzmir
Alınteri ve Köz'ün ‘devrimci odak’ çalışması kapsamında düzenlediği "1 Mayıs'ın Ardından Siyasi Tablo" başlıklı söyleşi gerçekleştirildi👇 pic.twitter.com/OHtMrCSHB0
— Alınteri Gazetesi (@GazeteAlinteri5) June 13, 2026
Köz adına yapılan konuşmada sadece 1 Mayıs’ta ne olup bittiğine odaklanmanın sınırlı bir yaklaşım olduğunu belirtildi. Alınteri ve Köz birlikteliğinde 1 Mayıs’ın da zincirleme gündemlerde nasıl müdahil olunacağını merkeze alan devrimci odak ile birlikte ele alınmasın gerektiği vurgulandı.
Dünyada 2026 başı itibariyle zaman zaman çatışma zaman zaman geri çekilme, uzlaşma içeren emperyalist müdahalelerin arttığı söylendi. Ancak bu sürecin değerlendirmesinde hem emperyalizmin mutlak güç olduğu yaklaşımının hem de tam tersine emperyalistlerin eskisi kadar muktedir olmadığına yönelik düşünmenin ikisinin de tek yanlı olduğu, sürecin bileşkeli biçimde ele alınması gerektiği belirtildi.
Burjuva siyasetinde AKP’nin CHP’yi kuşattığı bir süreç ve bu sürecin de çatışmalı ve uzlaşmalı süreçler olduğu belirtildi. Ancak bu tabloya işçi sınıfı ve emekçiler lehine müdahale yerine burjuva siyasetinde taraf olmaya -güncel olarak CHP’de ‘Hain Kemal ile Kahraman Özgür’ arasında bir tercihe- indirgendiğinin altı çizildi.
Bu bağlamda 1 Mayıs’ın örgütlenmesinden 1 Mayıs’ın kutlanmasına kadarki süreçte esas olanın 1 Mayıs’a müzmin muhalif bir tarafgirlik hattında değil devrimci müdahalede bulunan bir odak olma hattından yürütüldüğü belirtildi. Bu nedenle İstanbul’da Taksim’i hedefleyen devrimcilerin geçen yılı bir adım öteye taşıyarak reformizmin 1 Mayıs’ta ne yapacağını beklemeden Taksim başvurusunda bulunduğu hatırlatıldı. 1 Mayıs’a devrimci biçimde müdahil olma hattının 1 Mayıs günü Taksim’e çıkamasa da binlere yakın bir sayı ile polis saldırısı ve ablukası altında kitleleri çağıran bir eyleme dönüştüğü belirtildi.
Keza İzmir’deki 1 Mayıs’ta da CHP-DİSK yönettiği 1 Mayıs kurgusunun 1 Mayıs öncesindeki toplantılar sırasında bozulduğu, Cemil Tugay’ın kürsüye çıkamamasının tertip komitesinin değil devrimci duruşun net bir sonucu olduğunu söylendi.
Türkiye’de kamplaşmanın giderek arttığı ve derinleştiği ancak bu kamplaşmada burjuva cenah içinden birisinin tarafında olmaya doğru sıkıştırıldığı, esas meselenin ise bağımsız sınıf politikasını ortaya çıkarmak olduğu vurgulandı. Bu nedenle 2026 1 Mayısı’nda ortaya çıkan tutum ve iradenin 6 Mayıs’ta Denizler’in anmasına taşındığı, bunun NATO Zirvesi’ne taşınmasını gerektiği vurgulandı.
Söyleşi, katılımcıların sürece dair değerlendirmeleri ve sadece konuşmacıları değil katılımcıları da tartışmaya alan soru-cevap ile sonlandı.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!