Unutma, bir gün sen de yaşlanacaksın



Çocukluk değildir yaşlılık. Uzunca süren bir yaşam deneyimidir yaşlanmak. Tanık olmuş, görmüş ve yaşanmışlıktır. Deneyim ve tecrübedir. Bütün bunlardan edinilen derslerdir yaşlılık.


Aynur Sarıyelek

“Gençken kıyıda köşede yaşlılar görürdüm ama bir gün kendimin de yaşlanacağını hiç düşünmemiştim” diyordu yaşamının son evresinde eşlik ettiğim madame Logel.

Yaşlılık denilen şey, kaza ya da hastalıktan ölmezsek şayet kaçınılmaz olarak hepimizin geçeceği yaşamın doğal bir evresidir. İnsan yaşamının ya da bir canlının ölmezden önceki son aşamasıdır yaşlılık. Buraya kadar bir problem yok, lakin gözden kaçırdığımız bu sürecin nasıl yaşandığıdır. Günümüz dünyasında yaşlılık, üzerinde düşünülmeyen, bu alana dair kamusal hiçbir projenin, yatırımın yapılmadığı bir alan. Var olan yaşlı kurumlarının durumu ise içler acısı “ne sen söyle ne ben dinleyeyim” misali hizmetten üretkenlikten uzak dramatik hikayelerden ibarettir.

Yaşamın bütün alanlarında olduğu gibi tam da kapitalist sistemin karakterine uygun olarak her şeyin metalaştırıldığı, değersizleştirildiği, özelleştirildiği ticarileştirildiği gibi insan yaşamının bu son evresi de para etmediği için değersizleşmiştir. En kötü olanı ise, toplum olarak da bu durumun başka türlü olmazmışçasına kanıksayıp devamına ortak olmamızdır.

Oysa hepimiz, kendimize hiç yakıştırmasak da, bizden uzak bir şeymiş gibi görsek de bir gün mutlaka, ama mutlaka bu evreden geçeceğiz .

İşte bu evreye geldiğimiz andan itibaren bizi bekleyen şey, işe yaramamazlık, zayıflık, güvensizlik, ve korkudur. Kendini ifade edememektir. Her türlü kontrolü kaçırmaktır elden… Neyi yeyip içeceğimizden, neyi yapıp yap(a)mayacağımıza kadar başkalarının karar vermesidir.

Bazen unutmaktır yaşananları yavaş yavaş. Bazen kontrol edememektir aklının, bedeninin hareketlerine. En çok da susmaktır gördükleri ve yaşadıkları kötü muameleler karşısında. Çünkü konuşmak, daha kötüsü olarak kendisine geri dönme riskinin yüksek olduğu bir olasılıktır. Hayat karşısındaki tüm becerilerini yitirmiş, yapamadığı her şey için bağımlı bir hale gelmektir.

Çocukluk değildir yaşlılık. Uzunca süren bir yaşam deneyimidir yaşlanmak. Tanık olmuş, görmüş ve yaşanmışlıktır. Deneyim ve tecrübedir. Bütün bunlardan edinilen derslerdir yaşlılık.

Görüp yaşadıklarının birikimidir yaşlılık ve bütün bunları bilerek zayıflayan fizyolojik yapısına çaresizce teslim olarak susmaktır!..

Mademki yaşlanmak hayatın kaçınılmazı, bunu bilerek yaşamak bizi bekleyen bu evreye bakışımızı değiştirmek, insan yaşamının bu son evresini güzellemek hepimizin görevi olsun.

Güzel bir yaşlılık için hep beraber hayal kurmak gerek.

Unutma bir gün sen de yaşlanacaksın, bütün bizden öncekiler gibi…