Cihan Çetin
Bugün Gemi Söküm İşçileri’nin 9 gündür devam ettikleri direniş için İzmir Aliağa Demokrasi Meydanı’nda yapılan basın açıklaması eyleminde, Tokatlı emekçilerin bu direnişe kazandırdığı bir slogan yükseldi: “Ekmeği vermedin de kazandın mı sandın; Ya hep barabar ya hiç barabar!”
Çok ağır şartlar altında çalışan gemi söküm işçileri patroların oluk oluk kârlar kazandığı bir dönemde, son aylarda giderek artan ancak son günlerde de artık ayyuka çıkan ekonomik yıkıma karşı isyan bayrağını açtılar. Bugünkü basın açıklamasında okudukları taleplerin aslında mevcut yasalara göre hak olduğu bilindiğinde konuşmacı bir işçinin de dediği gibi “patronların hukuksuzluğun hukuk yaptıkları düzene karşı” bayrak açtılar.
Aliağa Gemi Söküm işçileri 9 gündür bekledikleri eylem alanındaki hem direniş hem de dayanışma görüntüleri ile son haftalarda yükselişe geçen işçi-emekçi hareketine yeni bir soluk kattılar. Bugün yapılan basın açıklamasına katılan kitlenin hem kalabalıklığı hem de çeşitliliği işçi ve emekçilerin mücadele istek ve arzusunda artık hissedilen güçlü nabız atışlarından biriydi.
Bugünkü açıklamada işçilerin de belirttiği gibi süreç hiç de kolay değil. Örneğin 9 gün önce fiili greve başlayan işçi sayısı ile şu an devam eden sayısı arasında kayda değer bir fark var. Buna rağmen bugünkü açıklamada eyleme devam eden işçiler işbaşı yapmak zorunda kalan sınıf kardeşlerine gönül kırıklıkları dahi olmayıp “merak etmeyin sizin için de devam ediyoruz, edeceğiz” mesajını vermeleri sınıf içi dinamikleri gözeten çarpıcı bir sınıfsal bilince işaret ediyor.
Aliağa’da bugünkü basın açıklamasında gözle görülen en önemli şey açıklamaya katılan işçi ve emekçilerin çeşitliliği olduğunu söylemek gerekir. Kadın ve çocuklar, Alevi-Sünni işçi emekçiler, işçi sınıfının ideolojik olarak hiçbir zaman dert edinmediği açık-kapalı kadınlar yan yana “Gemileri yaktık geri dönüş yok” sloganını attılar, birlikte omuz omuza halaya durdular.
Kritik bir nokta
Komünistlerin pekçok özellikleri, ilkeleri vardır. İşçi sınıfı ile ilişkide ise şu iki özellik belirleyicidir: Birincisi, komünistler eleştiride ve özeleştiride işçi sınıfına karşı dürüst olmak zorundadır. İkincisi, komünistler işçi sınıfının geri bilinci ile uzlaşmazlar ancak bu geri bilinci de gözetirler.
Alınteri olarak 17 Şubat Perşembe günü gemi söküm işçilerinin eylem alanında Tokat yöresi halk oyunu Bico ile dans eden eylemci işçi görüntüleri ile yapılan kolaj bir videoda Türk-Kürt işçi ve halklarının birlikteliğini ve mücadelelerini vurgulamak; mücadele birlikteliğinin ve bunun yarattığı sınıf gücünün altını çizmek için gerilla görüntülerinin kullanılmasında açık konuşalım elin ayarı biraz kaçmış. Video hazırlanırken verilmek istenen mesaj için daha farklı görüntüler de kullanılabilecekken hem direnişte olan işçilerin hem de Aliağa’daki işçi bilincindeki gerilik, halk oyunun çekiciliğinin getirdiği heyecanla, gözardı edilmiş.
Keza yüksek ihtimal polis eliyle patronlara, oradan da işçilere iletilen video, hem eylemi/eylemcileri suçlu göstermek hem de işçileri bölmek, tehdit etmek için kullanılmış. İşçilerden gelen talep üzerine de video derhal kaldırıldı. Bununla birlikte eylem alanında başka günlerde Kürtçe türküler söylendiği, MHP’ye yıllarca oy veren bir işçinin oy verdiği, desteklediği MHP’den değil de yıllarca düşman bellediği devrimcilerden, solculardan koşulsuz destek geldiğini de bilmeyen yok.
Ancak küçük gibi gözüken bu olay Türkiye’deki işçi sınıfı mücadelesinde kat edilmesi gereken yolun uzunluğunu, çetrefilliğini de gösteriyor bizlere. Başta Türk ve Kürt hakları arasında olmak üzere bu ülkede egemen ulus, din ve cinsiyet dışındakilere karşı burjuvazi ve onun devleti eliyle geliştirilen, gerçekleştirilen yapay düşmanlıkların işçi ve emekçi sınıf içinde kök salmış durumda.
Bu gerici düşmanlaştırmanın ciddi riskleri olmakla beraber doğru yöntem ve araçlarla üzerine gidildiğinde işçi-emekçilerin sınıf sezgileriyle bile, bu yapay düşmanlığı nasıl hızla parçaladığı da en fazla egemen sınıflar bilinmektedir. Zaten egemen sınıfların, yarattıkları yapay düşmanlıkların esasta çok zayıf olduğunu çok iyi bildikleri için bu düşmanlığı gidermeye, ortadan kaldırmaya yönelik büyük küçük demeden her türden girişimi savuşturmak istemesi boşuna değildir.
Aliağa Gemi Söküm işçileri son günlerde yükselişe geçen işçi-emekçi direnişine güçlü bir soluk olmuş, işçi-emekçilerin içine sokulmak istenilen her türden düşmanlığın giderilmesinde, şu an cılız bile gözükse, kayda değer pratikler geliştirmiştir. Aliağa Gemi Söküm işçilerinin bu direnişinin nasıl bir sonla biteceği şu an öngörülemese de bu direniş Türkiye işçi sınıfı tarihindeki yerini şimdiden almaya başlamış gözükmektedir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!