Ukrayna somutunda aylardan beri köpürtülen emperyalist savaş çığırtkanlığı bugün itibariyle çok daha büyük tehlikelere gebe yeni bir aşamaya sıçradı.
Bu işgal, emperyalist kapitalist dünyada yeni bir dönemin işaret fişeği özelliğini taşıyor. Pandemiyle birlikte derinleşen çok yönlü kriz, emperyalist kutupların birbirlerinin etki alanlarını daraltma hamlelerini büyütmenin yanında, enerji kaynakları ve dolaşım hatları üzerindeki kontrol kavgasını da keskinleştirdi.
Dolayısıyla Ukrayna’da aylardır karşılıklı gövde gösterileri ve tehditlerle tırmandırılan kriz, bu emperyal rekabet ve hesapların ürünüdür. Bu rekabetin yarın karşımıza nerede, hangi biçimlerde çıkacağı bilinmez. Ama bu kaynamanın burada kalmayacağı kesindir.
Rusya’nın şimdilik Donbass bölgesinin işgali yanında Ukrayna’da hüküm süren faşist rejimin askeri ve siyasi kapasitesini olabildiğince yıkıma uğratma amacını taşıyan harekatı “sol” sosuna bulanmış hiçbir demagojinin üzerine örtemeyeceği kadar açık bir emperyalist saldırıdır.
Alınteri Ukrayna açıklaması pdf hali
Milliyetçi Rus oligarklarının temsilcisi Putin’in saldırıya siyasi bir kılıf geçirmek amacıyla yaptığı konuşma sırasında Lenin’e ve Lenin şahsında sosyalizmin Çarlık Rusyası gibi bir halklar hapishanesinde ulusal sorun gibi çok boyutlu karmaşık bir soruna bulduğu olağanüstü çözümü hedef alması dahi bu saldırının büyük Rus milliyetçisi yayılmacı şoven karakterini ele verir.
Ukrayna’daki kukla Zelenski rejiminin Maidan darbesi sonucu kurulmuş faşist bir rejim olması ve son zamanlarda Batı emperyalizminin gönüllü fedailiğine soyunması bu askeri saldırganlığa haklılık kazandırmaz.
Her kim işin bu yönlerini “sol” sosa bulanmış keskin demagojilerine dayanak noktası haline getiriyorsa, o ilkesel olarak, ABD ve diğer Batılı emperyalist güçlerin Irak ve Afganistan’a “demokrasi götürme” kılıfı arkasında gerçekleştirdikleri emperyalist müdahalelere ve değişik ülkelerde tezgahladıkları askeri faşist darbelere karşı çıkma hakkını da kendi elleriyle ortadan kaldırmış demektir.
Bu yaklaşım, 1956 Macaristan, 1968 Çekoslovakya ve 1979’daki Afganistan’a yönelik sosyal emperyalist müdahaleleri “sosyalizmi savunma” gerekçesiyle alkışlayan tek yanlı taraftar fanatizminin günümüzdeki yansımasından başka bir anlam taşımaz. Bu yönüyle de tarihten hiç ders alınmadığını gösterir.
Diğer yandan, Putin rejiminin Ukrayna topraklarına askeri saldırısı emperyal amaçlarla gerçekleştirilmiş ne kadar haksız ve kabul edilemez bir eylem ise, gerilimin bu noktaya kadar tırmanmasına zemin hazırlayan, özellikle son aylarda adım adım tırmandırdıkları provokatif eylemleriyle savaşa çanak tutan ABD-İngiltere ikilisi ve NATO’nun bu süreçteki rolü ve sorumluluğunu görmezden gelmek de aynı ölçüde tek yanlı, bu kez Batılı emperyalistlerin değirmenine su taşıyan yancı bir tutumdur.
Özellikle ABD-İngiltere ikilisi, 2003’te “Saddam rejiminin öldürücü kimyasal silahlara sahip olduğu” yalanını bahane ederek başlattıkları Irak’a emperyalist müdahale konusunda oynadıkları oyunu bugün aynı utanmazlık ve aynı alçaklıkla yeniden oynamaktadırlar.
Sonuç olarak her kim, bugün insanlığı yeni bir emperyalist paylaşım savaşına bir adım -belki de daha fazla- yaklaştıran bu gelişmenin temelinde yatan emperyalist güçler arasındaki rekabet gerçeğine gözlerini kapatarak şu ya da bu taraftan yana tutum alıyorsa, o en başta insanlık değerlerine, proletarya enternasyonalizminin ilkelerine ve devrimci proletaryanın savaşa karşı tutumuna sırt dönüyor demektir!
Her kim bugün Ukrayna’da karşımıza çıkan emperyalist güçler arasındaki doğrudan ya da vekalet savaşları biçimindeki kapışmaların temelinde yatan dinamiğe, yani eşit olmayan gelişme yasasının sonucu olarak keskinleşen emperyalist rekabet ve onun bağrında taşıdığı yeni bir emperyalist paylaşım savaşı tehlikesinin büyümesini hâlâ göremeyen akıl almaz bir körlük içinde demektir!
Ve her kim, dünyanın neresinde ve hangi biçimlere bürünmüş olarak karşımıza çıkarsa çıksın emperyalist güçlerin halklara ölüm ve yıkım getiren savaş politikalarının karşısına proletarya ve halkların devrimci iç savaşını yükseltme şiarını esas alarak tutum belirlemiyorsa, onlar aslında İkinci Enternasyonal oportünizmini utanç verici iflasa sürükleyen bir duruşun sahibi demektir!
Her türlü emperyalist müdahale ve savaşa karşı proletarya ve halkların sınıf kavgasını yükselt!
Krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm!
Ya barbarlık içinde yok oluş ya sosyalizm!


Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!