Salı, 30 Haziran 2026

Devrimci işçi Duran Baysal Finans Şehir şantiyesinde anıldı



3 Mart 2016’da Diyarbakır’daki bir cami inşaatında alınmayan güvenlik önlemleri nedeniyle meydana gelen iş cinayetinde hayatını kaybeden devrimci işçi Duran Baysal, Birleşik İşçi Kurultayı, Dev Yapı-İş ve İnşaat-İş tarafından Finans Şehir Merkezi şantiyesinde yapılan basın açıklamasıyla anıldı. Ortak imzalı “İş cinayetlerini örgütlenerek durduracağız! Devrimci inşaat işçisi Duran Baysal kavgamızda yaşıyor!” pankartın açıldığı açıklamaya, Kaldıraç, Alınteri …


3 Mart 2016’da Diyarbakır’daki bir cami inşaatında alınmayan güvenlik önlemleri nedeniyle meydana gelen iş cinayetinde hayatını kaybeden devrimci işçi Duran Baysal, Birleşik İşçi Kurultayı, Dev Yapı-İş ve İnşaat-İş tarafından Finans Şehir Merkezi şantiyesinde yapılan basın açıklamasıyla anıldı. Ortak imzalı “İş cinayetlerini örgütlenerek durduracağız! Devrimci inşaat işçisi Duran Baysal kavgamızda yaşıyor!” pankartın açıldığı açıklamaya, Kaldıraç, Alınteri ve İşçi Hareketi Koordinasyonu da katıldı.

Duran Baysal’ın aynı zamanda Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odalar Birliği’nin (TMMOB), Kozlu’da 263 maden işçisinin hayatını kaybetmesine dikkat çekmek için İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü ilan ettiği 3 Mart’ta hayatını kaybettiği vurgulanan açıklamada, Baysal şahsında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçiler selamlandı ve iş cinayetlerine karşı mücadelenin ve örgütlenmenin önemine vurgu yapıldı.

“İnşaat işçisi köle değildir!”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz!”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “Duran Baysal ölümsüzdür!” sloganlarının atıldığı ortak açıklamada, Duran Baysal’ın örgütlü olduğu Kaldıraç Hareketi adına da bir konuşma yapıldı.

Bugün aynı zamanda İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü

Dev Yapı-İş üyesi Şahin Uçar tarafından okunan “İş cinayetlerini örgütlenerek durduracağız!” başlıklı açıklama 3 Mart 1992’de 263 işçinin hayatını kaybettiği Kozlu Katliamı ve 22 yıl sonra , 13 Mayıs 2014’te dünyada ve Türkiye’deki en büyük madenci katliamı olan Soma Katliamı hatırlatılarak başlandı ve “Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odalar Birliği (TMMOB), Kozlu’da yaşanan bu büyük acının ardından iş cinayetlerine dikkat çekebilmek için, 3 Mart tarihini “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan etti…” denildi.

Duran Baysal devrimci bir işçiydi

Kozlu madenci katliamının 30. yıldönümü olan bugünün aynı zamanda devrimci işçi Duran Baysal’ın da aramızdan alınışının 6’ncı yıldönümü olduğu katdedilen açıklamada, Duran Baysal hakkında şu bilgiler verildi:

Duran Baysal, Kaldıraç Hareketi ve İşçi Gazetesi saflarında mücadele yürüten, İnşaat-İş sendikasının ilk üyelerinden olan devrimci bir inşaat işçisiydi. Duran, işçi sınıfının kurtuluşu ve halkların özgürlüğüne kavuşması için örgütlü mücadelenin zorunlu olduğuna inanıyordu. Bu amaç için de birlikte çalıştığı iş arkadaşlarını hakları için mücadeleye davet ediyor, yoldaşlarıyla beraber sömürüye ve haksızlıklara karşı en ön saflarda mücadele ediyordu.

Tokat’ın merkez köylerinden yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Duran Baysal yoldaşımızı 3 Mart 2016’da Diyarbakır’da yaşanan bir iş cinayetinde yitirdik.

İş cinayetlerinde katledilen işçiler anıldı

Açıklamada Kozlu’da, Tersanelerde, Davutpaşa’da, Esenyurt’ta, Ostim’de, Soma’da, Ermenek’te, Torunlar’da, Şirvan’da, 3. Havalimanı şantiyesinde, Hendek havai fişek fabrikasında, Güngören’de, Akkuyu’da ve her gün ortalama 5-6 işçinin canına mal olan iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm işçi işçiler selamlandı.

İşçileri öldüren sömürü-yağma-rant düzenidir!

İşçilerin çalışırken canını alan, daha fazlasını sakatlayan ve meslek hastalıkları sonucu ölümüne neden olan ücretli kölelik düzenine karşı sürdürülen mücadeleyle, yıllar içinde toplumsal bir duyarlılık ve bilincin geliştiği, ancak cinayetlerin hız kesmeden devam ettiği belirtilen açıklamada, “Kadın-erkek-göçmen-çocuk; yaşı, cinsiyeti, kökeni fark etmeksizin her yıl binlerce işçi iş cinayetlerinde can vermeye devam etti, ediyor” denildi.

Cinayetlerdeki bu artışların neoliberal birikim modelince yaratılan istihdam modelleri ve politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğu kaydedilen açıklamada, işçi sınıfının örgütsüzleştirilmesi saldırısı ve mevcut sendikal anlayış şöyle teşhir edildi:

Ruhunu 12 Eylül yasalarından alan ve hemen her adımda sermaye sınıfının çıkarlarına göre şekillendirilmiş 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile işçilerin örgütlenmesi, hak araması zora koşulurken, işçilerin hak ve çıkarlarını savunmakla yükümlü sendikalar, mücadele etmek bir yana, emek cephesinde yaşanan yıkımın bir tür garantörlüğünü üstlendiler. (Elbette, sayıları sınırlı da olsa bu alanda mücadele eden sendikaları ve sendikacıları tenzih ederek ifade ediyoruz.)

İşte, işçi cinayetlerinin, iş kazaları ve meslek hastalıklarının hız kesmeden devam etmesinin başlıca sebepleri böyledir.

2021’de en az 2170 işçi iş cinayetlerinde can verdi

“Ondandır ki, hala işçiler; inşaatlarda, maden ocaklarında, tersanelerde, tekstil-mobilya-metal imalathanelerinde, tarla-bahçe yollarında can vermeye devam ediyor” denilen açıklamada İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG), 2021 yılında en az 2170, geçtiğimiz ocak ayında da 111 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini açıkladığı hatırlatıldı.

Sınıfsal sorun

İşçi sağlığı ve güvenliğinin salt bir denetim sorunu olmadığının altı çizilen açıklamada, bu sorunun sınıfsal bir sorun olduğu vurgulandı. “Nasıl ki işçi cinayetleri kâr odaklı üretim ilişkilerine dayanıyorsa, kârın artırılması için taşeronlaşmanın, güvencesiz istihdam biçimlerinin, kayıt dışılığın sermaye tarafından yaygınlaştırılıp egemen hale getirilmesine dayanıyorsa; işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesi de ücretli kölelik düzenine karşı, sınıfsız sömürüsüz özgür bir dünya mücadelesinin bir alanı olarak ele alınmak durumundadır” diye kaydedildi.

Örgütlenme çağrısı

“Gayet açık ki, işçiler sadece ekmekleri için değil, ölmemek için de örgütlenmek zorundadırlar” denilen açıklamada, “Ortak çağrımızdır; işçi kanıyla beslenen bu köhnemiş sömürü düzenine sessiz kalmamak için, insanca yaşanabilir bir ücret ve insana yaraşır koşullarda çalışma hakkımız için, iş cinayetlerinde ölmemek için tüm işçi kardeşlerimizi örgütlenmeye, sendikalarımıza üye olmaya davet ediyoruz” vurgusu yapıldı.

Açıklamanın ardından Kaldıraç adına yapılan konuşmada Duran Baysal’ın şantiyelerde çalışan ve devrimci faaliyet yürüten bir yoldaşları olduğu, onun bıraktığı izleri bugün devam eden mücadelede gördükleri kaydedildi, onun yaşatılmasının da bu olduğu ifade edildi.