Rusya’nın NATO’nun burnunun dibine kadar genişlemesi, Dombass bölgesindeki antifaşist güçlerin (Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti) Neonazi ve faşist Ukrayna devletinin saldırılarına uğraması gerekçesiyle başlattığı Ukrayna işgalinin dünya düzleminde yarattığı sıçramalı değişikliklerin en önemlilerinden biri, faşist hareketin bu işgali fırsata dönüştürerek uluslararası düzlemde örgütlenmesi, Almanya gibi emperyalist bir gücün silahlanmadan tutalım ordusunun yapısına yönelik değişikliklere kadar aleni bir saldırgan stratejiye geçiş yapması, AB’yi de bu yönde değişime zorlaması oldu.
Dünya düzleminde Rus halkı özgülünde kışkırtılan ırkçılığın ulaştığı düzey tüyler ürpertici bir nitelik kazanıyor. Ruslara ait olup, dünya halklarına mal olmuş sanat eserlerinin sinemaya uyarlanmasından vazgeçiliyor ve bu kara propaganda eşliğinde yapılıyor. Tarih adeta yeniden yazılmaya kalkışılıyor, bugüne kadar benimsenmek zorunda kalınan tüm kabuller pervasızca reddediliyor. Sosyalizmin değerleri, tarihsel birikimin Rusya ve SSCB tarafından yaratılmış tüm anlamları hedefe çakılıyor. Avrupa’da Rus işçilerin işine son veriliyor, Ruslar Avrupa demokrasisi denilen köhnemiş merkezlerde fiziki saldırılara uğruyor, işletmelere alınmıyor. Tüm bunlar dev bir medya organizasyonu üzerinden yapılıyor. Psikolojik savaş için dev bir makine oluşturuluyor ve emperyalist merkezler bunu pervasızca ilan ediyor, dahası övünüyor…
ABD ve AB’li emperyalistler bu işgali yayılmacı hayalleri, emperyalist güçler arasındaki güç dengelerini yeniden kurmanın fırsatı olarak tepe tepe kullanıyor. Bunu yaparken faşizmin tüm argümanlarını, söylem ve pratiklerini en aşağılık biçimlerde kullanıyor. En tehlikelisi de ekonomik-siyasi-ideolojik-kültürel her açıdan derin bir krizle sarsılan emperyalist kapitalist sistemin bu işgali krizinin yarattığı toplumsal yıkımın üzerini Rus halkına dönük ırkçı bir histeriyi kışkırtarak perdelemesi, dünya halklarını bu ırkçılıkla zehirlemekte vites büyütmesidir. Devasa psikolojik savaş makinesiyle Avrupa ve ABD halkları güvenlik, gelecek kaygısı saplantılarıyla uyuşturularak ırkçılık zehriyle sarhoş edilmeye çalışılıyor.
Emperyalizmin kuklası Ukrayna faşist rejiminin işgali fırsata dönüştürerek sol partileri yasaklaması, faşist Azov Taburu’nun Romenlere, muhaliflere, LGBTİ+’lara, göçmenlere, sosyalistlere yönelik insanlık dışı saldırıları; Ukrayna Ulusal Muhafızları’nın sokak ortasında yaptığı ve tıpkı IŞİD gibi videolarla servis ederek dünya halklarına izlettiği işkenceler ve bunun halkların kabulüne sunulmasıysa bu işgalin başka bir fırsatı olarak değerlendiriliyor.
Kısacası dünyada sadece emperyalistler arasındaki hegemonya ve güç mücadelesinde dengelerin değil, dünyanın genel olarak ruhunun ele geçirilmesi hedefleniyor!
Bu faşist saldırganlıklara ve işgalin faşizmin propagandasına, işkencenin dünya halklarının kabulüne sunulmasına, tarihsel değerlerimizin emperyalist güçler eliyle örgütlenmiş psikolojik savaşta ırkçı-faşist propagandayla hedefe çakılmasına karşı dünyanın ilerici, sosyalist, komünist güçlerinin başka bir propaganda cephesi açması, bu gidişata dönük pratik tutumlar geliştirmesi, işçi sınıfı içinde özel bir duyarlılık yaratmasıysa kaçınılmaz bir zorunluluk haline geliyor. İtalya’nın Toskana bölgesindeki Pisa kentinde bulunan “Galileo Galilei Sivil Havalimanı”nın bazı çalışanlarının, 16 Mart günü Polonya üzerinden Ukrayna’ya “insani yardım” taşıyacağı ileri sürülen bir B-737 kargosunu, resmi olarak ilaç, gıda vb. görünmesine rağmen silah, mühimmat ve patlayıcılarla doldurulduğunu fark ederek yüklemeyi reddetmesi bu açıdan esinleyici bir örnektir.
Rusya’nın çeşitli gerekçeler öne sürerek emperyalist yayılmacılığını perdelemeye kalkıştığı işgal karşısında tutum almak ne kadar zorunluysa, diğer cepheden yürütülen ve adına “hibrit savaşları” denilen bu aşağılık saldırganlığın karşısında durmak da o kadar kaçınılmazdır.
Almanya basınına yansıyan birkaç haber bile bu işgalin gerek uluslararası Neonazi hareket gerekse Alman emperyalizmi özgülünde nasıl bir fırsata dönüştürüldüğünün çarpıcı ifadesidir:
Bu haberlere göre her geçen gün Rus kuvvetlerine karşı savaşmak üzere Ukrayna silahlı kuvvetlerine katılan yabancı lejyoner sayısı büyüyor.
Ukrayna kara kuvvetlerinin verilerine dayanarak gönüllülerin ABD, İngiltere, İsveç, Litvanya, Meksika ve Hindistan’dan geldiği söylenirken, Almanca yayın yapan ve dünyanın en büyük muhabir ağına sahip gazetelerinden biri olan ‘Frankfurter Allgemeine Zeitung’ Ukrayna’nın, ordusuna Almanları da aldığını bildirdi.
Düzinelerce kişi Ukrayna’daki yabancı lejyona katılmak için başvurdu
Düzinelerce erkeğin, Ukrayna yedek birliklerinde yabancı lejyonuna kabul edilmek amacıyla Ukrayna fahri konsolosluğunu ve Federal Meclis’in CDU’lu eski milletvekili Hansjürgen Doss’u aradığını ifade eden gazete, kişiler arasında eski Federal Ordu askerlerinin ve askeri doktorların da olduğunu belirtti.
‘Alman gizli servisleri tarafından yönlendirilen Nazilerin yolundaki taşları temizliyor’
Haber kanalı Tagesschau, yapılan tahminleri dikkate alarak, yabancı lejyonunun boyutunu, yaklaşık 20 bin olarak belirtti. Bunun ne kadarının Alman olduğu bilgisi bulunmuyor, ancak tahminler birkaç yüz ile 10 bin kişi arasında değişiyor.
Sosyalist JungeWelt gazetesinde yer verilen bir yorumda sayıların net olmamasına ilişkin “Ukrayna başkanının çağrısına kaç Almanın yanıt verdiği belirsiz. Ancak bir şey açık: Federal hükümet, Kiev büyükelçiliğinin bir asker toplama ofisi olarak çalışmasını bilmezlikten geliyor. Yıllardır faşist Azak Taburu’nda faaliyet gösteren ve Alman gizli servisleri tarafından yönlendirilen Nazilerin yolundaki taşları temizliyor” denildi.
‘Eski askerlerin bir kısmı zaten savaş bölgesinde’
Konuyla ilgili yapılan araştırmalar ve yayımlanan raporlar artarken, Federal Ordu verilerine göre Almanya’da 900 bin civarı eski yedek asker var. Business Insider şifreli sohbet gruplarını analiz ederek savaş hazırlığı için yazışan yüzlerce kişi olduğunu yazdı. Eski askerlerin bir kısmının ise zaten savaş bölgesinde olduğu söyleniyor.
‘İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez Alman askerleri Rus askerlerine ateş ediyor’
“Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung“, biri Federal Ordu komando askeri olan iki Alman’ın bir pusuda on veya on bir Rus askerini öldürdüğünü bildirdi.
Gazete bu olayı, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana belki de ilk kez Alman askerleri Rus askerlerine ateş ediyor ve üstelik Ukrayna’da, tıpkı o zamanlardaki gibi.” şeklinde yorumladı.
“Süddeutsche Zeitung” gazetesi ise Federal İçişleri Bakanlığı sözcüsünde “Ukrayna’ya seyahat eden veya seyahat etmeyi planlayan 27 aşırı sağcı hakkında bilgi” olduğunu aktardı.
Azak Almanya’da uzun süredir gönüllüler bulmaya çalışıyordu
Gazeteye göre, NPD, “3. Yol” veya “Yeni Güç” gibi Nazi partileri, uzun zamandır 2014’te kurulan Azak Taburu ile bağlarını koruyor. Aralarında yabancıların da olduğu tabur, 2017’den beri Alman sağcı rock festivallerinde gönüllüler bulmaya çalışıyordu.
ABD ve İngiltere hükümetleri paralı askerliği kağıt üstünde de olsa yasa dışı hale getirirken, neredeyse yalnızca seyahat etmeme uyarıları yapan Federal Almanya’nın konuyla ilgili sessiz kalması eleştirilere neden oluyor.
AB’den Kiev’e 500 milyonluk silah teslimatı 2025’e kadar ikiye katlanacak, asker yollanacak
Diğer yandan hafta başında 27 AB ülkesinin dışişleri ve savunma bakanları “yeni bir güvenlik stratejisi“oluşturmak üzere Brükselde toplandı. En geç 2025 yılına kadar üye ülkelerin askerlerinden oluşan 5 bin kişilik bir askeri güç hazır edilmesine ve Kiev’e 500 milyonluk silah teslimatının ikiye katlanmasına karar verildi. SPD’li Savunma Bakanı Christine Lambrecht’in Federal Ordu’nun 2025´te yeni kuvvetlerin çekirdeğini oluşturacağını duyururken, Federal hükümet AB´nin ek silah teslimatlarına yüzde 26 oranında mali katkı sağlayacağını söyledi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!