Adana Aladağ’da Süleymancılara ait kaçak yurtta çıkan ve 11’i kız çocuğu 12 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan yangına ilişkin 18 kişinin yargılandığı davanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi’nde görülen ikinci istinaf karar duruşmasında sekiz kişi hakkında hapis cezası verildi.
Eğitim hakkına ulaşamayan yoksul çocukların devletin de yönlendirmesiyle kaldıkları bu yurtların kaçak olmalarının bile dert edilmediği, her türlü denetimden azade kılındığı Aladağ Kız Öğrenci Yurdu’ndaki yangınla bir kez daha açığa çıkmıştı. Ailelerinin tek bir duruşmayı bile kaçırmadan evlatlarının canlarına sudan ucuz muamelesi yapılmasının hesabının sorulmasını istediği davanın bugünkü istinaf karar duruşmasında mahkeme yerel mahkemenin verdiği cezaları bir miktar daha arttırdı.
Davada Gezi davasında mesnetsiz iddialarla tutuklananlardan Avukat Can Atalay’ın SEGBİS üzerinden müvekkillerini savunması talebi reddedildi. Can Atalay, Aladağ yurt yangınında çocuklarını kaybeden ailelerin avukatlığını yapıyordu.
“Cemaat yurduna göndermek zorunda kaldık”
Sosyal Hukuk sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlarda duruşmada çocukların aileleri şikayetçi olduklarını, suçluların cezalandırılmasını, adaletin yerini bulmasını istediklerini, yoksulluklarının sömürüldüğünü beyan ederek şunları söyledi:
İsmail Bakır: Ben üç köyün muhtarının, İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün, Kaymakam’ın yargılanmasını istiyorum. Çocuklarımızı onların yüzünden cemaatçilerin yurduna göndermek zorunda kaldık.
Hayriye Köylü: Sonuna kadar şikayetçiyim.
Ahmet Yetim: Adalet yerini bulsun. Köy muhtarları, İlçe Milli Eğitim Müdürü, Kaymakam cezalandırılsın.
Ahmet Altun: Sorumlular cezalandırılsın.
Aladağlı ailelerin avukatlarından Evren İşler, Mustafa Çinkılıç ve Diyarbakır Barosu’ndan Avukat Behlül Barlak dosyanın taksirle öldürmekten değil, olası kastla ölüme sebebiyet vermekten yapılmasını talep ederek bunun gerekçelerini anlattılar.
Avukat İşler bu gerekçeleri, “Bu dosyada manevi unsur açısından öngörü koşulunun gerçekleştiği tüm yargılama makamları tarafından söylendi. Bizim ayrıştığımız yer bilinçli taksir-olası kast ayrımı. Tek soruyla bu ayrımı açıklayabiliriz. Öngörülen sonucun gerçekleşmesini önleyici herhangi bir işlem yapılmış mı yapılmamış mı? Yapılmamış. Olası kasıt oluşmuştur. İhmali davranışla insan öldürme suçu işlenmiştir.” şeklinde özetledi.
Avukat Mustafa Çinkılıç ise şunları söyledi:
“Can (Atalay) burada olsa şöyle söylerdi; Eğitim bir Anayasal haktır, tarikatlara teslim edilemez. Adana’nın sıcağında -kibrit çakmasanız bile- yangın çıkacağını iddia makamı saptamış. Bu olası kast saptamalarına rağmen iddia makamı bilinçli taksirle cezalandırma talep etmiştir. Faillerin bütün olarak eylemlerinde öldürme kastı yok. Ancak böyle bir olayın olacağını öngörüp önlememe var. Kanunda bu durum olası kasıt olarak yer almaktadır.”
Diyarbakır Barosu’ndan Avukat Behlül Barlak ise “Bu dosyada en büyük temennimiz cezasızlık rejimi yaratılmamasıdır. Sanıkların ayrı ayrı olası kastla insan öldürme suçundan cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.
Duruşma sonrası adliye önünde yapılan açıklamalarda mahkemenin bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme yaklaşımını değiştirmediği, ancak cezalarda artırıma gittiği kaydedildi.
Bu duruşmada ne değişti?
Son kararla Kozan Ağır Ceza’nın verdiği karar arasındaki farklar şöyle:
Önceki mahkemece 12 yıl 2 ay hapis cezası alan yurdun sahibi olan Derneğin Başkanı İsmail Uğur’un, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma suçundan” 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, daha önceki duruşmada 11 yıl 1 ay hapis cezası alan Yurt Müdürü Cuma Ali Genç’in “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma suçundan” 13 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.
Diğer sanıklar Yurt Müdür Yardımcısı Mahmut Deniz, Mahir Kılıç, Mustafa Öztaş, Ramazan Keleş, Ramazan Dede’nin de aynı suçlardan 11 yıl 3 ay, hapis cezası ile cezalandırılmasına Zeki Yılmaz’ın ise 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!