İdil’den yansıyan yoksulluk fotoğrafı…



İşçi ve emekçiler yoksulluğu aşan sınırlarda yaşamaya doğru gidiyor. Gıda, barınma, ısınma, ulaşım, okul giderleri… derken hiçbir temel ihtiyaca ulaşamaz hale geliyorlar. Bu tabloyu özetleyen dramatik fotoğraflar birbirine ekleniyor. Bu fotoğraflar Kürdistan’dan olunca durumun vahameti daha da netleşiyor. İş bulamayan, bulsa da gündelik karın tokluğuna çalışabilen, “kalıcı” olanda bile asgari ücretin altında ücrete mahkum edilen …


İşçi ve emekçiler yoksulluğu aşan sınırlarda yaşamaya doğru gidiyor. Gıda, barınma, ısınma, ulaşım, okul giderleri… derken hiçbir temel ihtiyaca ulaşamaz hale geliyorlar. Bu tabloyu özetleyen dramatik fotoğraflar birbirine ekleniyor. Bu fotoğraflar Kürdistan’dan olunca durumun vahameti daha da netleşiyor. İş bulamayan, bulsa da gündelik karın tokluğuna çalışabilen, “kalıcı” olanda bile asgari ücretin altında ücrete mahkum edilen Kürt emekçiler, dağıtılan sembolik “yardımlar” için upuzun kuyruklar oluşturuyorlar.

Halkın her türlü sosyal güvence ve haktan yoksunlaştırılıp Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı denilen resmi dilencilik kurumuna muhtaç edilmesine dair bir fotoğraf da İdil’den.  Yoksulluğunu kanıtlaması için bile (yandaş değilse tabi) bin dereden su getirmesi gereken emekçiler, bu vakfın “yoksul ailelere” yapacağı 500 TL’lik “yardım” için sabahın erken saatlerinde İdil Kaymakamlığı önünde uzun kuyruklar oluşturuyor.

“Yoksulluk Yardımı” adı altında yapılan ödeme için her ay aynı görüntülerin yaşandığı belirtiliyor.

Emeği ucuzlatan, halkı bir lokma ekmeğe rıza göstermeye çağıran, yoksulluğu kader olarak kodlatan burjuva devlet de tablonun ağırlığını yoksullara yaptığını söylediği bu yardımlarla övünerek hafifleteceğini sanıyor. “Şu kadar kişinin kredi kartı borcunu ödedik”, “şu kadar çocuğa okul yardımı yaptık”, “şu kadarına yoksulluk yardımında bulunduk” diyerek açlık tehlikesiyle burun buruna olan emekçilerin midelerindeki sesleri dindirmeye çalışıyor. Burjuvalara milyarlar akıtılırken, saraylarda şatafat içinde yaşanırken yapıyor bunu. Yandaş olduğu için birkaç yerden kallavi maaşlar alanların çoğaldığı, iktidarın eteklerinde dolaşanların bile villa sahibi olabildikleri koşullarda. Açlıkla zenginliğin keskin uçlarda toplandığı bu koşulların nerelere akabileceğinin korkusunu ensesinde hissederek… O korkuyu gerçek kılmadığımızda bu cehennemin sürgit devam edeceğine inanarak.